Namaz – 4 Namazın Cemaatle Kılınması

 

Dinimiz, cemaatle namaz kılmaya büyük önem vermiştir. Cemaatle namaz kılan Müslümanlar birbirleri ile yakından tanışır, bilmeyenler bilgili olanlardan yararlanır, iyi alışkanlıklar kazanır, zamanla kötü alışkanlıklardan vazgeçerler.

Cemaate devam etmekle Müslümanlar arasında karşılıklı sevgi meydana gelir, kardeşlik ve dayanışma duyguları kuvvetlenir, cemaatle namaz kılan müminler tek başına namaz kılanlardan daha çok sevap kazanır.

“(Ey Resûlüm!) Sen de (cephede) içlerinde olup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir grup seninle beraber (namaza) dursun ve silahlarını (yanlarına) alsınlar (diğer grup düşmana karşı beklesinler). ” Nisa/102 Ayetinde Allah Teâlâ cihat sırasında korkulu anlarda bile cemaatle namaz kılmayı söz konusu etmektedir. Korkulu anlarda cemaatle namaz kılmanın teşvik edilmesi, normal zamanlarda cemaate riayet edilmesinin daha öncelikli ve önemli olduğunu da belirtmiş olmaktadır.

Bu konuda Sevgili Peygamberimiz şu müjdeleri veriyor:

“Cemaatle kılınan namazın sevabı, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha fazladır.”

(Buhârî, “Ezân”, 30)

“Yatsı namazını cemaatle kılan bir kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibi olur. Sabah namazını cemaatle kılan bir kimse bütün gece namaz kılmış gibi olur.”

(Müslim, “Mesâcid”, 260)

Farz namazlar tek başına da kılınır. Ancak cemaatle kılınması sünnet-i müekkededir. Camiye devam etmenin manevi kazancı çok, toplumun birliğini sağlamada rolü büyüktür.

Sünnet ve nafile olan namazlar cemaatle kılınmaz. Ancak teravih namazı sünnet olduğu halde hem tek başına, hem de cemaatle kılınabilir. Vacip olan vitir namazı sadece Ramazan ayında cemaatle kılınır. Cuma ve bayram namazları cemaatle kılınır, tek başına kılınmazlar.

  • Cami ve Cemaat Adabı

Camiler, Müslümanların Allah’a ibadet ettikleri yerlerdir. Yeryüzünün en şerefli yerleri olan camilere “Allah’ın evi” denilmektedir.

Camiye ibadet için giden mümin, Allah’ın ziyaretçisi ve misafiri durumundadır. Ev sahibi, evine gelen misafirlerine ikramda bulunduğu gibi camiye giden müminlere de yüce Allah büyük mükâfatlar verecektir.

Camilere saygı göstermek, her Müslümanın vazifesidir. Bu vazifeler kısaca şunlardır:

  1. Camiye abdestli olarak, temiz elbise ve düzgün kıyafetle girilmelidir.
  2. Camiye, önce sağ ayağını atarak girmeli ve girerken Peygamberimize salavat-ı şerife okunmalıdır.
  3. Camiden çıkarken önce sol ayağını dışarı atmalıdır.
  4. Ayakları ve çorapları kirli olarak camideki halı ve kilimlere basmamalıdır.
  5. Bir özrü yoksa camide ayaklarını uzatarak oturmamalı; bağırıp çağırmak, gürültü etmek ve dünyaya ait şeyleri konuşmak gibi saygısız davranışlardan sakınmalıdır.
  6. Soğan, sarımsak yiyerek ağzının kokusu ile camiye gidip cemaati rahatsız etmek, geğirmek ve yanındakileri iğrendirecek davranışlarda bulunmaktan kaçınmalıdır.
  7. Camide Kur’an okunuyor veya vaaz ediliyorsa, dikkat ve saygı ile dinlemeli, camiye geç gelenler boş buldukları yerde oturmalı, ön saflara geçmek için cemaati rahatsız etmemelidir.

