Öz Kültürümüz

Kültür bir milletin maddi ve manevi  değerlerinin bütününe denir. Burada ” manevi değerler ” milletin duygu, düşünce, ahlak, gelenek ve göreneklerini içeren özellikleridir. “Maddi değerler ” bir milletin giyim, kuşam, yeme, içme, yaşama, geçimini sağlama gibi etkinliklerini kapsamaktadır.

Kültür bir memleketi ayakta tutan en önemli yapı taşlarından biridir. Kültürün bozulması veya yok olması milletlerin sonunu hazırlayan nedenleridir. Kişilerin hususiyetleri, inançları, davranışları, alışkanlıkları, tercih ve yönelimleri toplumsal davranışları ortaya çıkarır, müşterek kültür ve uygulamaları meydana getirir. Dolayısıyla toplum yine ancak onu oluşturan bireyler vasıtası ile gelişir ve değişir. Fertler arasındaki farklılıklar da toplumu dönüştüren ilk hareketlerdir. Kişisel farklılıkları  Allah’ın Esma ve sıfatlarının insanlardaki tecellilerinin, farklılıklarından kaynaklandığını söyleyen M. Zahit Kotku Hz. bu farklılıkların değişime ve ilerlemeye katkı sağladığını ifade etmektedir.

Aslında öz kültürümüz Rabbimizin Cebrail vasıtası ile Sevgili Peygamber Efendimize gönderdiği vahiyle başlar. Yani Kur’an-ı Kerim’le, en son, en güzel, en faydalı İslam diniyle, Allah c.c tanımakla,  Peygamber Efendimizi de bilmekle başlar öz kültürümüz. İslam dini fertlerin sağlığını, iki cihanda saadetini mutluluğunu, insan neslinin selamet ve bekasını esas almış, insanoğluna izzet ve şeref tanımış, haklarını ve vazifelerini tespit etmiş; ferdin ve cemiyetin selameti için ahlak kuralları koymuş, mecburiyetler getirmiştir. İslam ifrat ve tefrite düşmeden fertler arasında, tabiata uygun, ince ve hassas bir ölçü ve denge kurmuştur. İslam değişimden yanadır. Fıtrata uygun, tevhit merkezli bir değişimi istemektedir. Bu sebeple Allah (c.c.) kullarına kendilerini değiştirebilme kabiliyetlerini, aklı, iradeyi, düşünme ve tercih edebilme yetenek ve salahiyetini vermiştir. Netice olarak her değişme, ilahi kanuna tabi olarak değişir. İnsan ise bütün varlıklardan farklı durumdadır. Kendisine verilmiş akıl ve iradesi sayesinde, sahip olduğu değerler, inançlar, ülküler, kişilikler, alışkanlıklar, davranışlar, iç ve dış tesirlerle değişimlerin arkasında sürüklenen bir uydu değil, kendisini ve toplumunu değiştirip yön verecek durumda ve sorumluluğundadır. Elbette bu netice, bireyin farkındalık seviyesi ve değişim isteğindeki  oran  nispetindedir.

M.Z.Kotku  Rahmetullahi aleyhin “Bu dünyada insan muhayyerdir. İstersen Cennet yoluna, istersen Cehennem yoluna girersin.” cümlesi ile özetlediği   bu hürriyeti veren ise Allah’tır. İslam insanları irade sahibi kılmıştır ama başıboş bırakmamıştır. İslam dini ahlaka dair birçok emirler buyurmuş yasaklar koymuştur. Sayısız dini-ahlaki sorumluluk ve vecibeler emredilmiştir. İnananlar şüphesiz bunları görmezlikten gelemez, ihmal edemez, değiştiremez, reddedemez. Her türlü girişim, değişim, dönüşüm vs. bu çizilen çerçeveye uygun olmak mecburiyetindedir. M. Z. Kotku (rha) Tasavvufî Ahlâk eserinde şu tavsiyede bulunmaktadır.

Vefakar, dürüst, yardım sever, merhametli, şefkatli, cesur, adil, anlayışlı, hassas, fedakar, sabırlı, af edici, mütevazi, sebatkar, çalışkan, hayırlı, bir kimse olmak mecburiyetindeyiz. Bunlara aykırı bir sisteme uyamayız, değer hükümlerimizi tersyüz edemeyiz. Hakiki bir Müslüman olarak, İslam dışı bir ahlak  anlayışına tabi olmamız imkânsızdır; inancımıza zıttır. Bir kimse Hak yolunu bilmede ona sa’y etmese, şiddetli azap ile muazzep olur. Mücadele ve mücahedede, aklımızın  yetmediği nice hikmetler vardır. Mücahedeler de daimi bir sebat ister, yoksa ufak  bir  ihmal veya nefsin arzusuna muvaffakiyet, insanın çok yükseklerden bile düşmesine sebep olur. İnsanlar  toplumun ferahı için aldanmamalı.

Müslümanların tamamını ilgilendiren bir durumla karşılaştıkları zaman o olayın üstünü örtmek değil, oynanan oyunları ortaya çıkarmak, Hak ile Batı’nı  ayırmak tedbirleri almak masumları aldatıcıların desiselerinden kurtarmak bir vazifeye dönüşmektedir. İnsanlara  Rabb’ini tanıtmak şuurunu aşılayarak, kendini bilmek bilincine ulaştırmaya çalışan tasavvufun bütün argümanları zihni, bedeni ve kalbi uyanıklılık  ve farkındalık meydana getirecektir.

Ayşe Rabia

Kaynak: Mehmet Zahit Kotku (Rha) külliyatından.