Müslümanlar Arasında Kardeşlik Kurulması

                                                                             Âsım KÖKSAL

        Peygamberimiz, Medine’ye geldikten sonra, Mekkeli Müslümanlardan bazılarını, hem kendi aralarında birlikleriyle, hem de Medîneli Müslümanlarla ikişer ikişer kardeş yapmıştı.

KARDEŞLİĞİN GAYESİ

Bu kardeşlik, maddî ma’nevi yardımlaşma ve birbir­lerine çoluk çocuklarından önce vâris olma esâsına dayanıyor, yurttan yuvadan, kavim ve kabileden ayrı düşme­nin verdiği garipliği, mahzunluğu gidermek; Mekkelileri, Medine’ye ve Medînelilere ısındırmak, kendilerine destek ve kuvvet kazandırmak gâyesini güdüyordu. Bunlardan daha mühim olanı; Kureyş müşriklerinin evvelâ Ensâr’a, sonra da Abdullah b. Übey ile Evs vs Hazreç Kabilesi müşriklerinden bâzılarına gönderdikleri notalarda, Peygamberimiz’den dolayı kendileri ile çarpış­mayı göze aldıklarını bildirerek onları Peygamberimiz ve Müslümanlarla çarpışmaya hazırlamış olmalarıydı.

Peygamberimiz, Muhâcirlerle Ensâr arasındaki kar­deşliği kurarken, onlardan adam öldürenlerin diyetlerini, esir düşenlerin fidyelerini ödeme ve Müslümanlar arasını düzeltme taahhüdünü bir yazı ile de tesbit etmişti.

PEYGAMBERİMİZ’İN HZ. EBÜ BEKİR VE HZ. ÖMER HAKKINDAKİ SÖZÜ

Peygamberimiz, bir gün, Hz. Ebû Bekir ile Hz, Ömer’i, biri, öbürünün elini tutmuş olduğu halde, gelir­lerken görünce:

“Peygamberler ve Rasûllerden başka, bütün önceki ve sonrakilerden Cennetlik olanların olgunluk çağına erenlerinden iki büyüğüne bakmak isteyen, şu gelenlere baksın!” demiş, sonra da, onları birbirine kardeş yap­mıştır.

PEYGAMBERİMİZ’İN HZ.ALİ HAKKINDAKİ SÖZÜ

Peygamberimiz, böyle, Mekkeli Sahâbîleri arasında kardeşlik kurarken, elini Hz. Ali’nin omuzuna koyup, “Sen de benim kardeşimsin, sen bana vârissin, ben de sa­na vârisim.” demiştir.

İbn-i Ömer’den rivâyet edildiğine göre: Peygambe­rimiz, Sahâbîlerini birbirleriyle kardeş yaptığı sırada, Hz. Ali, gözleri yaşarmış olarak, Peygamberimiz’in yanı­na gelip, “Yâ Rasûlâllah! Sen Sahâbîlerini birbirleriyle kardeş yaptın. Benimle hiçbir kimse arasında kardeşlik kurmadın.” demiş, Peygamberimiz de ona, “Sen dünyâda ve âhirette benim kardeşimsin.” buyurmuştur.

MUHACİRLER ARASINDAKİ KARDEŞLİK                               –

İbn-i Sa’d’in Tabakât’ını tarayarak tespit ettiğimi­ze göre:

  • – Peygamberimiz ile Hz. Ali,
  • – Ebû Bekir ile Hz. Ömer,
  • -Hz. Osman ile Abdurrahman b. Avf veya Talha b. Ubeydullah,
  • – Hz. Hamza ile Zeyd b. Hârise,
  • – Zübeyr b. Avvâm ile Abdullah b. Mes’ûd veya Talha b. Ubeydullah,
  • – Sa’d b. Ebî Vakkas ile Abdurrahman b. Avf,
  • – Ebû Ubeyde b. Cerrah ile Sâlim (Mevlâ Ebû Hazeyfe),
  • – Saîd b. Zeyd ile Talha b. Ubeydullah, .
  • – Ubeyde b. Hâris ile Bilâl b. Rebah,
  • – Sa’d b. Ebî Vakkas ile Mus’ab b. Ümeyr kardeş olmuşlardır.
  • -İbn-i Habîb, bu hâdisenin Hicret’ten önce Mekke’de cereyan ettiğini söyler.

MUHACİRLERLE ENSÂR ARASINDA KARDEŞLİK KURULMASI

Medine’ye Hicret’ten 5 ay sonra, Mescidin yapılmak­ta olduğu sıralarda Mekkeli Muhacirlerle Medîneli Müslümanlar (Ensâr) arasındaki kardeşlik kurulmuştur. Bu da Enes b. Mâlik’in bildirdiğine göre, Enes b. Mâlik’in evinde olmuştur.

Enes b. Mâlik’e göre; evinde Muhacirlerle Ensâr arasında Peygamberimiz tarafından iki veya üç kere antlaşma yapılmıştır.

İbn-i Esîr’in rivâyetine göre: Peygamberimiz’e, için­de kâfur bulunan yeşil bir toprak çanak getirilip veril­miş, Muhacirlerle Ensâr ona ellerini batırmak suretiyle antlaşmışlar, merâsim sonunda Peygamberimiz, Enes b. Mâlik’in annesine, “Ey Ümmü Süleym! Bizim için, onun içine biraz hurma hoşafı da koy.” demiştir.