 

  • Ka­dın­la­rın Mes­cit­le­re Git­me­le­ri

Ce­ma­at­le na­maz ve mescite git­me ba­kı­mın­dan ka­dın­lar er­kek­ler­den fark­lı hü­küm­le­re ta­bi tu­tul­muş­tur.

Hz. Peygamber kadınların mescite gelebileceklerini, ancak evdeki ibadetlerinin daha üstün olduğunu çeşitli vesilelerle dile getirmiştir. Bu konuya ilişkin hadislerden bazıları şöyledir:

“Kadınların mescitlere gitmesine engel olmayın. Fakat evleri onlar için daha hayırlıdır.”

(Müslim, “Sâlât”, 134-137)

“Kadınlarınız gece mescite gitmek için sizden izin istediklerinde onlara izin verin.”

(Müslim, “Sâlât”,139)

Yaş­lı ka­dın­la­rın ce­ma­at­le na­maz kıl­mak üze­re mes­cit­le­re git­me­le­ri ca­iz­dir. Fit­ne­ye se­bep ol­ma kor­ku­sun­dan ötü­rü genç ka­dın­lar için ise mek­ruh­tur.

  • Ce­ma­a­te Git­me­mek İçin Özür Sa­yı­lan Hal­ler

 

  • Te­yem­mü­mü mü­bah kı­la­cak de­re­ce­de has­ta­lık ve­ya felç­li olmak ya­hut âmâ bu­lun­mak. Ha­fif ba­ş ağ­rı­sı, ha­fif ateş gi­bi ra­hat­sız­lık­lar, yü­rü­yü­şü en­gel­le­me­yen felç ha­li özür sa­yıl­maz.
  • Ken­di­ne, ma­lı­na, şe­re­fi­ne bir za­rar gel­me­sin­den ve­ya ce­ma­a­te git­me­ye en­gel bir has­ta­lı­ğın mey­da­na gel­me­sin­den kork­mak.
  • Yağ­mur, ça­mur, şid­det­li so­ğuk, öğ­le vak­tin­de­ki şid­det­li sı­cak, ge­ce şid­det­li rüzgâr, şid­det­li ka­ran­lık gi­bi du­rum­lar da cu­ma ve ce­ma­a­te git­me­me öz­rü­dür.
  • Kü­çük ve­ya bü­yük ab­des­ti sı­kı­şık du­rum­da bu­lun­mak. Çün­kü bun­lar na­ma­zı hu­zur için­de ye­ri­ne ge­tir­me­ye ve ta­mam­la­ma­ya en­gel olur­lar. Ca­nı­nın is­te­di­ği bir ye­me­ğin ha­zır ol­ma­sı, şid­det­li aç­lık ve su­suz­luk da özür sa­yı­lır.
  • Ko­kan ve ko­ku­su­nu gi­der­mek müm­kün ol­ma­yan çiğ bir gı­da mad­de­si ye­mek.
  • Bir yer­de hap­se­dil­miş ol­mak.
  • Di­ni me­se­le­ler ve te’lif­le uğ­raş­mak.
  • Ce­ma­a­te de­vam et­mek is­te­di­ği hal­de, ge­çer­li bir özür­den do­la­yı, dü­zen­li bir şe­kil­de de­vam­dan mah­rum ka­lan kim­se de ni­ye­ti­ne gö­re ce­ma­at se­va­bı­na na­il olur.

 

  • Camiyi Tanıyalım

Camiler Müslüman toplumun ayrılmaz parçası, İslam ülkesinin simgesidir. Türk Milleti tarih boyunca Cami yapımına büyük önem vermiş, bugün bile seviyelerine ulaşılmayan dâhi mimarlar yetiştirmiş ve dünyada emsâli görülmeyen şaheser camiler meydana getirmiştir.

Cami, Müslümanların topluca ibadet ettikleri yerlerdir.

Mescit: Namaz kılınan yer anlamındadır. Ülkemizde küçük camilere mescit denir. Bazı büyük camilere de müscid denilmektedir. Mescit-i Nebi gibi.

