Müslümanların Birlik ve Beraberliği

Müslümanları, kardeş olduklarını hatırlamaya davet ediyorum! Müslümanlar birbirlerinin kardeşleridir. Birbirleriyle yardımlaşmadan başarı sağlanamaz, sağlanamıyor. Yüzde nisbeti küçük oluyor; % 3’te, % 5’te kalıyor, ileri gitmiyor, ekseriyet kazanılamıyor. Ekseriyetin kazanılması için insanın derya gibi olması lâzım, engin gönüllü olması lâzım, sabredici olması lâzım, halim selim olması lâzım. Derya gibi sabırlı olacaksın…

Bizim hocamız Abdülaziz Bekkine hazretleri buyurmuş ki: “Siz zannediyor musunuz ki mürşidler bir kusuru hemen size söyler? Bazen o kusurun düzeltilmesi için tam tavına gelmesi için nasihatin kabul edilebilir bir hâle gelmesi için on yıl beklediğimiz olur!” On yıl! “Şimdi söylesem anlamaz bunu, hele biraz daha sabredeyim. Kusuru var ama durayım.” filan diyerek, on yıl beklediği olur. Onun için Mehmed Zahid Hocaefendimizin (rha.) ben direkt olarak, “Şöyle yap, böyle yap!” diye emir sigasıyla emir verdiğini hatırlamıyorum. “Acaba, şöyle yapsanız nasıl olur? Şöyle yapmak uygun olur mu dersiniz?” Yani, istişare ediyormuş gibi soruyor; halbuki emir! Neden? Bir veliyyullahın sözü dinlenmediği zaman felaket olur da onun için… Muhatabını o duruma düşürmüyor.

Onun için bir insanın şimdiki haline bakmayacaksınız; onun içindeki iman potansiyeline bakacaksınız. Bir kâfirin şu andaki haline bakmayacaksınız; onun potansiyel olarak Müslüman olma ihtimali olduğuna bakacaksınız, ona da güzel ahlâkla davranacaksınız… Ona da İslâm’ın güzelliğini göstereceksiniz… Ona da ahlâk-ı İslâmiye’nin ne kadar derin olduğunu anlatarak muamelede bulunacaksınız.

Birleştirici olmak zorundayız, küçük dostlukları geliştirmek zorundayız ve Allah’ın bize verdiği tüm imkân ve güçleri kullanmak zorundayız. Memleketimiz içinde bütün grupların, İslâm’ın hizmetine iştirakini sağlamak zorundayız. Küstürmek, karalamak, itham etmek, kızdırmak, zorla günaha sokmak, pasif hâle getirmek; bu doğru değil.

O bakımdan mutlaka, sizin dışınızdaki insanların güzel taraflarını görmeyi öğreneceksiniz! Kusurlarına rağmen insanları sevmeyi öğreneceksiniz! Gülün dikenine değil, rengine ve kokusuna bakacaksınız ve kusurlu olarak kendinizi göreceksiniz.

Birlik ve beraberliği, İslâm bu kadar güzel, bu kadar gönül yapıcı ve birleştirici olduğu halde başaramamışsak, kusur biz Müslümanlardadır! Çünkü Allah, çalıştığı zaman düşmanlarına bile veriyor. “Dûsttanra kucâ kuni mahrûm / Tû ki ba düşmenen nazardâri” diyor Şeyh Sa’dî. “Ey Rabbim, sen gayb hazinelerinden Hristiyanlara, ateşperestlere, şunlara bunlara rızıklar veriyorsun… Gayret gösterdikleri zaman, onların gayretlerini karşılıksız bırakmıyorsun; istedikleri zaman veriyorsun. Düşmanlarına bile bu kadar lütufta bulunduğuna göre, dostlarını nasıl mahrum edersin ya Rabbi!” diyor. Elbet etmez… Dostlarını mahrum etmez ama dostlarında iş yok da ondan yardım gelmiyor… Dostları dost değil, dostları çürük de onun için yardım gelmiyor… Dostları dostluk vasfında gevşemişler; imtihan ve uyanma olsun diye yardım gelmiyor.

Onun için Müslüman gruplar arası koordinasyonu mutlaka sağlayacağız, planlı programlı olacağız. Bizim yapmak istediğimiz bir hayrı, bir başkası yapıyorsa; onun yapmasına öncelik tanıyacağız ki biz başka işle meşgul olalım. Baktık ki şu işi bir başka kardeşimiz yapabiliyor; “Allah senden razı olsun, buyur sen bu işi yap! Sen o işte çalışırken, ben de şu işi yapayım.” diyeceğiz. Rekabete lüzum yok! Birimiz bir işi yapıyorsak, öteki başka işi yapsın; daha ötekisi başka bir işi yapsın…

Koordinasyonu, iş birliğini, müşterek çalışmayı anlayamamış, öğrenememiş, birbirleriyle rekabete, çatışmaya girmiş gruplar başarı sağlayamazlar; başarı şansları yoktur! Bu koordinasyonu, iş birliğini, müşterek çalışmayı başaranlar sonucu alıyorlar; velev Allah’ın düşmanlarından bile olsalar! Amerika’da 49 tane eyaleti birleştirmişler, koca bir Amerika yapmışlar… Federal Almanya’da dokuz tane küçük beyliği birleştirmişler; Federal Almanya’yı meydana getirmişler… Avustralya’da şu kadar devleti birleştirmişler, Avustralya’yı meydana getirmişler… Avrupa’da şu kadar ayrı devleti bir araya getirip Avrupa Topluluğu’nu meydana getirmişler… Başkaları hep birleşme halinde… Oturuyorlar, pazarlık ediyorlar.

Fransa Almanya’ya hücum etmiş, Almanya Fransa’ya hücum etmiş; birbirlerine hınçları var… 100 Sene Harpleri var, 30 Sene Harpleri var… Napolyon Rusya’ya kadar yürümüş… Almanlar Majino Hattı’nı yararak, Normandiya sahillerine kadar dayanmışlar… Bunları unutuyorlar, iş birliği yapıyorlar. Müslümanlar birbirleriyle iş birliği yapmıyor veya onlara düşmanları tarafından yaptırılmıyor! Ayrılıklar körükleniyor ve Müslümanlar tefrikaya düşürülüyor; “Parçala ve hükmet!” metodu uygulanıyor. Onun için biz de birleştirme metodunu kullanacağız; birleştirmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız!

İnsan kazanmaya, gönül almaya çok dikkat edilmeli. Dostluklar, dostluklar, dostluklar… Kalp kazanmak, arkadaş edinmek, her gün arkadaşlarını biraz daha artırmak… Adres defterine yeni isimler eklemek… Yeni ziyaretler –ziyaretler de Allah rızası için olmak şartıyla– yapmak… Birbirlerini Allah için sevenlerin mükâfatı çok fazladır. Onun için sevgi bizim sermayemiz, sevgi bizim kazanç kapımız! Birbirimizi seveceğiz ve kardeşliği geliştirmeye çalışacağız, yaygınlaştırmaya çalışacağız. Eninde sonunda inananların birlik ve beraberliğini mutlaka sağlayacağız.

Nisan 1993
Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (rha)’ın İslâm Dergisi Başmakalelerinden alınmıştır.