Mekke-i Mükerreme’de Ramazan (Kadın ve Aile, Mayıs 1988)

Ramazan bayramınızı, şu mübarek Mekke-i Mükerreme’den bütün kalbimle kutlar, her birinize dualar eder, nice mutlu günlere ve bayramlara ermenizi, iki cihanda tüm sevdiklerinizle birlikte bahtiyar olmanızı dilerim sevgili okuyucular!

Ramazan bu mukaddes beldelerde çok şahane oluyor, sizlerin de görmenizi, tatmanızı isterim. İnşaallah yakın zamanda sizler de tadarsınız!

Akşama yakın Harem-i Şerîf’e grup grup naylon sofralıklar seriliyor, buzlu zemzem suları ve hurmalar ortaya konuyor, ezan okununca çok feyizli bir şekilde oruçlar açılıyor. Müezzinler beş dakika kadar sonra kamet getiriyorlar. Böylece hem Peygamber Efendimiz’in (sas) “İftar için acele ediniz.” emr-i şerîfi yerine geliyor, hem de namaz evvel vaktinde kılınmış, geçe bırakılmamış oluyor.

Diğer güzel bir âdet de yatsının, normalden yarım saat kadar sonra okunması. Böylece herkes hem rahat rahat yemek yiyor hem de yatsı namazına ferah ferah yetişiyor.

Hem Mekke-i Mükerreme’de, hem de Medine-i Münevvere’de teravihler hatimle kıldırılıyor. Bizim ülkemizdeki gibi çabuk kıldırma ve acele, burada hiç yok ve çok ayıplanıyor. Ramazân-ı şerîfin son on günü gece teheccüd namazı da cemaatle ve cüz okuyarak 10 rekât halinde kılınıyor. Sabahlara kadar her taraf ışıl ışıl ve pırıl pırıl; hem maddî, hem de mânevî bakımdan eşsiz bir nuraniyet!

Beyler, hanımlar, küçüklü büyüklü çocuklarla aileler topluca ibadete geliyorlar; o cici yavrucaklara ibadet ne kadar yakışıyor yâ Rabbi! Bebekler bile anne ve babalarının kucaklarında tavaf ediyorlar. Ne tatlı bir manzara bir görseniz.

Burada gündüzler çok sıcak, 35-42 derece! Bölge tamamen kayalı tepeler ve aralarındaki kumsal vadilerden ibaret. Fakat yine de her türlü nimet, yiyecek ve meyve mevcut. Rabbimiz, Halil İbrahim Peygamber’in (as.): “Yâ Rabbi, buraya senin emrinle yerleştirdiğim zürriyetimi türlü meyvelerle rızıklandır!”[1] diye yaptığı duasını ne güzel kabul eylemiş.

Hele özel iftar sofralarının zenginliği ve bolluğu gerçekten göz kamaştırıyor. Allah dünyanın öbür diyarlarındaki aç ve yoksul Müslümanları unutmamayı ve israfa düşmemeyi buradakilere (ve bizlere) nasip eylesin!

Bayram öncesi günlerin aileler içinde bilhassa hanımlar için ne kadar tatlı bir telaş devresi olduğunu bilirim. Bayram hediyeleri, evin tepeden tırnağa temizlenmesi, yeni elbiseler, tepsi tepsi tatlılar vs. Şimdi bazıları bayramların telaşından dolayı işin kolayını seyahate çıkmakla buluyor! Bizler bayram ziyaretlerinin de ibadet kadar önemli ve sevaplı olduğunu unutmamalıyız. Ayrıca Müslümanın Müslümana üç günden fazla dargın ve küskün kalması helal olmadığı için bu mânevî günleri, dostlukların yeniden canlandırılması ve tamir için fırsat bilmemizi önemle hatırlatırım.

Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (Rha)


[1]
2/ Bakara, 126.