Mektup

mektup

YETMEZ Kİ BU KAĞIT PARÇASI SENSİZLİĞİME…

“Efendim, müjdecim, kurtarıcım, Peygamberim!
Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim!”

Sözlerim, kelimelerim, düşündüklerim kifayetsiz, sınırlı ve basit Sana yazacağım mektupta, Gül kokulu Peygamberim. Bu yüzden seni şiirleriyle en güzel ifade eden, Necip Fazıl’ın sözleriyle başlamak istedim. Düşünüyorum, Senin zamanında yaşasaydım gözyaşı dökmeden geçirebilir miydim Efendim” Ne zor zamanlar, çileli, meşakkatli yıllar… Kazanılan savaşlar, tebliğler, başarılar…
Şimdiki ümmetini sorma bana Efendim. Yüzümüz yok. Bir gün gelsen, görsen halimizi, Senin şefaatine muhtaç ümmetinin neler yaptığını… Moda diye insanların nelerle uğraştığını, yazılanları, tartışılanları. Haksız yere suçlananları. Emek olmadan kazanılan zaferleri. Endişem yeni nesillere. Korkuyorum, ağlıyorum Efendim. Kendimi düşünmüyorum. Tüm ümmet olarak huzuruna gönül rahatlığı ile çıkmaktır temennim inşallah.
Aynen Necip Fazıl’ın dediği gibi. “Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim” tepilecek çok hayatlar var bu ahir zamanda. Hala ümidim var Efendim! Ümid devam etmekte. Korkularımı frenleyen ümid duygusu, yeni nesillerde yeşermekte. Kur’an-ı Kerim’in ışığında, Senin sünnetlerinin rehberliğinde yetişen yepyeni, aydınlık, bilinçli yeni askerler yetiştikçe.
Yine ağlıyorum ama bu sefer sevinçten. Suretini bilmiyorum. Seni tanımıyorum lakin, ümmetine baktıkça, gözlerindeki ışığı hissettikçe, sünnetine tâbi kaldıkça Senin Gül kokunu duyar gibi oluyorum Efendim.
Cenab-ı Hak bizleri Senin yolundan ayırmasın. Yaşadığımız bu zamanda ancak Senin ölçün kurtarır bizi ey Allah’ın Resulü!

Aciz ümmetin Serap KESER
**********************************************

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberim.
Öncelikle size mektup yazılacak dendiğinde ne yapacağımı bilemedim. Açıkçası çok heyecanlandım. İşte şimdi yazmaya başladım. Size mektup yazmak çok kolay bir şey değilmiş. Öncelikle şunu ifade edeyim sizi çok özledim. Aslında siz hep bizimlesiniz bunu biliyorum ve hissediyorum. Sizi sıkıntılarımla üzmek istemem ama anlatmam gerekiyor. Elhamdülillah ben kendi halimden içinde bulunduğum arkadaş grubundan çok memnunum. İyi ki buradayım, iyi ki onlarlayım, sonsuz hamdü senalar olsun. Sevgili, canım, bir tanecik Peygamberim biz tam 4 senedir, Hacca gitmek için yazılıyoruz, fakat bir türlü çıkmıyor, ve üzülüyoruz. Yine olmadı, yine çıkmadı. İnşallah seneye. İşte böyle günler gelip geçiyor Sizin ravzanıza gelip namaz kılmayı istiyoruz ama bir türlü olmuyor, olmuyor. Özlem öyle değişik bir durum ki anlatılması çok zor. Dostlarımızdan bazıları diyorlar ki, biz hacca gidiyoruz, hac çıktı. O kadar sakinler ki, hac çıkmış size gelecekler, hiç heyecan yok. Eğer bana çıksaydı. Gözüme uyku girmezdi; Kabe’ye Size kavuşacağım diye. Bu özlem ne zaman bitecek peygamberim. Gidip gelenler bir araya geldiklerinde hep oranın güzelliklerinden bahsediyorlar. Bense sadece onları dinliyorum. Ah diyorum ah bende gitsem. Ama biliyorum inşallah vuslat gerçek olacak kavuşacağız er ya da geç. Çünkü çok istiyorum. Fakat bazen de şöyle düşünüyorum acaba ben gerçekten istemiyor muyum? Ya da daha zamanı var. Biraz daha dua biraz daha gayret ile olacak inşallah. Bize himmet buyurunda bir an önce halleşelim. Her salavatın size ulaştığına eminim, sizin de bize dua buyurduğunuza.
İşte böyle Efendim benim sıkıntım da bu. KABE ve PEYGAMBER özlemi. Ayrıca sizden ümmetiniz için de dua etmenizi istiyorum.
SELAM ve DUA ile.

