Öyle Bir Ömür Geçir Ki!

Kitapların en güzeli, en  muhteşemi,  muhteremi, en faydalısı nedir diye sorsam, tabi ki Kur’an-ı Kerim deriz. Çünkü insanoğlunun doğumundan ölümüne kadar lazım olan bütün bilgiler eksiksiz ve en güzel şekilde vahiyle Cebrail(as) tarafından sevgili Peygamber (sav) Efendimize bildirilmiş Allah kelamıdır. Dengi benzeri yoktur. Çok şükür elhamdülillah.

Hükümranlık elinde olan Allah yücedir ve o her şeye kadirdir. (Mülk suresi ayet 1)
Ölümü ve hayatı, amel, davranış bakımından hanginizin daha güzel olacağını imtihan etmek için yarattı. O mutlak galip, çok bağışlayandır. Dünyaya imtihan için geldiğini bilen Müslüman, daima hesap gününden korkar. Buluğ çağı ile ölüm arası, iğneden ipliğe her şeyin hesabını vereceğini bilir; böylece günlük hayatını, kendi arzu ve heveslerine göre değil, Rasulullah’ın önderliğinde, Allah’ın emir ve yasaklarına göre düzenler, amellerin en güzelini yapmaya çalışır. (Mülk suresi,2)
Doğrusu görmedikleri halde Rablerinden korkan, emirlerine uygun yaşayanlar var ya, işte onlar İçin, hem bir bağışlanma, hem de büyük bir mükâfat vardır. (Mülk S.12)
Sözünüzü ister gizleyin, isterse açığa vurun aynıdır; çünkü O, sinelerin özünü Hakkı’yla bilendir. (Mülk S. 13)
Yahut Allah rızkınızı tutar, keser ise, size rızık verecek kimdir? Doğrusu onlar bir azgınlık ve hakikatlerden uzaklaşma da ısrar ediyorlar. (Mülk S. 21)
Burada Rahmetli Es’ad Coşan Hocaefendi’nin sohbetinden hatırladığım, hayatın gayesi Allah’ın varlığını, birliğini sezmek,  O’na kulluk etmek, rızasını kazanmak, imtihanı başarmaktır.
Yadında mı doğduğun zamanlar?
Sen ağlar idin gülerdi âlem.
Öyle bir Ömür geçir ki,

Olsun mevtin sana hande, halka matem.
Siz en son nefesi düşünerek; o anda eyvahlarla, keşkelerle dövünmeyi; bin kere ölmekten daha beter kaskatı bir yeis içinde beyhude çırpınmamayı gaye edinerek kendinize bir yol seçiniz. Hakkın emrinde, insanlığın ve insanların hizmetinde; başınızda en yüksek ve en asil fikirler, kalbinizde en ılık, en tatlı, en müşfik duygular; bilgili, şuurlu ve vakur adımlarla ebediyete doğru ilerleyiniz. Sarsılmaz, eskimez bir ülkünüz olsun; yarınınız bu günden daima daha ileri ve yüksek olsun demişti.

Şüphesiz ki bu (sûre) bir öğüttür/ hatırlatmadır. Artık kim dilerse, Rabbine (varan) bir yol edinir. Bununla birlikte Allah  dilemedikçe siz (bir şey) dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah, hakkıyla  bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (İnsan S. 29-30)  Bu âyet-i kerimede şuna işaret edilmektedir: Yüce Allah’ın bizim lehimize olan şeyleri ve hidayetimizi dilemesi için O’na yalvarmalıyız. O’na ibadet ve taatla yakınlık sağlamamız ve dilemesini dua edip istememiz gerekmektedir. Çünkü insan kendi iradesine/istek ve arzusuna bırakılırsa, aleyhine çıkacak en kötü şeyleri bile iyi diye isteyebilir. Böylece sapıklığa düşer. Rabbim hiç bir şeyi eksik bırakmamış insanın yaşadığı müddetçe ölünceye kadar nasıl davranması gerektiğini en güzel şekilde bildirmiş. Mesela “Haberiniz olsun ki Allah’ın (velîlerine) dostlarına hiç bir korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.” Yunus Suresi’nin 62. ayetinde bildirildiği gibi velî, iman edip takvaya ermiş kimselerdir. Bunu biraz açıklamak gerekirse ” İman etmek ” kelimesi tefekkür kuvvetinin mükemmelliğine; “takvâya ermek ” tabiri de amelî kuvvetin mükemmelliğine işarettir. Demek oluyor ki bir kulun, Rabbine yakın olması kendisinin velisi olması için delillere dayalı dosdoğru iman/ inanç içinde olup kalbini Mârifetullah  ile doldurması Allah’ın rızasına İslâm’ın  esaslarına göre sâlih amel yapması gerekir. Rabbimiz kendisine iman edenlerin, teslim olanların dostu olup onları karanlıklardan aydınlığa çıkaracağını (2/257) ahiret hayatı için korku, dünya hayatı için üzüntü duymayacağını  bildirmekte ve her iki hayat için müjdeler vermektedir. İşte bu müjdeye erişmek en büyük mutluluk ve kurtuluştur. Dünyaya gelmek, doğmak bizim elimizde olmadığı gibi ölmekte elimizde değil.

Rabbim bizlere rızasına uygun güzel yaşamayı, alnı açık, kalbi pak, tertemiz güzel bir ölüm nasip etsin. Peygamber ( sav ) Efendimize  komşu eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref  edip nail eylesin.

Ayşe Rabia