Mevlîd-i Şerîf Kandili

Peygamberimiz (sallâllâhu aleyhi ve âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ecmaîn) hazretleri bu ayda dünyaya teşrif eylemişlerdir. 27 Temmuz 1996 Cumartesi (30 Kasım 2017 Perşembe) akşamı mübarek Mevlid kandilini kutlayacağız, inşaallahu Teâlâ!

Olgun ve arif Müslümanlar çok iyi bilirler ki Resûlullah ve Habibullah olan Muhammed-i Mustafa Efendimiz’i derinden ve içten sevmek, İslâm’ın özü, aslı ve temelidir. Bunu kavrayamamış, kalbi aşk-ı Muhammedî ile yanıp tutuşup nurlanmamış bir kişi gerçek mü’min değildir. O, peygamberlerin en üstünü ve en güzelidir, insanlığın baş tacıdır, iki cihan serveridir, Allah’ın âlemlere rahmetidir. Gönüllerin sultanı ve tabibi, günahkâr mü’minlerin şefaat ümididir.

Cümle cihanın dindar halkları, eğer Yaradan yüce Mevlâ’yı seviyor iddiasında samimi iseler, O hak habibi, gerçek elçisi Muhammed’e ittiba ve iktida eylemelidirler; çünkü o son peygamberdir, âhir zaman nebisidir. Hz. İbrahim’in duası, Hz. İsa’nın müjdesidir. Her peygamber hâl-i hayatlarında kendi ümmetlerine, eğer onun zamanına yetişirlerse ona iman edip bağlanmalarını vasiyet eylemişlerdir. Her gerçek kutsal kitapta onun medh ü senâsı vardır. Binâenaleyh, mesela hem budistler, hem yahudiler, hem hıristiyanlar –dinlerinin icabı ve kendi peygamberlerinin vasiyeti gereği– Peygamberimiz Hz. Ahmed ü Mahmûd ü Muhammed’e iman etmeli ve tâbi olmalıdırlar. Bunu kendi rahip ve din adamları da bilirler. Onun için büyük vebal ve sorumluluk altındadırlar. İman ederlerse hem kendilerini hem de mensup ve müntesiplerinin sevaplarını kazanacaklarından mükâfatları kat kat fazla olacak; aksine inat, taassup ve temerrüd gösterirler, gerçekleri gizlerler ve inkâr ederlerse, azapları çok şedit ve müthiş olacaktır.

Bizden ikaz ve ihtar etmek, tebliğ ve teklif eylemek; onlardan itaat ve icabet!.. Hangi yolu seçeceklerini kendileri bilir.

Çocuklarımızı Resûlullah sevgisi üzere yetiştirmek, bize dinimizin çok mühim bir emridir. Onlara imanı, İslâm’ı, Kur’ân-ı Kerîm’i ve Sünnet-i seniye-i nebeviyeyi çok iyi öğretmemiz ve benimsetmemiz lazım geliyor. Sünnetin zıddı, aksi, tersi ‘bid’tir. Bid dinde felakettir, Efendimiz;
“Her bid dalalettir (sapıklıktır), her dalalet ve onu çıkaran kişi cehennemliktir.”(1) buyurmuştur.

Ülkemizde dindarlığın bağnazlık, şeriatçılığın rejim düşmanlığı, Allah’ın ahkâmına uymak istemenin çağ dışılık sayıldığı küfür ortamında, çok uyanık olmak, çok iyi yetişmek, Kur’an ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak ve çok çalışmak zorundayız.

Elhamdülillah dinimiz haktır, başka batıl veya muharref dinlere benzemez. İslâm’ı diğer yalan yanlış, iptidaî ve ilkel inançlarla bir kefeye koymak çok büyük bir yanılgı, çok müthiş bir cehalet ve dalalet, hatta hıyanettir. Bu gibilere misallerle İslâm’ın emsalsiz üstünlüğünü, harika sağlamlığını, hayran edici mükemmelliğini, çağdaşlığını, çağlar üstünlüğünü, evrenselliğini anlatmalı ve göstermeliyiz.

Süper güçlü ama batıl inançlı, iğrenç ahlâklı, ikiyüzlü, hunhar ve gaddar devletler, Mekke-i Mükerrememizi hedef almış, İslâm dinini hasım edinmiş, bin bir hile ve desise ile Müslümanlara zarar vermeye, hatta onları yok etmeye yönelmiş iken bizim de yapacağımız en doğru iş Allah’a dayanmak, Resûlullah sevgisine sarılmak, topyekûn seferberlik ilan etmek ve var gücümüzle gece gündüz çalışmak, fî sebilillah cihat etmektir. Mevlâ muînimiz, tevfîk refîkimiz olsun…

Bendeniz, cümlenizin Mevlid kandilinizi candan kutlar, hepinizin rızâ-yı Bârî’ye ve şefaat-i Peygamberi’ye vasıl ve nail olmanızı, iki cihan saadetine ermenizi; daha nice nice mübarek gün ve geceleri devlet ve izzetle, sıhhat ve afiyetle idrak buyurmanızı Cenâb-ı Hak’tan temenni ve niyaz eylerim, aziz ve sevgili okuyucularım!

Prof. Dr. M. Es’ad Coşan(Rha)’ın Temmuz 1996 tarihli Kadın ve Aile Dergisi Başmakalesidir.

Dipnotlar
1. b. Abdullah’tan nakledilen hadis için bk. Nesâî, “Salâtü’l-‘îdeyn”, 22, hadis no: 1578; İbni Huzeyme, III, 143, hadis no: 1785; Ebû Nu’aym, Hılyetü’l-evliyâ, III, 189.