KARDEŞ OLANLARIN SAYISI   

Ibn-i Sa’d’a göre: Enes b. Mâlik’in evinde, ikişer ikişer kardeş yapılan Müslümanların sayısı 45’i  Mekkeli Muhacirlerden, 45’i Medîneli Ensâr’dan olmak üzere 90’dı. Onların 50’si Muhâcirlerden, 50’si Ensâr’dan olmak üze­re 100 kişiyi bulduklarını söyleyenler de vardır.

İbn-i îshak, Muhacirlerle Ensâr’dan 14 kişinin ismi­ni sayıp, “Rasûlu’llâh’ın birbirlerine kardeş yaptığı Ashâbından bize isimleri haber verilenler bunlardır.” der.

Belâzürî, 22’şerden 44 kişinin;  îbn-i Seyyid, 41’er den 82 kişinin; Muhammed b. Habîb de, 56’şardan 112 kişinin ismini tesbîte muvaffak olmuştur.

Diyar Bekrî ise 90 kişinin isimlerini kitaplarda bulamadığını söyleyerek onlardan ancak 28-30’unun ismini sı­ralamakla yetinmiştir.

Caetani gibi bâzı Batılı târihçiler, bunu ve Taberî’nin buna Tefsîr’inde temas ettiği halde Târih’inde temas etmemiş olmasını fırsat bilerek, İslâm Târihinde çok bü­yük kıymeti ve te’sîri bulunan bir hâdiseyi küçümseme­ğe ve şüpheli göstermeğe yeltenmişlerdir.

KURULAN KARDEŞLİKTEN DOĞAN VÂRİS OLMA HÜKMÜNÜN KALDIRILMASI

Bu kardeşliğin mirasa âit hükmü, Bedir gazâsından sonra inen “.., Hısımlar, Allah’ın Kitâbınca, biribirine daha yakındırlar…” (Enfâl: 75) Âyetiyle neshedildi.

İbn-i Abbâs’a göre: Kur’ân-ı Kerîm’de yeminlerin bağladığı bildirilen kimselerden maksat, Muhacirlerle Ensâr olup Muhacirlerin Medine’ye geldikleri sıralarda ku­rulan kardeşlik sebebiyle Muhacirler, Ensâr’a, hısımla­rından önce, vâris olurlardı. Fakat yeminlerden doğan bu vârislik, “Erkek, kadın, her birisi için baba ve ananın, yakın hısımların terekelerinden de vârisler yaptık…” (Nisâ’: 33) âyetiyle kaldırılıp, din kardeşliği, yalnız yar­dıma, yedirip içirmeğe, bir de öğüte munhasır kalmıştır.

ENSAR’IN MİSÂFİRPERVERLİĞÎ VE FEDÂKÂRLIĞI

Mühâcirlerle Ensâr arasında kurulmuş olan kardeş­liğin çok büyük te’sîri ve faydası görüldü. Zâten, Medîneliler, Muhacirleri, Medine’ye daha ilk geldikleri gün, evlerine indirmek, ağırlamak için birbirleriyle yarışa girmişler, anlaşamadıkları, onları paylaşa­madıkları için, iki okla kur’a çekişmedikçe, Muhâcirlerden hiçbirisi, Ensâr’dan hiçbirinin evine inememişti.

Ensâr’ın, Peygamberimiz’i misafir etmek hususun­daki istek ve tehâlükleri daha büyüktü. Peygamberimiz, ancak, “Ben, bu gece, Abdülmuttalâb’in dayıları olan Neccar oğullarına ineceğim!” demek suretiyle onları teskin edebilmiş, Ebû Eyyûb-i Ensârî’nin evine de Neccar oğul­larının aralarında çektikleri kur’a neticesinde gidebil­mişti.

Ensâr, bu kadarla da kalmadılar: “Yâ Rasûlâllah! Hurmalıklarımızı da Muhâcir kardeşlerimizle aramızda bölüştür!” dediler. Peygamberimiz: “Hayır, öyle olmaz!” dedi. Bunun üzerine, Ensâr, Muhacirlere, “Öyle ise, tımar ve sulama zahmetini siz üzerinize alınız da sizi hurma mahsûlüne ortak yapalım.” dediler. İki taraf da, “İşit­tik ve itâat ettik!” diyerek Peygamberimiz’in bu yoldaki tensîbine râzı oldular.

Peygamberimiz, Bahreyn arazîsini parça parça ayır­mış ve dağıtmak üzere önce, Ensâr’ı çağırmıştı. Ensâr: “Muhâcir kardeşlerimize bunun bir mislini ayırmadıkça olmaz!” dediler.

Bunun üzerine, Peygamberimiz; “Siz, mademki ol­maz dediniz (Muhâcir kardeşlerinizi kendinize tercih et­tiniz) o halde, Kevser havuzunda bana kavuşuncaya ka­dar, sabrediniz! Çünkü benden sonra size, başkalarının tercih edileceği bir zaman, gelecektir!” dedi.

Diyanet Dergisi

8.Cilt  Mayıs-Haziran 1969, 84-85. sayısından alıntı yapılmıştır.

 

Kaynaklar:

  • -İbn-i İshak, îbn-i Hişâm – Sîre İbn-i Sa’d – Tabakât
  • -İbn-î Habîb – Muhabber ‘
  • -Ahmed b. Hanbel -Müsned
  • -Buhârî – Sahih
  • -Müslim – Sahih
  • -Ebû Dâvud – Sünen
  • -Tirmizi – Sünen
  • -Belâzürî – Ensâb
  • -Taberî – Tefsir
  • -ibn-i Abdu’l –Ber-Istiâb ‘
  • -Süheylî -Ravd
  • -İbn-i Seyyid – Uyûn
  • -Diyarbekri- Hamis
  • -Halebi – İnsan.