Modernleşme Ve Ahlak

Modernleşme, Meşrutiyetin ilanıyla (1876) başlayan bir süreç olmakla beraber Cumhuriyet döneminde yaygın kullanılan bir tabir olmuştur. Batıda modernleşme ile ahlak(ethic) dine değil, bilime dayandırılmıştır. Hatta ibadeti psikolojik olarak rahatlama kabul edilir ve maddileştirilir.  Bu itibarla bizde de cumhuriyet dönemi modernleşmesinde ”dinde ve dini alanda bağımsızlık, düşünce olarak hayatı dinden ve ahlaktan uzaklaştırma ve dini kendi kafalarına göre dar kalıba hapsetme” eylemi vardır.

Hâlbuki medeni toplumu asırlar öncesinden kâinatın Efendisi Hz Peygamber (sav) hicretle beraber Medine’de kurmuştur. Peygamberimizden sonra müslümanların göz alıcı köklü medeniyetler kurmalarını modernleşme çığırtkanlarına örnek göstermek gerekir. Peygamberimiz “kardeşliği, vefayı, sadakati, dürüstlüğü içine alan güzel ahlakı tamamlamak için geldiğini” ifade etmiştir. “İnsanların en hayırlısı da ahlakı güzel olandır” buyurmuştur.

Modernleşme çağı mağduriyetler getirmiş olup bunun örneklerinden biri maneviyat ve ahlak abidesi milli şairimiz Mehmet Akif’tir. Vatanını ve milletini canından ve evladından fazla seven Mehmet Akif modernleşme politikalarının artmasıyla beraber kendi isteğiyle Mısır’a sürgüne gider. Sürgün yıllarında Kur’an tefsiriyle uğraşmasına rağmen on yıl sıla hasretiyle yanar ve hastalanır. Korkusu; ölmeden önce vatanını görememektir. Hastalığı ilerlemiş ve altmış üç yaşında vefat etmiştir. Peygamber aşığı olan Mehmet Akif ölüm döşeğinde iken “Efendimiz gibi altmış üç yaşında ölüm döşeğinde öldüğüm için mutluyum” demiştir. Cenazesine kalabalık öğrenci grubu katılmasına rağmen hiçbir yetkili siyasetçinin katılmaması da manidardır.

Mehmet Akif’in idealindeki genç Asım, Berlin’e gidecek ve atomu parçalamayı öğrenecektir. Ancak kalbindeki İman, yüzündeki hayâ, üstündeki libası(elbisesi)çıkmamış olacaktır. Asım, vatanına dönecek ve vatanı güzel ahlakıyla süsleyerek muasır medeniyetler seviyesine çıkaracaktır.

İslam okyanusundan nefes alan ecdadımız kabına sığmazken: Milletimizi değerlerinden, ahlak anlayışından uzaklaştırmanın planlarını yapan batının çirkin hilelerine aldanmamalıyız. Özellikle gençlerimizi modernleşme uğruna birer ahlak fukarası haline getirmemeliyiz. Gençlerimiz maalesef bu taklit modernleşme düşüncesiyle inancından, ahlakından, karakterinden safha safha uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır. Kitle iletişim araçları özellikle bizim en kutsal kabul ettiğimiz “Aile”yi parçalamak için ver yansın çaba sarf etmektedir. Çünkü aile parçalanırsa millet parçalanır: Batı bunun bilincindedir. İnşallah gençliğin içinde bulunduğu ahlak sancıları kutlu doğumlara vesile olur. Gençliğin heyecanı olan Asım mutlaka dönecek ve tüm dünyaya ahlakı, modernliği, insanlığı, öğretecektir. Ümidimiz hep var olacaktır ve hasretle BEKLEYECEĞİZ…

Nurcihan Çardak

Tarih Öğretmeni