Namazla Uyanış

DSC_0234 (2)

Yüce Allah, insanı kendisine iman ve ibadet etmek için yaratmıştır. İbadetlerin en önde geleni namazdır. Allahu Teala ilk insan ve ilk peygamber Adem (as)’ dan itibaren bütün insanları namaz ibadetiyle sorumlu tutmuş ve bütün peygamber kavimlerine namaz kılmalarını emretmiştir. (Bakara 83, Yunus 87, Hud 87,  İbrahim 37, Meryem 31, Enbiya 73)

Kuran-ı Kerim’in birçok ayetinde namaz emredilmiş. Peygamberimiz de namaz üzerinde ısrarla durmuş, beş vakit namazın kılınmasını teşvik etmiş ve terkinden sakındırmıştır.

Kuran’da namaz ile ilgili ayetleri birlikte ele aldığımızda günde beş vakit namazın müminlere farz olduğunu anlıyoruz. Ancak namazın ilk ve son vakitlerini ve nasıl kılınacağını öğreten Peygamberimiz (sav)’dir. O’na da vahiy meleği Cibril (as) bildirmiş ve ashabına  “Ben namazı nasıl kılıyorsam siz de öyle kılın.” buyurmuştur.

Hiçbir şey, iş, ticaret, görev, meşgale ve mazeret mümini namazdan alıkoyamaz .(Nur 38 ) Bu görevin yerine getirilmesi için dinimiz her türlü kolaylığı sağlamıştır.

Kadınların özel halleri, bayılmak, deli olmak, unutmak hariç namaz kılmamanın hiç bir mazereti yoktur.

İman kalbine yerleşmiş ve gerçek mümin niteliğini kazanmış Müslümana namaz kılmak ağır ve zor gelmez. (Bakara 45)

Allah (cc) Mearic Suresi 22 ve 23.  ayetlerde “ Mümin, namazlarına müdavimdir. Namazlarını zevkle ve isteyerek kılar.” buyurmuştur.

Yüce Allah Kur’an’da namazı üşene üşene kılmayı (Nisa 42) ve namazı terk etmeyi münafık (Tevbe 54) ve kâfir kişinin niteliği olarak zikretmiştir. (Müddesir 44)

Namaz kılanların kazandığı mükâfatlar hakkında Kuran-ı Kerim’de birçok ayet vardır. Kısaca ele alırsak yüce Allah namaz kılanlara; merhamet (Tevbe 71, Nur 56) bağış ve tükenmez rızık (Enfal 3-4) cennet (Rad 19,23) ,büyük mükâfat (Nisa 62) ve kendi rızasını ( Tevbe 72) vadetmiş, namaz kılan müminlerin müjdelenmesini istemiştir (Hac 34-35, Neml 2-3-) ; çünkü namaz, müminin hayatına çeki düzen verir ;onu her türlü çirkinliklerden, haramlardan ve yasakları işlemekten men eder. (Ankebut 49)

Kuran’da namazlarını huşu ile eda eden (Müminin 2) ve “musalli” olmanın gerektirdiği inanç, söz, fiil ve davranışlar içerisinde olan ve namazı hayatına hâkim kılan müminlerin doğru yolu bulmuş ve kurtuluşa ermiş ( Lokman 4-5) kimseler oldukları ifade edilmektedir.

Görülüyor ki namaz, kul ile Allah arasında manevi bir ticarettir. Bu ticareti yapanlar, asla zarar etmezler. (Fatır 29-30)

“ İman edip salih ameller işleyen, beş vakit namazı dosdoğru kılıp servetinin zekatını verenlerin mükafatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Bakara 277)

Namazın insana kazandırdıklarına gelince;

Birincisi: Allah ve peygambere itaat etmiş ve en faziletli ibadeti ifa etmiş olur.

Namaz;  ilk defa farz kılınan, ahirette ilk sırada hesabı sorulacak olan ibadettir. Peygamberimiz namazı, dinin direği, imanın alameti, amellerin en faziletlisi ve Allah’a en sevimli olanıdır diye ifade etmiştir.

Efendimiz (sav), Tirmizi’de yer alan bir hadisi şerifte “ İşin başı İslam, direkleri namaz, en yüksek noktası ise cihattır. ” buyuruyor.  Ayrıca beş vakit namazı kılan kimseye Allah’ın cenneti vadettiğini, kılmayan kimseye ise bir vaadinin bulunmadığını bildirmiştir.

İkincisi: Namaz kılan kimse Allah’ı anmış olur. Yüce Allah Taha suresi 14. ayette “Beni anmak için namaz kıl.” buyurmuştur. Kimin huzurunda olduğumuzu düşünmemiz lazım. Rabbimiz, ezanla bize davet göndermiş, biz de namazla bu davete icabet ederek rabbimizle buluşmuş oluruz. Her türlü zikir namazda toplanmıştır.

