Modern Çağda Özgür Olamamak

Her çağ kendi değer sistemlerini ve kurumlarını yaşama eklemekte ve yaşamı etkilemektedir. Günümüz çağı, “modern çağ” olarak adlandırılmaktadır; kentler oluşmuş, ticaret yolları genişletilmiş, ilkel tarım ve çoban toplumunun tabuları, efsaneleri, örfleri, tanrıları ve tanrıçaları yerini dinlere, sembollere ve değerlere bırakmaktadır. Modern dünyada her şeyden önce maddi ilerleme amaçlandı. Ebedi değerlerden dünyevi değerlere ve maddi ilerlemeye dönüş, modern bilim ve tekniğin gelişmesiyle desteklendi ve hızlandırıldı.

Modern dünyada gerçeklik, sayısal ve kavramsal olarak ele alınır; matematiksel olarak elle alınamayan şeyler yok kabul edilir. Bu da maddeciliğin kendini bir dışa vurumu olarak ortaya çıkar. İnsani boyutu olan değerler güzellik, aşk, inanç gibi kavramlar kabul görmez, gençlik bir umutsuzluğu düşer.

Modern toplumun diğer bir özelliği de bireyciliği, özgürlüğü ve yabancılaşmayı ileri bir düzeyde yaşamasıdır, denilebilir.

Batı’da 19. yüzyılda ortaya çıkan Egzistansiyalizm bu bireyciliği, insani varoluş, değerinin kendisi tarafından oluşturulduğu felsefesiyle daha da ileriye götürerek, hiç bir ölçüye dayanmayan özgürlük düşüncesini alabildiğince genişletmiştir.

Özgür olmak akıllı olmayı gerektirir. Akletme gücü, insana Allah tarafından verilmiştir. Özgür olan insan bu gücü kullanmayı bilendir. İnsan, ancak yaradılışla birlikte kendisine bahşedilen öz değerlere sadık kalmasıyla özgürleşebilir. Bu noktada hür olmak, özgürlüğün zıddı olarak belirir. Hür olmak, bir yolun sonunda başka bir yola girmektir. Kendini ve eşyayı değiştirmektir.

Eski şeklin yıkılıp ondan elde edilen manadan yeni bir şekil oluşturmaktır. Hürriyet isteyen insan, birtakım şeyleri yaratandan değil de yaratılmış olandan ister ve bu duygusunu gerçekleştireceği her yolu mübah görür. Batı da 19. yüzyılda ortaya çıkan Egzistansiyalizm merkeze insanı alır. İnsan ne evrene ne de Allah’a hiçbir bakımdan borçlu değildir. Seçme ve eylemde bulunmada tamamıyla hürdür. İnsanlık bu dünyada tek tek gevşek örülmüş bir örgüden ibarettir. İnsan kendi gerçeğini kuran bir varlıktır. Maddi hayata yönelip, kendi varoluş değerlerini(kaderini)oluşturma peşindedir. Allah, insanın özü dışında tutularak dinin insan hürriyetini olumsuzlaştırdığı ileri sürülür. Hürriyet ve irade, şartsız olarak insanda anlam bulur. İnsanın kendine dönmesi, anlaması materyalist tüketim anlayışına bir anlamda karşı olması Egzistansiyalizmi kurtaramaz. Çünkü hiçbir ölçüye dayanmadan insana verilen bu hürriyetin insanı intihar ettirecek boyutta olması düşündürücüdür.

Her insan hür olma adına istediğini yapmaya kalkışınca toplumda değişik yaşam biçimleri belirir. Böyle bir toplumda dayanıklı dostluklara, derin duygulara yer yoktur. Değerleri ve yaşam biçimleri bölünmüş bir toplumda sosyal bütünleşme noktasında rahatsızlıklar baş gösterir ve benlikleri bir arada tutma zorlaşır. Bu durumda milyonlarca insanı gelecek şoku sarabilir, insanın uyum sağlama yeteneği geçici, yabancı ve karmaşık bir çevreyle zorlanabilir. Sosyologlar geçiciliğin çeşitlilik ve yenilikle birleşmesi sonucunda toplumda bir uyum bozukluğu, tarihsel bir bunalım olacağını belirtmektedir.

Modern insan sınırsız bir serbestiyet ile özgür olmak istemektedir. Bir şeylerin bağımlılığı reddedilirken başka şeylerin bağımlılığını kabullenme modern insanın özgürlük anlayışındaki çıkmazıdır. Özgürlük adına akıl, bilgi, zihinler bir kaos yaşamakta. İnsan varlık alanına katılırken zihindeki kaosu bu alana da yansıtmaktadır. Neyin iyi, güzel, çirkin gibi değerlerde olduğunu ayırt edemez hale gelmiştir. Modern dünyada yaşayan insanın özgürlüğü gittikçe kısıtlanmaktadır. İhtiyaçları tatmin etmeye yarayan araçlar gerek geleneksel gerekse modern toplumlarda bütünüyle değiştirildi. İhtiyaçlar hemen hemen eşyaya bitişik hale geldi. İnsan yürürken özgürlüğünün kısıtlandığı ve kendisinin hapsolunduğu hissine kapılır oldu. İnsan kat edeceği mesafeyi gerçekleştirecek olan vasıtaları isterken, özgürlük değil haklar istemektedir, yürüme özgürlüğünün değeri bu hakların elde edilmesiyle değer kaybedip gölgede bırakıldı. İnsan, özgürlüğü elinden alınmış bir varlık olarak seçim yapamamakta ve karar alamamaktadır.

Çağlar üstü bir sistem olan İslam, bu anlamda mevcut değerleri göz önünde tutup ayıklayacaklarını ayıklamış. Yeni bir düzenleme ile yeni değerleri kaydetmiş. Ortaya koymuş olduğu yüksek değerlerle varlık evrenini yönetmede kolaylık sağlamıştır.

İslami değerler Allah’tandır. Tevhid ilkesi çerçevesinde bireysel-toplumsal, madde-mana, din-dünya ölçüsü belirlenmiştir. İslam’daki özgürlük anlayışında bireysel ve toplumsal haklar, özgürlükler ayrıntılı olarak belirtilmiştir.

Mutlak bir iradenin şemsiyesi altında, birey ve toplum birbirlerini sınırlamadan serbest bırakılmıştır.

Beyhan Küskü

 

Kaynaklar:

Ervin Laszlo, Evrensel düşünmek

Rene Gue’non, Modern Dünyanın Bunalımı

İsmet Özel, Taşları Yemek Yasak

Mustafa Aydın, İlk Dönem İslam Toplumunun Şekillenişi

Nurettin Topçu, İsyan Ahlakı