Miraç Gecesi

mirac

Feyzin, bereketin, rahmetin bol olduğu mübarek gecelerden biride Mirac gecesidir. Mirac kelime anlamı olarak, “yukarı çıkmak, yükselmek anlamına gelir.  Peygamber efendimizin (sav) recep ayının 27. gecesi Burak ile Beyt-i Makdise vardıktan sonra göğe yükseltilerek Cenabı hakkın huzura kabul edildiği gecedir.

Bu konuda Allah Teâlâ İsra suresinde Kulu (Muhammed aleyhisselamı) geceleyin Mescid-i haram”dan, çevresini bereketli kıldığımız Mescid-i Aksa”ya götüren (Allah) ın şanı yüce (ve her türlü noksanlıktan uzak)tır. (Bunu), kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (yaptık). Şüphesiz O, (evet) O, hakkıyla işitendir, görendir.” Buyurmaktadır.

Peygamber efendimiz (sav) Mescidi aksaya giderken yol üzerinde Hz. Musanın makamına uğrayıp orada iki rekat namaz kıldıktan sonra mescidi aksaya ulaşmış, orada bütün Peygamberlere iki rekat namaz kıldırmıştır. Sonra göğün bütün tabakalarına uğramış ve hz Adem, hz İsa, hz Yahya, hz Yusuf, hz İdris, hz Harun, hz Musa, hz İbrahim (as) ile görüşmüştür. Ve bu mübarek gecede beş vakit namaz farz olmuştur.

Yine mirac gecesi hakkında:  “Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar yahut daha az kaldı” (necm suresi 9) buyrulmaktadır.”

Miracdan gaye Peygamber efendimizin belli bir makamda Rabbiyle buluşması değil, (Allah Teala mekandan münezzehtir) Allahın mülk, saltanatından dilediği kadarını Rasulüne göstermesinden, Allahın kendisine hazırladığı yüce mevkii görüp anlamasından ibarettir.” Necm suresi 18. ayeti kerimede Alemlerin Rabbi “ Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerini gördü” buyurmaktadır.

Allah Teala, bazı peygamberlere (as) olduğu gibi Peygamberimizi (sav) de, azamet, mülk ve melekutunu göstermeyi murad etmiş, kudsi ruh ve melekut alemiyle ünsiyetini; İslam davasını yaymak üzere münkirler, müşrikler ve muannidler karşısında yapacağı mücadelede muvaffak olabilmesi için kalbine kuvvet ve şecaat vermeyi istemiş; ilahi sanatının eşsizliğini, mükemmelliğini göstererek Allah Rasulünün (sav) bu hak yoldaki haklı davasında mücahede ve mücadelesinde gayret, himmet ve şevkinin artmasını dilemiştir.

Efendimiz için en büyük lütuf olan miraç mucizesi, müminler içinde eşsiz müjdelerle doludur. Mirac bütün süfli duygulardan ve beşeri hislerden temizlenerek, Allah (cc) a doğru yükseliştir. Nitekim Allah Rasulü (sav) “ Ben miraçtan daha güzel bir şey görmüş değilim ölüleriniz, öleceği sırada gözlerini ona dikerler.”buyurmaktadır.

Ebu Said el-Hudri nin diğer rivayetinde şu ayrıntı yer alır: “ Sonra Mirac getirildi. Baktım ki gördüğüm şeylerin en güzeli. Görmez misin ölü gözünü ona nasıl diker? Derken dünya göğünün kapısına kadar çıkarıldık. Cebrail onun açılmasını söyledi.

—Kim o?

— Cebrail.

—Yanındaki kim?

—Muhammed!

— Ya! O Peygamber olarak gönderildi mi?

— Evet.

Bunun üzerine kapıyı hemen açtılar ve beni selamladılar. O sırada ne göreyim adı İsmail ve göğü korumakla görevli bir melekle birlikteyim! Emrinde yetmiş bin melek ve bunların her birinin emrinde yüz bin melek var. Bu noktada Allah Resulü: “ Rabbinin ordularını başkası değil ancak kendisi bilir” (müddessir, 31) pasajının yer aldığı ayeti okudu ve sözlerini şöyle sürdürdü: “ Derken kendimi bir adamın yanında buldum. Görünümü, Allahın yarattığı günkü gibi ondan hiçbir şey bozulmamış, kendisine soyunun ruhu sunuluyor. Mümin ruhu ise: “ Hoş ruh, hoş koku, bunun kitabını illiyyin de kılın diyor. Kafir ruhu ise: “pis ruh, pis koku, bunun kitabını siccin de kılın” diyor. Cibril’e:

—Bu kim? Dedim.

—Baban Adem dedi.

Bunun üzerine o bana selam verdi, iltifatta bulunup hayır dua etti, “ Salih Peygambere ve hayırlı evlada merhaba” dedi.

Sonra baktım, bir topluluk gördüm ki dudakları deve dudağı gibi, kendilerine bir takımları görevlendirilmişler dudaklarını kesiyorlar ve ağızlarına ateşten bir taş koyuyorlar, aşağılarından çıkıyor. Cebraile bunların kimler olduğunu sordum. “ Yetimlerin mallarını haksızca yiyenler!” dedi.