Üçüncüsü: Namaz bizi maddi-manevi kirlerden temizler. Peygamberimiz (sav), beş vakit namazı kılan kimseyi günde beş defa bir nehirde yıkanan kimseye benzetmiş ve ashabına  “Ne dersiniz, birinizin kapısının önünde bir ırmak olsa ve orada günde beş defa yıkansa bu kimsede sizce hiç kir kalır mı?’’ diye sormuştur. Sahabenin : “Hayır hiç bir kir kalmaz.” diye cevap vermeleri üzerine,  “İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah bu sebeple günahları temizler, yok eder.” buyurmuştur.

Günde beş vakit namazını kılan manevi kirlerden temizlendiği gibi dış çevre ile sürekli temas halinde olan organlar da günde beş defa yıkandığı için kirden ve bulaşıcı mikroplardan temizlenmiş olur.

Dördüncüsü: Namaz vakitleri düzene koyar.

Beşincisi: Günahlardan ve kötülüklerden korur Namaz insanın fikir, kalp, ruh ve niyet temizliğini temin eder. Kötülüklerden uzak kalmasını sağlar. Her türlü haramlardan, çirkin söz, fiil ve davranışlardan uzak kalmasına vesile olur.

Ankebut Suresi 45. ayette Allahu Teala “ Ey peygamberim! Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı doğru kıl; çünkü namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Namazı anmak elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” buyuruyor.

Altıncısı: Beş vakit namazını kılan kimse kibir ve gururdan kurtulur. Alnını secdeye koyan insan, kul ve yaratılan farkını kavrar, dinin haram kıldığı kibir ve gururu terk eder. Herkesin aynı kıbleye yönelmesi, aynı hareketleri yapması, insandaki farklı olma düşüncesini kaldırır ve insan haklarına saygılı olmayı hatırlatır… Nitekim Allahu Teala, suretlerimize değil kalplerimize bakacağını ve Allah katında en değerli olanın Allah’tan en çok korkan olduğunu bildirir.

Yedincisi: İlahi murakabe altında olduğunun farkında olur. Peygamberimiz (sav), “Gece ve gündüz melekleri sizi takip ederler. Sabah ve ikindi namazlarında toplanırlar. Sonra,  geceleyin melekler ilahi huzura çıkarlar. Rableri onlara (onları en iyi bir şekilde bildiği halde): “Kullarımı nasıl terk ettiniz?” diye sorar. Melekler: “Onları namaz kılarken terk ettik ve namaz kılarken bulduk cevabını verirler.’’  (Buhari Mevakıt)

Sekizincisi: Kusurlarının bağışlanmasına vesile olur. Namaz müminin kusurlarına kefaret ve Allah’ın mağfiretine vesile olur. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Beş vakit namaz ve Cuma namazı diğer Cuma namazına kadar büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde aralarında işlenen küçük günahlara kefarettir.’’ (Müslim- Tahare)

Başka bir hadisi şerifte de:

“Allah beş vakit namazı (kullarına) farz kılmıştır. Kim abdesti güzelce alır, beş vakit namazı vaktinde kılar, rükusunu, secdesini ve huşusunu tam yaparsa bu kimseye, Allah’ın onu bağışlayacağına (Cennete koyacağına) dair sözü vardır. Namazlarını kılmayan kimseye ise Allah’ın bir sözü yoktur. Dilerse onu bağışlar, dilerse ona azab eder.” buyurmuştur.

Peygamberimiz (sav):

“Namazı kasten terk etmeyin. Kim kasten terk ederse Allah ve Resul’ünün zimmetinden beri olur.” buyurmuştur.

Yine Peygamberimiz (sav ): “Tevhid inancından sonra Allahu Teala, namazdan daha sevimli bir vazifeyi kullarına farz kılmış değildir. Eğer namazdan daha sevimli bir vazife olsaydı muhakkak Cenab-ı Hak meleklerini o vazife ile vazifelendirecekti. Halbuki meleklerin bir kısmı rükuda, bir kısmı secdede, bir kısmı kıyamda ve bir kısmı da kuuddadır.” buyurmuştur.

Dokuzuncusu: Namaz kılmak rızkı artırır.

Bu konuda Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Ey Ebu Hureyre! Aile efradına namaz kılmayı emret çünkü bunu yaparsan ummadığın yerlerden Cenab-ı Hak sana rızık gönderir.”

NAMAZ KILARKEN NELERE DİKKAT ETMEMİZ GEREKİR?

