Öğrenciyim, Öğrencisin, Öğrenci

DSC_0152

Hayatımız boyunca çeşitli evrelerden geçeriz. Bebeklik, çocukluk, gençlik, evlilik, mesleki yaşam, yaşlılık… örnekleri çoğaltmak mümkün. Her bir dönem diğerine zaman ve mekân yardımıyla bağlıdır. Biri biter biri başlar hatta biri bitmeden diğeri başlar. Bu dönemler içinde küçük oluruz, abla, ağabey oluruz, işçi, memur, patron, öğrenci, anne, baba, büyük anne, dede oluruz. Oluruz da oluruz.

Bu dönemler içinde en uzun süreni öğrenciliktir. Nedense pek sevilmez, aman bitse de kurtulsak diye bakılır. Sabahları erken kalkmak, ders çalışmak, sözlüye kalkmak, yazılıya hazırlanmak… Okul hayatımız boyunca öğrenci olmaktan hep yüksünürüz. Günler, haftalar, hatta yıllar çabuk geçsin dileklerinde bulunuruz. İlkokuldan üniversite son sınıfa kadar okuyan birini düşünün 16-17 sene boyunca öğrencidir. Sabahları erken kalkmıştır, yollar kat etmiştir, kafa patlatmıştır, sinirlenmiş, gülmüş, ağlamış, arkadaşlıklar edinmiştir. Anılar paylaşmıştır, acı ya da tatlı ömrü boyunca aklından çıkmayacak okul anıları vardır. Sonra bir gün okul biter. Uğrunda senelerce uğraştığınız diplomanızı verirler ve hayatta başarılar dilerler. Bir gün önce öğrenciydiniz bir gün sonra değilsiniz. Hayat sizi bekliyor. Sevinç, endişe ve burukluk arası tuhaf bir duygudur yaşanan ama asıl biten içimizdeki çocuksu taraftır. Asıl biten öğrenci olmanın kendine has coşkusu, asıl biten kendi içinde önemli olan sınırlı sorumluluğu, zor bulunan arkadaş sadakatidir.

Evet, artık ders kitapları yok, çekindiğimiz öğretmenler, yazılılar, notlar, karneler, sıkıcı dersler yok ama öğrencilik demek, öğrenmek demek fizik, kimya, edebiyat çalışmak demek değil ki. Biz öğrenmeye ilkokulda başlamadık ki, öğrenciliğimiz bir kuru diplomayla bitsin. Doğduğumuz andan itibaren her an her şeyi öğrenmeye çabalamıştık ve bu, hayata gözlerimizi kapayacağımız ana kadar devam etmeli. Biz hep öğrenci olmalıyız, öğrenme coşkusunu hiç kaybetmemeliyiz.

Yüce Rabbimiz bize akıl ve hafıza denen nimeti bahşettiğine göre, bizim bu öğrencilikten kazancımız, bu hayatımızda da, ebedi hayatımızda da bir kuru diplomadan çok daha fazla olmalı. Beşikten mezara kadar sürecek olan bu öğrenme kabiliyetini (öğrenmek bir kabiliyettir çünkü geliştirilebilir veya Allah saklasın kaybedilebilir) en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.

_Öğrenmenin sonu yok.

_Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.

_İlim Çin’de olsa gidip alacaksın.

Artık öğrendiklerimizi sadece sınavdan iyi not almak için değil, belki işimizde başarılı olmak için, belki iyi bir anne, iyi bir baba, iyi bir insan en önemlisi iyi bir kul olmak için kullanmalıyız

Öğrendiğimiz bir püf noktasıyla belki daha güzel yemek yapacağız veya çamaşırlarımız daha beyaz olacak. Belki öğrendiğimiz bir ayrıntı iyi evlatlar yetiştirmemizi sağlayacak. Önemli olan, bilgiyi yerinde ve doğru olarak kullanabilmek. Öğrendiklerini kötü yolda kullanan çok insan var. Büyük planlar yapıp, son teknolojiyle hırsızlık yapanlar, kumar oynayanlar var. Tek başına maddi ilim öğrenciliği çerçeveletip duvara asacağınız diploma dışında size pek bir şey kazandırmaz. Maddi ilim manevi ilim ile desteklendiğinde hayat bulur ve anlam kazanır.

Maddi ve manevi anlamda kendimizi geliştirmeliyiz. Öğrendiklerimiz iyi, güzel ve doğru ibadet etmenin yanında hayat boyu edindiğimiz annelik, babalık, patronluk vs. gibi her türlü görevi daha güzel ifa etmemizi sağlar. Bizim yaşam boyu ders kitabımız Kur’an-ı Kerim, öğretmenimiz sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ve mükâfatımız Allah-u Teâlâ’nın rızası ve cennettir. Hayat boyu öğrenci olmanın değerini bilip şükredelim ve ilmimizle amel edelim inşallah.


Hilal ÖZÇİNİ