Oruç Açlık Mıdır?

378985_241654799294751_134024076_n

“Eren, açlıktan ermiştir huzur-i hazret-i Hakk’a

Bilen açlıkta bilmiştir ulum-i bahr-i irfanı

Kamu açlıktadır devlet saadet izzet-ü lezzet”

Bu mısralar, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Marifetname’sinden bizlere Ramazan ve oruçla ilgili ne güzel, ne kıymetli bir mesaj…

Mübarek Ramazan-ı Şerif’in hangi faydasını ele alsak? Bedeni faydaları, nefsi faydaları, zihni faydaları, ruhi faydaları, sosyal faydaları… Hülasa koruyucu sağlık tedbirleri… Bizlerin pek kolay ihmal edebildiği bu tedbirleri, ne de güzel şekilde yaptırıveren Ramazan ayı… Ve bize en büyük hediyesi: “ORUÇ”…

Nelere etki eder oruç? Açlık, ancak manevi anlamda tam bir tokluk…

“Oruç tutan sıhhat bulur.” diyorsa Peygamber Efendimiz, öyledir.

Tüm organlar dinlenir.

Hem bireysel hem toplumsal yararları olan bir ibadeti yapmanın rahatlığı ve Allah-u Teâlâ’ya yaklaşmanın verdiği huzur ile sinirler yatışır. Sindirime yönelecek kan beyne yönlenir. Zihin berraklaşır, hafıza güçlenir.

Dilimize hâkim olmak kolaylaşır. Dilimizin dört kapısı olsa da (alt-üst dişler, alt-üst dudaklar) onu tutmak, korumak pek zordur. Kişinin çoğu kez çektikleri dilinden değil midir? Oruç tam da bu duruma çözüm getirir. Hadis-i Şerifte buyrulduğu üzere:

“Oruç bir kalkandır; sakın, oruçluyken cahillik edip de kem söz söylemeyin. Birisi size sataşacak veya dalaşacak olursa, ‘ben oruçluyum, ben oruçluyum’ deyin.” (Buhari, Müslim)

Ha bire tıkıştırılan mide rahatlamaya kendini yenilemeye fırsat bulur.

Karaciğer, pankreas, bağırsaklar… Tüm sindirim organları rahat bir nefes alır.

Kalp rahatlar. Daha az kan pompalaması gerekir.

Depolanan besinler harcanır, yerine yenileri gelir.

Bir yenilenme ve tazelenme olur. Velhasıl vücut dinlenir. Farkında olmadan yorduğumuz organlarımız bir güzel tatil yapar, Ramazan sonunda zinde bir şekilde çalışmaya devam ederler.

Oruca, Farsçada ruze, Arapçada savm, sıyam denmektedir. Bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak anlamlarına gelir. Fıkhî terim olarak da; imsak vaktinden iftar vaktine kadar bilinçli olarak yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir.

Hal böyle olunca iki iştah merkezi de kontrol altına girer. Manevi hallere açıksınızdır artık. Gönül dolmaya hazır haldedir. Gönül kabı, abur cuburdan arınmış halde feyze, berekete açar kendini.

“Oruç tutan öyle insanlar vardır ki, kârları sadece açlık ve susuzluk çekmektir” (İbn Mace) uyarısını alan gönül, aç kalmaya, susuzluğa değil; doymaya, doyurulmaya odaklar kendini. Nefis ruha teslim olur. Huzur bulur. Manevi temizlik başlar.

Müjde geliverir;

“Kim iman ederek ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa önceki günahları affedilir.” (Buhari) Artık kanatlanmıştır ruh, hafiflemiştir. Nefis boyun eğdikçe daha da ivme kazanır, atar gereksiz ağırlıkları. Yükselir de yükselir… Karşılığı Rabbi katındadır, çünkü vaat böyledir.

Allah Teâlâ buyuruyor:

“Ancak oruç müstesna, zira oruç, doğrudan doğruya bana edilen (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun mükâfatını ben veririm. Oruçlu; yemesini, içmesini ve cinsel arzularını benim için bırakmıştır.” (Buhari)

Vaat bu olunca orucun faydaları hakkında ne eklesek, ne söylesek eksik kalır. Mükâfat Rabbimizden olunca faydanın sınırı mı olur, diyerek bitiriyorum. Ve bol hayırlı, maddi, manevi kazançlı bir Ramazan diliyorum.

Bir sonraki koruyucu sağlık tedbirinde buluşmak üzere… Allah’a (c.c) emanet olun…

Dr. Fatmanur Eneç Can