Mü’minler Kâinattan İbret Alırlar

Mü’minlerin vasıflarından biri de kâinattan ibret almalarıdır. Allah bizi, imtihanı güzel vereni ayırt etmek, ibadet ve taatle kulluk yapmamız için (Zariyat 56) ölümü ve hayatı yarattı (Mülk 2).

Yaşadığımız dünya hayatı kısa bir geçimlik, eğlence, faydalanma yeri olup asıl yaşanacak yer ahiret yurdudur (Ankebut 64). Oyun diye yaratılmayan dünyada (Enbiya 16, Duhan 38-39) etrafımızda görüp gözlemlediğimiz, tanık olduğumuz çeşitli varlıklar, olaylar, bunların birbirleriyle ilişkisi bizi tefekküre ve yaratılış gayemizi anlamaya yöneltir. Gökyüzünde ve yeryüzünde iman edenler, akl-ı selim sahipleri için türlü deliller vardır (Al-i İmran 190, Casiye 3). Müslüman, yaratılanlar hakkında tefekkür eder. Bitkiler ve ağaçlar O’nun mahlûkatındandır ve O’na secde ederler. Her şeyde bir ölçü, ahenk ve düzen vardır (Rahman 6-7). Masmavi gökyüzü, küme küme bulutlar, bulutları sürükleyen rüzgârlar, şarıl şarıl yağan yağmur, yağmurun bitirip yeşerttiği bitkiler hepsi ayrı bir güzellik ve tefekkür tablosu.  Göklerin ve yerin yaratılışındaki mükemmellik, ahenk, uyum; her şeyin belli bir ölçüyle yaratılması, hiçbir düzensizlik olmaması, yeryüzünün bitki, hayvan, türlü madenler ve doğal güzelliklerle bezenmesi, dağların yaratılışı idrak edenler için çok ibretlidir (Kaf 6-8). Yedi kat gök birbiriyle uyumludur. Hiçbir düzensizlik, çatlak ve kusur göremezsin (Mülk 3). Yıldızlarla süslü gökyüzü (Saffat 6); örtü, uyku ve dinleme kılınan gece, geçim ve rızık arama kılınan gündüz, kandil olup parlayan güneş (Nebe 10-11, 13. Furkan 47) hepsi birden Allah’ın kudretinin delillerindendir.

Varlığı türlü şekil ve biçimlerde güzel yaratması (Teğabün 3), rengârenk olması (Nahl 13), bol nimet çıkan denizler (İsra 66, Nahl 14), rahmetinin önünde müjdeleyici olarak gönderilen rüzgârların topladığı yağmur yüklü bulutlardan ölü ve kurak bir bölgeye can veren, gökten tertemiz ve şarıl şarıl inen sular (Araf 57, Furkan 48-49, Nebe 14-16), dağlar, ırmaklar, yollar ve türlü alametlerde (Nahl 15-16) elbette düşünen ve akleden kimseler için nice deliller vardır (Bakara 164, Casiye 3-5). Suların yeşerttiği güzel bitkilerin kuruyup sararması ve rüzgârların savurduğu çer çöp kırıntısı haline gelmesi de yine O’nun delillerindendir (Kehf 45, Hadid 20). Yedi kat gök, yer ve onların içindekiler O’nu tesbih eder. O’na hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur (İsra 44). Allah türlü şekillerde misaller vermektedir (İsra 41). “Eğer yerdeki ağaçlar (birer)kalem olsa, deniz de (mürekkep olsa), ardından yedi deniz ona (katılıp) yardım etse yine (bunlar tükenir de) Allah’ın kelimeleri tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak galip, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir” (Lokman 27).

Yer, gök ve ikisi arasındakiler oyun diye yaratılmadı (Enbiya 16). Öyle ise göklerde ve yerde nice delillere ibretle bakmayıp yüz çeviren (Yusuf 105)  insanoğlunu bol kerem sahibi Rabbine karşı aldatan nedir? O ki yarattı, düzenledi, uygunluk ve denge verdi (İnfitar 6-7). Kim dünyada hakikatlere kör ise ahirette de kördür (İsra 72). Hâlbuki gözler kör olmaz; kalpler kör olur, ibret almaz (Hac 46). Müslümanlar ise Allah’a iman eder ve O’nu anmakla kalpleri huzura kavuşur (Ra’d 28). Ondan ancak tefekkür eden, ibret alan, akleden, düşünen, idrak eden akl-ı selim sahipleri, âlimler korkar (Fatır 28).

Öyle ise “Ey iman edenler! (Gücünüz nisbetinde) Allah’ın emrine uygun yaşayın/aykırılıktan sakının ve ancak Müslümanlar olarak can verin” (Al-i İmran 102).

 

Oya Erdoğan