Ayşe KÖLÜK
**********************************************

EY SEVGİLİ;

Sana senin olmadığın, sensizliğin doruk noktalarda yaşandığı bir zamandan, aslında zamansızlıktan sesleniyorum. Aslında ne konuşmaya ne de şu yüreğimdekileri dökmeye takatim var. Benimkisi sadece bir serzeniş aslında.
Ya Resulallah; bizler seni hiç görmedik. Hiç kavramı, hiç bu kadar anlam bulmamıştı benim nezdimde. Senin olmadığın bir dünyaya gelmek, kalan hatıralarla avunmak, ve seni yaşamak için çırpınmak. Nasıl bir serzeniştir! Ne kelama dökmeye güç yetirebiliyor, ne de sükût etmeye güç yetirebiliyorum. Dedim ya seni okuyorum her saniye… Ebubekir’ini, Ömer’ini, Ali’ni okuyorum. Okudukça onları kıskanmıyor, onlara gıpta etmiyor da değilim. Bazen durup düşünüyorum, onların yerinde ben olsaydım diye. En zor günlerinde, en sevinçli anlarında, senin yanında, senin o mübarek dizlerinin dibinde olsaydım diye.. Bir an Ebubekir oluyorum, bir an Ali, bir an Osman işte… Kalbim yerinden çıkacakmış gibi oluyor. Sonra onların yerinde olamadım diye üzülmüyorum Ey Sevgili!
Çünkü ashabından ziyade kardeşin olmak daha çok mesud ediyor beni. Benim, senin kardeşin olmak bana iftihar için yeter!
Seni görenler, senin o mübarek sözlerinden, o nurlu gözlerinden bahsediyorlar. Duydum ki sevdiklerinin rüyalarına giriyor, onlarla konuşuyor hatta bazılarının başlarını okşuyormuşsun.
Ey Sevgili;
Benim öyle büyük hayallerim yok. Haddimi bilirim. Ben rüyamda hayalini bile görmeye razıyım. İstersen hiç konuşma, istersen o mübarek başını yerden hiç kaldırma, ama bir kere olsun hayalde olsa buyur gel bu gafil ümmetine…
Ey Peygamberim;
Cenab-ı Hak; “Sizler ümmetler arasında en hayırlı ümmetsiniz” diye bizi övmüş. Övülen bizler değil aslında sensin ya Resulallah. Bizler seninle övünüyoruz! Övüncümüzde, öncümüzde sensin!
Hani Miraç’a çıkarıldığında Cenab-ı Hak sana gitme, kal demesine rağmen, Sen “ümmetim” demiştin ya… Hani bir gün abdest alırken tebessüm etmiş sana “niye güldünüz ya Resulallah” dediklerinde, seni “dökülen günahları görüyorum ve ümmetim kurtuldu diye seviniyorum demiştin ya.. Hani her kelâmında ümmetini düşünmüş, ve onun için her şeyini feda ettin ya sevgili!
Benim gönlümün bağlarını çözüyor; adetâ 1400 yıldır yanan ateşe atılmışım, lâkin sesim çıkmada yanıyor gibiyim… Her kelamın, her duruşun, sönmesi imkansız olan bir ateşte yakıyor beni.
Yanıyorum ciğerparem, öyle ki ateşi bile ben yakar oldum… Senden başka kimse söndüremez beni… öyle işte sevgili; seni anlatmak bütün kelamları yan yana koymakla değil, ancak yakmakla olur. Çünkü, seni anlatmaya senden bahsetmeye koyulduğum her an, nezdimdeki tüm kelamların yandığını görüyorum. Anladım ki, bozan ateşi su değil, sadece ateş söndürür!
Ey Sevgili;
Konu sen olunca, ne mürekkep kuruyor ne de kelamların sonu geliyor. Af buyur bu ümmetine aşk buyur bu aşktan yoksun ümmetine ve yine seni buyur et bu kardeşlerine!

Ümmetinden NERİMAN