Sonra yine bir topluluk gördüm, derilerinden sırım kesilip ağızlarına tıkılıyor ve: “ Yediğiniz gibi yiyiniz” deniliyor ve bu, onlara en iğrenç bir şey oluyor.

—Ey Cebrail, bunlar kimler?

— Bunlar, halkı çekiştirenler, laf taşıyanlar ki, insanların etlerini yerler, sövüp sayarak onların iffetlerine, namuslarına dil uzatırlar.

Yine baktım bir topluluk, önlerine sofra kurulmuş, üzerinde benim gördüğüm etlerin en güzelinden kebaplar var, etraflarında da leşler. Onlar o güzel etleri bırakıp bu leşlerden yemeğe başladılar. Cebraile bunların kimler olduğunu sordum. “ Bunlar zina edenlerdir. Allahın helal kıldığını bırakırlar da haram kıldığına giderler” dedi.

Sonra yine baktım bir topluluk, karınları evler gibi. Bunlar Firavun bağlılarının yolu üzerinde bulunuyorlardı. Firavun bağlıları sabah ve akşam ateşe sunulurken bunlara uğruyor. Uğradılar mı bunlar bir fırlıyorlar, fırlayınca da her biri karnının aşağı bastırılmasıyla düşüyor ve dolayısıyla Firavun bağlıları bunları ayaklarıyla çiğniyorlar. Cebrail’e bunların kimler olduğunu sordum. Şu cevabı verdi: “ Bunlar karınlarını şişirmek için faiz yiyenlerdir. “ Onların durumu kendisini şeytanın dokunup çarptığı kimsenin durumu gibidir. “

Sonra baktım bir takım kadınlar göğüslerinden asılmışken bir takım kadınlar da baş aşağı ayaklarından asılmış.

— Ey Cibril bunlar kimlerdir?

—- Zina eden ve çocuklarını öldüren kadınlardır dedi.

Yine Peygamber Efendimizden rivayet edilen bir hadisi şerifte “ Göğe çıkarıldım ve hiçbir gök geçmedim ki orada “ Muhammedü”r-Resulullah” yazılı olmasın. Ve peşim sırada Ebu Bekir Sıdık.”

Beyti mamur gösterildi, her gün yetmiş bin melek namaz kılar, bir daha onlara sıra gelmez. Sidretül münteha da gösterildi.”

“ O kadar yükseğe çıkaralım ki orada mukadderatı yazan kalemlerin sesini işitir oldum. Sonra bana elli vakit namaz farz kılındı, döndüm.”

Efendimize farz kılınan elli vakit namaz, (Musa as.) ın ikazı ile Efendimizin tazarru ile beş vakte indirildi lutfen- keremen. Sonra da şöyle buyurdu Hak celle celalehu: “ Ey Muhammed! Bende söz ve hüküm asla değiştirilmez. (size farz olan namaz beş vakittir) ve bu beş vakit namaz karşılığında sana elli vakit namaz sevabı vardır.” Buyurmuştur.

Bu güzel aylarda mübarek gecelerde Allah Tealanın bol bol rahmet ettiği sevaplar verdiği günlerde Rabbimize tazarru ile dua edip af dileyip, rahmet isteyip secdelere kapanmalıyız. Kulun miracı olan namazı dosdoğru hakkıyla ifa etmeye, Oruçlar tutmaya Rabbimizin izniyle çalışmalıyız. Allah Teala’yı zikir etmeli, sadakalar vermeli ve rızaya etmek için vesileler aramayı gaye edinmeliyiz.

Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur. “ Recebin yirmi yedinci günü oruç tutan kimse için, Allah Teâlâ altmış ay oruç tutmuş sevabı yazar”

Yine başka bir hadisi şerifinde Efendimiz sav: Recep de bir gün ve bir gece vardır ki, o günde oruç tutan ve o gecede namaz kılan kimse için yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet etmiş gibi sevap verilir”  buyurmaktadır.

Bu mübarek gecede yatsıdan sonra on iki rekat hacet namazı da kılınabilir. Her rekatta 1 Fatiha 10 ihlas okunur. İki rekatte bir selam verilir Namazdan sonra, 4 Fatiha, 100 “ Sübhanallahi velhamdülillahi”, 100 “Estağfirullahil azim ve etübü ileyk”, 100 Selavat-ı şerife, sonda dua edilir.

Peygamber efendimiz (sav) : “Miraç gecesinde arşın nuru içerisinde kaybolmuş bir adama uğradım. “ Bu kimdir, bu bir melek midir? “ dedim. “Hayır” denildi. “öyle ise kimdir?” dedim. Cebrail (as): “ Bu, dünyada iken devamlı Allah’ı zikreden, kalbi mescitler de takılı olan ve ana babasına küfredip asi olmayan bir adamdır” dedi.

Bu güzel aylarda ve gecelerde rızayı ilahiye vasıl olabilmek, hüsnü hatime ile son nefesi verebilmek dileğiyle.

Saime Tutar

 

Kaynaklar: Üç aylar ve Faziletleri (Şahver Çelikoğlu)

Hak Dini Kur’an Dili (Elmalılı M. Hamdi Yazır)