Namazda aslolan kalbin huzurudur. Kişinin Allah’ın huzurunda olduğunun şuuruna ermesidir. Allah u Teala Taha Suresi 14. ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: “…ve Beni anmak için namaz kıl.” Araf Suresi 205. ayet-i kerimede de “Gafillerden olma.” diye bizi uyarıyor. Yine Nisa Suresi 43. ayet-i kerimede “Ey İman Edenler! Siz sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.” Ayet-i kerimedeki sarhoşluk hem kendi manasında hem de dünya hayatına gösterilen ihtimamdan ve dünya sevgisinden gelen sarhoşluk olarak tefsir edilmiştir.

Namaz Allah ile münacaattır. Münacaat ile gaflet bir araya gelmez. Hazreti Aişe (ra), rivayetle Resulullah (sav)  bizimle, biz de O’nunla konuşurken birbirimize dikkat ediyorduk. Namaz vakti girdiğinde ise sanki ne O bizi, ne de biz O’nu tanırdık. Zira Rasulullah (as) böyle bir zamanda  Allah’ın azameti ile meşgul olduğu için her şeyi unuturdu.

Allah Resulü (sav): “Kişinin kalp ile bedenini birlikte hazır bulundurmadığı namazına Cenab-ı Hak iltifat etmez.” buyurdu.

Sahabe-i Kiram,  Peygamber Efendimiz’in namazını tarif ederken şöyle derlerdi: “Allah Rasulünün namazı sanki dizilmiş inci kolyesi gibi iltizamlı ve tartılmış idi.” Bundan anlıyoruz ki namazda tadil-i erkana çok riayet ederdi.

Bu konuda rivayet edilen hadislerde Peygamber Efendimiz: “Ruku ve secdelerinde belini doğrultmayan bir kulun yüzüne kıyamet gününde Cenabı Hak şefkatle bakmaz.” Başka bir hadisinde de “Namazda yüzünü sağa sola çeviren kişi Allah tarafından yüzünün merkep yüzüne çevrilmesinden korkmaz mı?” diye buyurdular.

Namazda huzuru temin etmek için ölümü düşünmek lazımdır. Allahu Teala Bakara Suresi 223. ayeti kerimede “Allah’tan korkun ve muhakkak O’nun huzuruna varacağınızı bilin.” Peygamber Efendimiz (sav) bir sahabiye şu tavsiyede bulunmuştur: “Son namazını kılan bir kişinin namazı gibi namaz kıl. Yani nefsine, hevasını ve hayatına veda edere mevlasına doğru yönelen bir kişinin namazı gibi.” Nitekim Cenab-ı Hak da “ Ey İnsan! Gerçekten sen dönüp varacağın Rabbine doğru ölünceye kadar çabalarda çabalarsın. Nihayet ona kavuşursun.”(İnşikak Suresi 6. ayet)

Hademi Esemden (ra) namazı hakkında sual sorulduğunda şu cevabı verdi: “Namaz yaklaştığı zaman tam bir abdest alırım. Namaz kılmak istediğim yere gelirim ve azalarım sukünet bulsunlar diye orada otururum. Bu maksat hasıl olunca namazıma kalkar, Kabeyi iki kaşımın arasına, sıratı ayaklarımın altına, Cenneti sağıma, Cehennemi soluma, ölüm meleğini arkama alır ve en son namazım olacaktır düşüncesiyle korku ve ümit arasında namaza dururum. Her şeyine inanarak bütün kurallarına riayet ederek tekbir alırım. Tertil ile okumaya başlarım. Tevazu ile beraber rukuya varırım. Huşu ile secde yaparım. Sol kalça üzerinde oturup, sol ayağın sırtını yayarım. Sağ ayağı baş parmağı üzerine dikerek otururum. Bu durumları ihlasla mühürlerim. Bunları yaptıktan sonra Cenab-ı Hakk’ın bu ibadetlerimi kabul edip etmeyeceğini bilmem. Zira takdir O’na aittir.”

Rivayet ediliyor ki bir sahabi Allah Rasülüne: “Ey Allah’ın Rasülü, Cennette arkadaşlığınızı bana nasip etmesini ve şefaatinize mazhar olabilmeyi benim için Allah’tan talep eyle diye” istekte bulundu. Bunun üzerine Allah Rasülü (sav) ona şöyle cevap verdi: “O halde sen de bu mevzuda fazla secde yapmakla bana yardımcı ol.” (Müslim)

Allah (cc) Hatemi Esem gibi namaz kılmayı, Cennette Peygamberimizin arkadaşlığına ve şefaatine mazhar olmayı nasip eylesin.


Eğitimci ve İlahiyatçı

Aysel İLHAN