Küçük mescitlerde genellikle vakit namazları kılınır, Cuma ve bayram namazları kılınmaz.

  • Caminin Bölümleri

Mihrab: Camilerde kıble yönünde bulunan ve imamın namaz kıldırırken durduğu girintili bölüm.

Minber: camilerde imamın Cuma ve bayram hutbelerini okuduğu yüksekçe merdivenli yer.

Kürsü: Camilerde vaaz verilen yüksekçe oturma yeri.

Minare: Camilerin bitişiğinde ezan okumak için yapılan kule şeklinde yüksek yapı.

Şerefe: Minarelerde çepeçevre ve çıkıntılı olarak yapılan ezan okuma yeri. Buraya minarenin içindeki basamaklarla çıkılır. Minarelerde genellikle bir şerefe bulunur. Birden fazla şerefeli minarelerde vardır.

Alem: Minarenin tepesine yerleştirilen hilâl (ay) şeklindeki tepelik.

  • Bir Mes­cit­te Ce­ma­a­tin Tek­rar­lan­ma­sı

Bir ma­hal­le­nin mescidin­de ezan ve ka­met­le bir­lik­te ce­ma­a­tin tek­rar­lan­ma­sı mek­ruh­tur. Ma­hal­le mescidi; bel­li bir ima­mı ve bel­li bir ce­ma­a­tı bu­lu­nan mescit de­mek­tir.

An­cak ce­ma­a­tin şu du­rum­lar­da tek­rar­lan­ma­sı mek­ruh de­ğil­dir:

1) Bir ma­hal­le mescidin­de, o ma­hal­le­nin hal­kın­dan ol­ma­yan se­fe­ri bir top­lu­lu­ğun ce­ma­at­le na­maz kıl­ma­sı.

2) O ma­hal­le­nin sa­kin­le­ri­nin eza­nı ses­siz­ce oku­ya­rak na­maz kıl­ma­sı.

3) Ma­hal­le hal­kı­nın, ce­ma­a­ti ezan­sız ve ka­met­siz tek­rar­la­ma­sı.

4) Mescitin yol üze­rin­de bu­lu­nan bir mes­cit ol­ma­sı.

5) Mescitin da­i­mi bir imam ve mü­ez­zi­ni bu­lun­ma­dı­ğı ve in­san­la­rın ay­rı ay­rı na­maz kıl­dı­ğı bir mes­cit ol­ma­sı.

Nor­mal va­kit­ler­de bir­den faz­la ce­ma­at­ler teş­kil edil­me­si, ce­ma­a­tin bü­tün­lü­ğü­nü bo­zar ve son­ra­ki ce­ma­a­te ka­tıl­ma gi­bi dü­şün­ce­ler­le gev­şek­lik­le­re yol aça­bi­lir.

Yol ke­nar­la­rı­na, ben­zin­lik ve ko­nak­la­ma yer­le­ri­ne ya­pı­lan mes­cit­ler­de ce­ma­at­le na­maz kıl­ma ko­nu­sun­da ise bü­tün in­san­lar eşit­tir. Bu yüz­den bu­ra­lar­da ce­ma­a­tin tek­rar­lan­ma­sın­da da bir sa­kın­ca bu­lun­maz.

Gö­rev­li ima­mı, bu­lu­nan bir mes­cit­te imam­dan ön­ce ce­ma­at­le na­maz kıl­mak da mek­ruh­tur.

Beyhan Büşra ÖZKUL
Kaynaklar:
  • Feyz’ül Furkan Kur’an-ı Kerim Meali
  • İlmihal / Hamdi DÖNDÜREN / ERKAM Yayınları
  • İslam İlmihali / M. Asım KÖKSAL / Seha Neşriat
  • İslam İlmihali / Lütfi ŞENTÜRK / Seyfettin YAZICI / DİB Yayınları
  • Büyük İslam İlmihali / Ömer Nasuhi BİLMEN / BİLMEN Yayınları
  • İlmihal 1 / DİB Yayınları