Orucun Sırları Ve Bâtıni Şartları

lşkj

Kullarını çeşitli mertebelere çıkaran, onlara kabiliyetleri ölçüsünde fırsatlar ve imkânlar bahşeden, amellerinin karşılığını vermekte cömert bulunan, cezaları geciktiren mükâfatları vermede çabuk davranan Allah Teâlâ Hazretlerine hamd olsun.

Oruç üç dereceden oluşur: Avamın orucu, havassın orucu ve Ahass’ül-havas’ın orucu. Avamın orucu, orucu yasaklarından korunmakla elde edilir.

Havassın orucu kulak, göz, dil, el, ayak ve sair azaları günahlardan sakınmaktan ibarettir.

Ahass’ül-havas’ın orucu ise kalbi, dini maksatlardan ve dünyevi düşüncelerden men edip Allah’tan başkasını kalpten tamamen uzaklaştırmaktır. Bu rütbe sıddik ve mukarreblerin rütbesidir.

Havassın orucu salihlerin orucudur. 6 şart ile tamam olur. Gözü korumak: gözü kötü ve istenilmeyen şeylerden korumak, kalbi meşgul eden ve Allahın zikrinden alıkoyan nesnelere bakmamaktır. Enes b. Malik Resulullah Efendimizden şu hadisi nakletmiştir:

“Beş nesne vardır ki oruçlunun orucunu bozar: Yalan, gıybet, kovuculuk, yalan yere yemin etmek, şehvet nazarı ile bakmak.”

Dili korumak havassın orucunun ikinci şartıdır. Dilini hezeyan, yalan, gıybet, dedikodu, kovuculuk, çirkin ve galiz konuşmak, kavga etmek, riya ile konuşmaktan korumayı kast eder. Resulullah efendimiz şöyel buyurmuşlardır:

“Oruç mü’minin kalkanıdır. Bu sebeple herhangi biriniz oruçlu iken fahiş konuşmasın, cahilce hareket etmesin. Eğer bir kişi kendisiyle mücadeleye kalkışırsa ona: “Ben oruçluyum” desin”.

Yani oruçlu kimseye biri kötü söz ederse o:

“Dil Allah’ın bendeki emanetidir. Onu korumakla mükellefim. Sana kötü cevap vermek suretiyle o emanete nasıl ihanet edebilirim” demelidir.

Havass, yani arifler orucu tutarken üçüncü Bâtıni şarta da riayet ederler: Kulağı korumak: Kulağı korumak her mekruhu işitmekten sakınmaktır.  Çünkü söylenmesi haram olan şeyin işitilmesi de haramdır.

Diğer azaları da korumak orucun gereklerindendir. El ayak da bunlardan hali değildir. Mesela mideyi iftar zamanı nefsin çok yemek şehvetlerinden korumak da icab eder. Yiyecek helal olsa da çok yenildiği takdirde zarar verici olur. Oruç bu fazlalığı azaltmak için emredilmiş bir ibadettir. Oruçtan gaye haramdan sakınmak değil, helali azaltmaktır. Çünkü Allah Resulü:

“Nice oruç tutanlar vardır ki orucundan sadece açlık ve susuzluk elde eder” buyurmuştur.

Oruç, tutana açlık, susuzluk, zafiyet, yorgunluk duyguları verir. Havass bunlardan kaçmayı ve korunmayı değil, yakınen hissetmeyi ihtiyar eder. Bu sebeple gündüz uyumamak havassın orucunun önemli bir özelliğidir. Zira böyle yapıldığı takdirde kalp saflaşır, her gece biraz daha zayıf olmak suretiyle gece namazlarına kalkmak mümkün olur.

Salihler kalbi korku ile ümid arasında tutarak muzdarip bulunurlar. Çünkü orucun kabul edilip kendisini Allah’a yakın olanlardan veya orucunun kabul edilmemesi sebebiyle Allahın gazabına maruz kalanlardan olup olmadığını bilememektedir. Hasan Basri hazretleri buyurmuştur ki:

“Ey insanlar, Allah ramazan ayını, kulları için bir yarış sahası olarak yaratmıştır. Kullar o ayda ibadet hedefine doğru koşuşurlar. Şüphesiz bir grup zaferi elde eder. Diğer bir grup ise geri kalıp mükâfat kazanmaktan mahrum kalır. Hayret edilecek durum o gülen ve oynaşan kimselerin durumudur ki halkın koştuğu hedefe kavuştukları bir günde, onlar da gaflet içinde gülüşüp oynaşırlar. Ey gülenler! Dikkatli olunuz. Allah’a kasem ederim eğer Hak, perdeyi aralasaydı, iyilik yapan iyiliğe, kötülük yapan da üzüntüsüyle meşgul olurdu. Böylece gülme kapısı kapanırdı.”

Her ibadetin zahir ve batını, kabuk ve özü vardır. Her ibadetin kabukları hususunda da dereceleri ve her derecenin de kademeleri vardır. Bunu bildikten sonra herkes muhayyerdir. Dilerse sadece kabukla iktifa eder, öze inmez; dilerse akıllıların er meydanına iner…

Zahide Uzun