Osmanlılarda Vakıf Geleneği

Nurcihan ÇARDAK
İslamiyet öncesi Uygurlar döneminde başlayan vakıf geleneği Türk- İslam Devletlerinde ve özellikle Osmanlılar döneminde olgunluk çağına ulaşmıştır.
Halka hizmetin Hakka hizmet olduğunun idrakinde olan ecdadımız vakıflar kurarak; servetini paylaşmayı mülkiyetini yaygınlaştırmayı esas almıştır.
Sadece insanlara değil kâinattaki bütün mahlûkata mülkünü sebil etmişlerdir. Küçük bir misal verecek olursak “Vakf-ı laklakan” isimli vakıf Osmanlılar döneminde yaralı leylekleri tedavi etmek için kurulmuştur.
Cennetin anahtarının, fakirleri ve yoksulları sevmek olduğunun idrakinde olan zengin Müslümanlar Avarız vakıfları denilen mahalle vakıflarıyla kimsesizlere, yetimlere, hastalara sahip çıkmışlardır.
14.yüzyıl başlarında Anadolu’ya gelen özellikle Antalya civarında bulunan Arap seyyahı ibn-i Batuta esnaf teşkilatı olan Ahilerin sosyal yardımlaşma ve misafirperverlikleri karşısında hayrete düşmüştür. Dünyanın birçok yerini gezen ibni Batuta ecdadımızın yardımseverliğini, insanlığını, merhametini diğer hiçbir İslam ülkesinde görmediğini belirtmiştir.
Fatih döneminde eğitimin, sağlığın ve diğer sosyal hizmetlerin vakıflar tarafından karşılanmasıyla; toplumun refahı artmış; zekât düşen fakir bulunamamıştır. Fakat zengin zekâtını vermek zorundadır. Bir ağacın dalına bir kese dolusu altını asar ve “Ey fakir bütün aramalarıma rağmen seni bulamadım. Lütfen zekâta ihtiyacın varsa al götür.” diye not düşer. Dalda asılı kalan kese tam üç ay orada kalır, sonunda fakirin bir tanesi ihtiyacını karşılar.
Selçuklular döneminde bir insan günlük ancak 40 kilometre yol kat edeceği düşüncesiyle ticaret yolları üzerine kervansaray yapmışlardır. Kervansaraylar; hamamıyla, çarşısıyla, kütüphanesiyle, camisiyle sanki küçük bir külliyedir. Tüccar, misafir olarak karşılanmış ve bütün ihtiyaçları tedarik edilmiştir. Tabi ki sadece Müslüman tüccarlar için değil gayrimüslim tüccarlarda kervansaraylarda misafir edilmiştir. Yaratılanı severim yaratandan ötürü düsturunu zihinlerinde hep taze tutmuşlardır.
16. yüzyılda Anadolu eyaletlerinde 75 kervansaray, 110 medrese, 1397 camii ve mescit bulunmaktadır. Anadolu nakış nakış vakıflarla işlenmiş sosyal adaleti sağlamak onların en temel hedefleri olmuştur. Sadaka taşları ise ayrı bir boyuttur, her gün sadaka taşlarında biriken altınlar ihtiyaç sahibi olan fakirler tarafından ihtiyacı kadar alınırdı. Yani milletimizin gözü de gönlü de o dönemde doyurulmuştur. Atalarımızdan miras kalan vakıf geleneği milletimizin hayırseverleri tarafından hâlâ devam ettirilmektedir. Mekânları cennet olsun…

Kaynakça: Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU, Osmanlıda Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı
İbni Batuta seyahatnamesi
Ahmet TABAKOĞLU, Türk İktisat Tarihi.