Neden Beğenilmek İsteriz?

İnsanın ilişkilerinde varlığını ortaya koyabilmesi için kabul görme, değerli ve yeterli hissetme, beğenilme istekleri oldukça önemlidir. Kişi benliğindeki güzelliği keşfedip bu ihtiyaçlarını karşılayabilecek gücü kendinde bulana kadar çevresindeki insanların değerlendirmelerini önemser. Tüm bu ihtiyaçlarının iletişim halinde olduğu kişiler tarafından karşılanmasını bekler. Etkileşime girilen ilk ortam olan ailede bu gereksinimler karşılanabiliyorsa sağlıklı bir ruhsal yapıdan bahsedebiliriz. Yetiştiği ortamda sürekli hor görülen, aşağılanan ve katı bir disiplin uygulanan çocukların büyüdükçe beğenilmeme ve değersizlik korkularına yakalanma ihtimali yüksektir. Kişi kendini bu korkuya kaptırdıkça özünden uzaklaşır ve olmadığı biri gibi davranmaya başlar. Hayatını beğenilmek, kabul görmek üzerine kurgulayan kişi başkalarının düşüncelerini yaşar. Giyimiyle, hareketleriyle, hatta inancı ve siyasi görüşüyle her alanda olumlu olumsuz farkı gözetmeden körü körüne taklit etmeye başlar.

Birçok insan için güzel ve estetik görünmek çok önemlidir. Bundan dolayı zayıf ve uzun boylu olmak, sarışın veya beyaz tenli olmak olmazsa olmaz olur. Çok küçük yaşta ince belli, uzun saçlı, güzelliğiyle ön planda olan oyuncak bebeklerle oynayan çocukların bilinçaltı olması gereken vücut yapısının bu olduğuna inanmaya başlar. Dizi ve filmlerde düzgün fiziğe sahip kadın karakterlerle desteklenen bu güzellik algısı özellikle kadınların hayatlarını “bu vücuda sahip olabilmek ve beğenilmek” üzerine kurgulamalarına neden olur. Bu düşünce kalıbının yerleşmesindeki bir diğer etkense aile tarafından “iyi niyetlerle” sarf edilen dış güzellikle ilgili takdir ya da aşağılama sıfatlarıdır. Sürekli güzelliği/yakışıklılığı veya çirkinliği,  uzunluğu veya kısalığı vurgulanan çocuklar bu etiketleri devam ettirebilmek ya da bunlardan kurtulabilmek için hayatları boyunca büyük uğraşlar verir. Sırf dikkat çekebilmek için yapılan dövmeler, küpeyle dolan kulaklar, yüze, vücuda, dile uygulanan piercingler… Daha güzel görünebilmek için defalarca yaptırılan estetik ameliyatları… Tüm bu çabalar güzellik algısı değiştikçe yerini hayal kırıklıklarına, anoreksiya, bulimia, beden dismorfik bozukluğu gibi yanlış beden algısı kaynaklı psikolojik rahatsızlıklara bırakır. Böylelikle Allah’ın rızasını ve beğenisini kazanmak üzere yaratılan insan böyle yüzeysel amaçlarla hayatını ziyan etmiş olur.

Beğenilme dürtüsü, sosyal medyanın bu kadar yaygın olarak kullanılmasındaki en önemli nedenlerden biridir. Duygularını ve düşüncelerini sanal âlemde paylaşıp bunların tanımadığı kişilerce beğenildiğini görmek insanlara kendilerini değerli hissettirir. Olumlu geribildirimler aldıkça kişinin kendine güveni artar. Kullanıcılar takipçi sayılarını artırmak, daha fazla kişi tarafından beğenilmek için sürekli çaba harcar. Bazen bu uğurda mahremiyet bile sergilenir. İnsan ne kadar çok kişi tarafından takip edilir ve beğenilirse o kadar iyi olduğu gibi yanlış bir düşünceye kapılır. Böylelikle ego şişerek narsisizmin temelleri atılmış olur. Paylaşımları istediği kadar beğenilmediğindeyse olumsuz duygulara kapılıp aşağılık kompleksine ve depresyona girebilir. Bunu engelleyebilmek ve sosyal kabul kazanabilmek için öz benliğini saklayarak olmadığı biri gibi davranır. Bu da yavaş yavaş kendine yabancılaşmasına neden olarak farkındalığını azaltır. Doğru olmadığını bildiği halde sırf kabul görme ve beğenilme adına paylaşımda bulunmak özsaygı ve özgüvenin yok olmasına neden olur.

Peki, tüm bu sorunların üstesinden gelebilmek için yapılması gereken nedir? Beğenilmeyi istemek yanlış mı? Sosyal medya kullanılmamalı mı? Elbette hayır! Yapılması gereken tek şey niyet değiştirmek olmalıdır. Beğenilmek hepimizde var olan doğal bir istek olsa da bunu yüzeysel kriterlere bağlamak bir o kadar yapaydır. Dış güzelliği bir kenara bırakıp ahlak güzelliğine odaklanmak faydalı olacaktır. İyi bir insan mıyız? Şefkat, merhamet, iyi niyet gibi hasletlere sahip miyiz? Güzelleştirmek için uğraşılması gereken özellikler bunlar olmalı. Sağlığımız yerinde mi? Vücudumuzda göze hoş gelmeyen kısımlar vücut fonksiyonlarımıza engel mi? Eğer engelimiz varsa ve tedavi edilebiliyorsa tedaviye odaklanalım. Eğer bu mümkün değilse onunla mutlu yaşayabilmenin yollarını bulalım. Lütfen unutmayalım: “Ben” olmak kalıcı “beğenilme” geçicidir. “Ben” olduğumuzda açık ve net oluruz, kim olduğumuzun farkındayızdır. Ancak beğenilere göre hareket ettiğimizde beklentilere göre davranışlarımızı değiştirmek zorunda kalırız. Bu sebeple ruh halimiz kendimiz olabildiğimizde dingin ve rahat, beğenilme odaklı olduğumuzdaysa yorucu ve karmaşık olur. Herşeyden önemlisi; Allah bizi beğeniyor ve seviyor mu?

Psk. Şerife Zehra Yiğit