Pervanenin Aşkı

9

Hemen hemen her  mutasavvıfın divanında bir simge haline gelen, gizemli bütünleşmenin en güzel örneği pervanenin muma yani (ateşe) olan aşkı olmuş. Pervane aşk hasreti ve vuslat şevki ile etrafında dönerken, döndükçe coşkusu artmış, ateşe biraz daha, biraz daha yakınlaşmak arzusu duymuş. Döndükçe aşk çekiminden çember daralmış. Çember daralınca muma (sevgiliye) dokunmak arzusu duymuş, bir kanadının ucunu hafifçe ateşe değdirmiş. Yanan kanat ucunun acısından garip bir lezzet almış, tekrar dönmeye başlamış, o lezzeti tekrar tatmak istemış. Bu sefer daha fazla değdirmiş. Daha fazla acı, daha fazla lezzet almış. Biraz daha, biraz daha derken ateşi kucaklama arzusuna kapılmış, kendisini ateşe atmış. Ateşle bütünleşen bedeni, kavrularak yere, minicik düşmüş. Bu yanıştan mumun haberi bile olmamış. Binlerce pervane mumun ateşinden aşk ile yanıp zevk almışlar, zevk aldıkça yakınlaşmış ve yakınlaştkça yanarak yerlere küçüçük küçücük düşmüşler.
Zevk veren bir yanış, yeniden doğuş olmuş.
Ne var ki “şem ile pervane” nin aşk öyküsü her gönle ayrı ayrı yansımış. Pervanedeki yanış, aşk künhüne varmanın iç derinliğinde saklıdır. Her ruh aynası farklı farklı yansır. Bazen derinleşır, bazen yüzelleşir, bazen uzar, bazen kısalır, bazen lirik dokunuşlarla pevanenin perişanlığından yükselerek, asıl aşkın gücüyle donarak en güzele kanatlanır. Şem yakar, yanar pervane. Ve sahip olduğu tek sermayesi olan küçücük varlığını sevgiliye adar.
Aşk sevilende ayrı, seven de ise apayrı ulvileşir. Aşkta menfaat yok, can bahası vardır, can verme vardır.
Akıl pervane, sevgili de mum gibidir. Her ne kadar pervane kendini muma çarptıkça, yanar ve yok olursa da, asıl pervane zarar gördükçe, yandıkça ve eleme uğradıkça mumun ışığından ayrılmayandır.
Mevlana, Şems’i muma benzetir.
*Tebrizli Şems muma benzer. Fakat bütün mumlar onun pervanesi olmuşlardır. Çünkü onun gönlünün içinde bambaşka bir alem vardır.
Mumun aşkı ise pervaneninkinden farklıdır. Mum, başında bir ateşle yanar, içindeki ipin ateşini söndürmek için suya ihtiyaç duyar. O su gözyaşıdır. Mum damla damla gözyaşı akıtır ama ateşi söndüremez. Ta ki tükenene kadar. Kendi  akıttığı gözyaşları içinde erir ve gözyaşları içinde boğulur tükenir. İçindeki  ipi de yanar biter.
Pervane olmak belki daha kolay. Onun aşkını herkes anlar ama mumun aşkını pek anlayan olmaz. Sevilenlerin aşıklara gönül verişleri gizlidir. Hani Leyla der ya: “Mecnun olmak kolay” diye. Leyla’nın aşkı gizlidir. Mecnun’un ki ise davullu zurnayladır, aşikardır.
Mevlana,”pervane gıbı ateşe koşunuz” der.
*Canı ıle oynayan pervane gibi, muma doğru koşunuz! ne diye  vefasız arkadaşa kendinizi vermiş, ne diye ona bağlanmışsınız?
*Pervanenin  mumun alevine kendini attığı gibi sizde aşk ateşine kendinizi atınız, yanınız, yakılınız da, gönlünüzü, ruhunuzu aydınlatınız! Hayretinizden senelerin eskittiği, hırpaladığı bu köhne bedenini atınız da, taze bir tane, yeni bir bedene bürününüz…
Hz. Mevlana beytinde der ki: Bütün hastalar iyileşmeyi ümit ederler, umarlar, o ümitle yaşarlar. Aşk hastası ise, benim hastalığımı arttırın beni daha çok hasta edin diye feryat eder.( Hak aşığı bu zehirden daha tatlı daha hoş bir şerbet görmedim der, bu hastalıktan daha hoş bir sağlık olamaz diye düşünür.)

Mevlana’dan