Nebevi Beslenme

Akıl ile kalbi, ruh ile bedeni ve dünya ile ahireti bir ahenk ve bütünlük içerisinde dengeleyen Kur’an, beslenme konusunda da insanlara orta yolu önermiş ve ihtiyaç fazlası gıda alımını “israf” olarak nitelendirmiştir. “Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” 45. ayeti ile işaret edilen israf yasası, ferdî, toplumsal ve ekonomik pek çok problemin de temel sebeplerinden birisidir. Bunun yanı sıra, “…Kendinizi tehlikeye atmayınız…” 46. ayetini düşündüğümüzde akıl, ruh ve beden sağlığını riske atan gıda maddelerinin haram olmasının yanı sıra -helâl olan yiyecekleri gereğinden fazla yeme içme sonucu insanın maruz kaldığı obezitenin ruh ve beden sağlığı üzerinde oluşturduğu sorunlara bakarak- aşırı beslenmenin de dinî açıdan matlup bir davranış olmadığı söylenebilir.[1]

Hz. Ömer (ra) de benzer şekilde, “Çok yeme içmeden sakının! Zira o, bünyenizi hastalandırır, korkaklığı artırır ve ibadetlerinizde tembelleştirir.”[2] şeklinde ikaz etmiştir.

İnsanın hayatında yeme ve içme gaye olmuşsa, onda ahiret hayatı adına bir hazırlık beklemek de zordur. Nitekim Peygamberimiz (sav) “Âdemoğlu karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Oysaki âdemoğlu için belini doğrultacak birkaç lokma yeterlidir. Şayet mutlaka yemesi gerekiyorsa, o zaman (midesinin) üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de nefes için ayırsın.” (Tirmizi, Zühd, 47) buyurmuşlardır. Hadis-i Şerifte belirtilen, üçte bir oranında nefese ayırma, mide boşluğundaki hava olarak anlaşılacağı gibi, insanın en temel ihtiyacı nefes alıp vermeye de işaret etmektedir. Obezitede en önemli sorunlardan biri karın içi yağlanması sebebiyle, diyaframın yukarı doğru itilmesi, ayrıca kalp ve damarların çevresinde yağlanmanın akciğer sahalarını daraltması, nefes alıp vermeyi kısıtladığı için oksijenlenmenin bozulması ve gündüz vakti uyuklama halidir. (Hipoventilasyon, Pickwick Sendromu)

Yeme Farkındalığı: Bilinçli farkındalık; şu ana kayıtsız şartsız bilinçli olarak dikkatini vermeyi içeren bir farkındalık olarak tanımlanmıştır.[3]  Dikkatli yeme (yani, yenilen yemeğe dikkat etmek, bilerek, anda kalarak, yargılamaksızın), bireylerin yemeğe duydukları duygusal farkındalığa ve yemeğe dair deneyimlerine odaklanan bir yaklaşımdır. Farkındalık, sonuç odaklı bir davranıştan ziyade sürece yöneliktir. Bireyin o andaki deneyimine dayanır. Kişi bu metotla gıda deneyimini takdir etmeye odaklanır ve alımı kısıtlamakla ilgilenmez. Kişi yemek esnasında neyi ve ne kadar yiyeceğini seçer.

Kendi manevi değerlerimiz içinde yemekten önce besmele çekmek (zikir) ile yemeğe başladığımızın farkındalığı, yemek yerken nimeti yaratanı tefekkür etme (fikir) ile yeme fiiline odaklanma ve sonunda yemeği yaratana şükretme (şükür) üçlüsü, yenilen yemekten hem psikolojik hem manevi yönden tatmin olma duygusuna yardımcı olmaktadır. [4]

Aşırı hijyen ve aşırı korumanın, vücudu hastalık yapan bakteri ve virüslerden koruyan mikrobiotayı zayıflattığı ve azalttığı görülmüştür. Bu durum bireylerin sık hastalanmasına, irritabl bağırsak sendromuna, kronik konstipasyon(kabızlık) gibi gastrointestinal(sindirim) sistem hastalıklarına neden olmaktadır. Ayrıca bağırsak mikrobiotasının azalması obezite ile ilişkilidir. Bu hususta yapılan araştırmaların geldiği noktada, fekal(dışkı) mikrobiota nakli dahil florayı zenginleştirecek tedavi ve destekler uygulanması tavsiye edilmektedir.[5] Bilinen bulaşıcı bir hastalığı olmadığı sürece, aile bireylerinin bir kaptan yemesi aile florasını zenginleştirecektir. Keza elle yeme ve parmakların yalanması da mikrobiatayı güçlendirecektir. Peygamber Efendimiz (sav)’in üç parmağıyla yemek yediği ve yemekten sonra parmaklarını yaladığı rivayet edilmiştir.[6]

Yemeğe besmele ile başlamak, mümkünse yerde oturarak, yemeğe hürmet ederek, kendi önünden sağ elle yemek, birlikte yemek yenilen kişilerin haklarını gözetmek, yemeği hamdederek tamamlamak tavsiye edilmiştir. [7][8][9] Cahiliye dönemi tabiplerinden, Hâris b. Kelde’ye en iyi ilaç sorulduğunda; az yemek olduğunu ve yine Arap felsefecilerinden biri derdin çok olma sebebinin de çok yemek olduğunu söylemiştir. Bedenin sıhhatli, zekânın açık olması, dinin ve dünyanın güzelleşmesi için bunun gerekli olduğunu hatırlatmıştır. Kendisinin doksan yaşında olmasına rağmen hiçbir sağlık problemi yaşamadığını, bunun da az yemesine bağlı olduğunu söylemiştir.9  Yeme içme davranışımızı yönlendiren hadislerde israfla mücadele önemli yer tutmakta ve yemek tabağında yiyecek bırakılmaması ve yemek kabının iyice sıyrılması hususları üzerinde durulmaktadır.

Sebep ve Sonuçlarıyla Obezite Çalıştay Raporu
Afiyet Sağlık Hizmeti Mensubu Hanımlar Derneği
&
SAYADER – Sağlık ve Yaşam Derneği

[1] Kur’an ve Sünnete Göre Beslenme ve Şahsiyet Yapısına Etkisi, Yasin Pişgin Yrd. Doç. Dr. Akdeniz Ü. İlahiyat Fakültesi, Antalya. Eskiyeni 28/Bahar 2014, 137-160

[2] Aclunî, Keşfü’l-Hafa, 1/279

[3] Bishop SR, Lau M, Shapiro S, Carlson L, Anderson ND, Carmody J, Segal ZV, Abbey S, Speca M, Velting D., Mindgfulness: A proposes operational definition. Clinical Psychology Science Practice. 2004; 11 (3): 230-241.

[4] [Buhari, Et’ıme 21; Müslim, Eşribe 187] 1 İmam Nevevi Riyâzu’s-Sâlihîn s. 262

[5] Altıntaş. y. Batman.A; Mikrobiota ve Metabolik Sendrom, Türk Kardiyoloji Dern. Ars 2017; 45(3):286-296 doi:10.5543/tkda 2016.72461

[6] Müslim, Eşribe 131, 132

[7]Ebû Davud, Et’ime 7, 2 Riyâzu’s-Sâlihîn 264

[8] Buhari, Et’ime 13, 3 Riyâzu’s-Sâlihîn s. 264

[9] 4 Bağdadî, Tarih, VII, 340