Paylaşma Kültürü ve Medenilik

Nice bir besleyesin, bu kadd ile kameti

Düştün dünya zevkine unuttun kıyameti

Dürüs, kazan, ye yedir, bir gönül ele getir

Yüz Kabe’den yiğrektir, bir gönül ziyareti

Uslu değil delidir halka salusluk satan

Nefsin Müslüman etsin var ise kerameti

Yunus imdi sen dahi, gerçeklerden olagör

Gerçek erenler imiş, cümlenin ziyareti

Kabil Habil’i öldürdüğü zaman kardeşinin cesedini ne yapacağını bilmiyor. Sonra bir karganın ölen başka bir kargayı gömmesini örnek alıyor ve mezar kazıyor. İnsanın öğretilmedikçe kendi ölüsünü gömme konusunda bile bilgisi yok. Hayvanların genetiğinde nasıl davranmaları gerektiği yazılıdır. Mesela kurtlar gök gürültüsünde hayatta kalma içgüdüsüyle mağaralarına girerler. İnsan ise nerede ne yapması gerektiğini öğrenir. Bunun yolu ya semavi öğretilerdir ya da kendisi, yaratılmış olan doğayı gözlemleyerek ne yapması gerektiğini keşfeder.
Yunus’un yaşadığı dönemde Anadolu’da Orta Asya’dan gelen konargöçer bir kültür vardı. Orta Asya’dan gelen boylar henüz yerleşik hayata geçmemişlerdi. Göçebelik doğası gereği insanı daha mücadeleci kılar. İnsanların var kalma mücadelesi bazen diğerinin hakkı üzerine düşünmeyi erteletir. Yunus Emre bu koşullarda insanlara asıl sermayenin gönül kazanmak olduğunu söylüyor. Hakkı olmayana el uzatanın bunun hesabını vereceğini hatırlatıyor.
Asıl zenginleşme psikolojik zenginleşmedir. Yunus Emre Anadolu’da o çağda henüz pek oturmamış olan medeni (yerleşik) hayat için yol gösterici oluyor, asıl meselenin insanların gönlünü kazandıracak sevgi temelli bir toplum olduğunu söylüyor. Nefsi şişirmekten değil gönül kazanmaktan söz ediyor. Bir anlamda halka yerleşik kültür eğitimi veriyor. Hilekârlık yapanın akıllılık etmediğini, ziyanda olduğunu söylüyor.
“Keramet ehliyim diyen önce kendi nefsini Müslüman etsin” diyor. Nefsin üstesinden gelmenin büyük bir iş olduğunu vurguluyor. Değer olarak paylaşmayı, empatiyi öğretiyor.

Kadd: boy, pos
Kamet: Boy
Dürüs: Toplayıp bir araya getirme
Yiğrek: Daha iyi
Salusluk: Hilekârlık

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın “Yunus Terapi” adlı kitabından alınmıştır.