Ne Tatlıdır İman Ağacında İlim Meyvesi

DSC_0897

Bismihi Subhan…

“ ..Kulları içinde, Allah’tan ancak âlimler/bilginler korkar..” (1)

Kur’an-ı Kerim’de pek çok kez tekrar edilmiş bir bilgi vardır ki o da Allah-u Teâla’nın ilim ehlini ve ilim sahiplerini övmesi, ilmini Allah yolunda kullananları sevmesidir. Bununla beraber Kur’an, salihlerden, şehitlerden ve evliyadan da bahseder. Ancak en kıymetli zümre, âlimler zümresidir. Rasulullah Efendimiz  (sav)in  “Âlimin abide üstünlüğü, benim en aşağıda olanınıza üstünlüğüm gibidir.”(2) sözü de âlimlerin üstünlüğünü anlatır niteliktedir. Âlimlerin özelliği nedir ki, diğer salih amel sahiplerinden çok daha yüksek makamlara ulaşabilmekteler? Bu sorunun cevabını ararken yıldızları ve onların muazzamlığını, denizleri ve onların enginliğini, fizik kanunlarını ve onların mükemmel uyumunu… Allah’ın varlığına ve birliğine delalet eden daha nice gerçekleri, delilleri göreceğiz. Bir örneği burada zikrederek belki âlim olmanın, insanın his dünyasını nasıl etkilediğini görebilir, kâinata başka bir gözle bakabiliriz.

Allah-u Teâla, Kur’an-ı Kerim’de gökleri yedi kat yarattığını (3), başka bir ayette ise gökyüzünü, yeryüzü ve yeryüzünde yaşayan bütün canlılar için koruyucu bir tavan yaptığını zikrediyor. Ayetlerin ilk nazil olduğu asırdan 19. yüzyıla kadar bu ayetler, mü’minler için anlamları henüz keşfedilmemiş birer bâtınî bilgiydi. “ Allah-u a’lem bi’l-ğayb”(4) prensibiyle okunur ve             “ amenna ve saddaknâ”(5) düsturuyla kabul edilirdi.  Sonra bir gün bunun gaybî bir bilgi olmadığı öğrenildi. Gökbilimciler, göklerin yapı itibarı ile yedi kat olduğunu, bunların enlerini, ne işe yaradıklarını, hangisinin Güneşin ışınlarını ne ölçüde süzdüğünü vs. keşfettiler.  Bu yedi kat göğün her bir katının, yeryüzündeki canlılar için hayati bir önem taşıdığını, bu katmanların, dünya evini koruyucu bir tavan gibi sarmalayıp yaşam standardını sağladığını gördüler. Kirlenen havadan ve oksijen seviyesinin düşmesinden dolayı ozon tabakasında delikler açılınca türeyen amansız hastalıklardan;  bu katmanların ne kadar ince hesaplarla yaratıldığını keşfettiler. Müslümanlar artık Kur’an’da dokuz kez tekrarlanan (7) bu ayetlerin manasını bilerek okuyor ve ne zaman gökyüzüne baksa Rabbinin kudretine yeniden ve daha kuvvetle iman ediyor.

Bu örnekleri arttırabiliriz. Kur’an yeryüzünde ilim yoluyla keşfedilen ve keşfedilmeyi bekleyen, Yaratıcının yaratmasındaki mükemmelliği ispatlayan nice hallerden bahsetmiştir.

Tarık Suresi, kimi müfessirlere göre uzayda bulunan “kara delik” e işaret eder. Defahatle tekrar edilen ayetlerde Allah-u Teâla, Güneş, gezegenler ve yıldızların kendileri için çizilmiş bir yörüngede akıp gitmekte olduklarını zikreder.  Güneş sistemi de dâhil olmak üzere bütün galaksilerin bir yol takip ettiği ve uzay boşluğunu dolduran “esir sıvısı” nın içinde akıp gittiğini ise insanoğlu ancak 20. yüzyılda keşfedebilmiştir.

Suyun, iki hidrojen, bir oksijen atomunun birleşmesiyle meydana geldiğini bilmeyenler, yağmur yağınca sadece ıslanır.  Âbidler,  yağan yağmura şükreder, bunda bir hikmet olduğuna inanır.  İlim sahibi âlimler ise, yanıcı ve yakıcı bu iki maddenin bir araya gelerek bir yangına sebep olmayıp, aksine ateşi söndürme özelliği taşıyan yepyeni bir madde olan suyu oluşturduğunu görürler. Bu suyun gökyüzünden tertemiz inişini gördüklerinde, kalplerinde “O mü’minler ki, Allah’ın adı anıldığı zaman yürekleri titrer. O’nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman bu onların imanlarını arttırır.”(8) ayeti tecelli eder. Nice zarardan faydayı yaratan Halık’a şükreder, O’nun gazabından, O’na sığınırlar. Bilirler ki bu atomlar; ol emri ile bir araya gelip su olmuştur ve Mevla’nın “ol” demesiyle ayrışıp helak edici bir özelliğe bürünebilirler.

İlim kişinin fazladan ibadet etmesini değil her şeye ibret nazarı ile bakıp, her şeyde Rabbinin kudretini görmesini sağlar. İlim, iman ile beraber olduğunda, âlimin her halini ibadete çeviren düşünme tekniği haline gelir. İşte bu yüzden bütün peygamberlere hikmet ve ilim verilmiştir. Ve yine bu yüzden -peygamberler hariç- insanoğlunun ulaşacağı en yüksek manevi makam âlimler için yaratılmış olandır.

İlmin kıymetini bilen… Onu talep ile elde eden… Bildikleriyle amel eden… Amellerine ihlas katanlardan olmak duası ile.

Vesselam.

Melahat Güngör

 

1- Feyzü’l-Furkan, 35/28
2- Tirmizi/2825
3- Feyzü’l-Furkan, 2/29;  17/44;  23/17,86;  41/12;   65/12;  67/3;  71/15;  78/12
4- Gaybı ancak Allah bilir.
5- İnandık  ve tasdik ettik.
6- Troposfer, Stratosfer, Mezosfer, Termosfer, Ekzosfer, İyonosfer, Manyetosfer
7- Bkz 3. Dipnot
8- Feyzü’l-Furkan, 8/2