MEC Doğum

YA RABBİ! “OL” EMRİNLE MUTLAK VE TEK YARATICI OLMA SIFATINA ŞAHİT OLDUK. LUTFU KEREM’İNLE MÜSLÜMAN ANA-BABA’DAN DOĞDUK, İSLÂM’LA ŞEREFLENDİK. NİMETLERİNLE HAYATIN TADINA VARDIK.

Evet, Hayat Allah’ın bir nimetidir. Şairin sözü ne kadar güzel:

Vücûd cûd-u ilâhi, hayat bahş-i kadîm.

“Vücud, yâni varlık, insanın var oluşu Allah(c.c)’ın bir cömertliğinin eseri.” Her türlü nimeti toplamış, terkip etmiş, vücud, yâni varlık, kişinin varlığı ve etrafındaki kâinatın varlığı meydana gelmiş. “Hayat da kadîm olan Allah(c.c)’ın bahşı, ya da Allah(c.c)’ın kadim zamanda takdiri eseri olarak lütfettiği bir olay.”

Şimdi, bu hayat verme olayı… Doğumlar varken, oluşumlar varken, tohum koca ağaç oluyorken, iki kişi evlenip de ondan sonra sekiz, dokuz ay sonra çocuk sahibi oluyor,  doktorların anlatmasıyla, kitaplardan nasıl olduğunu da hayretler içinde öğreniyoruz, hayran kalıyoruz, muazzam olaylar.[1]

Yüce Mevla’mız bu ibretlik hadiseyi Kur’an-ı Kerim’inde Mürselât suresi 21-22. ayetlerde “Hem onu, (doğum için) belli bir vakte kadar sağlam bir yer(olan rahm)e koyduk,” buyurarak bizlere bildiriyor.

Allah-u Teâlâ Hazretleri çeşitli düzenlemelerle insan neslinin, diğer varlıkların neslinin devamını sağlamış. Bu çoğalma, üreme ve nesil verme, çeşitli şekillerde oluyor. Bazen bölünme suretiyle oluyor. Bazen de erkek tohumun dişi tohumla birleşmesi sonunda oluyor.

Erkek ve dişi varlık birleşiyorlar, tohumları birleştiği zaman yavru oluyor. Bu evlât rahimde oluyor, gelişiyor. Geliştikten sonra, bir zaman sonra karnı büyüyor, bir zaman sonra da doğum oluyor, bebek dünyaya geliyor. Bu hâle insanlarda gebelik hâli deniliyor, hamilelik hâli deniliyor. O hamilelik devresinden sonra çocuk dünyaya geliyor.[2]

Peygamber Efendimiz(sas), maddi ve manevi sıkıntıları ve zorlukları olan, ama arka planda birçok sevabı ve müjdesi bulunan, bir hanımefendinin hamilelik sürecinin kutsallığını, mübarekliğini şu hadisi şerif ile vurguluyor:

İnnel-mer’etel-müslimete izâ hamelet enne lehâ ecrüs-sàimil-kàimil-muhrimil-mücâhidi fî sebîlillâh, hattâ vadaat (Ramuz-el ehadis 449/4)

“Bir müslüman hanımefendi bir evlâda hâmile kaldığında, o hâmile hanımcağıza doğum yapıncaya kadar, oruç tutan, geceleri sabahlara kadar namaz kılan, ihrama girip hac yapan, cihada gidip Allah(c.c) yolunda cihad eden insan kadar sevap yazılır durur.”

İbni Abbas (ra), Peygamber(sas) Efendimizden rivayet ettiği bu hadisi şerifin devamında ise şunu müjdeliyordu:

(Ve enne lehâ fî evveli rad’atin türdıuhû ecrü hayâti nesemen) “Çocuğu doğduktan sonra ilk verdiği bir defalık, bir süt emzirme ile bir köle azad etmiş gibi sevap alır.”

Muhteşem bir olay, harikulade bir müjde! Sevabın büyüklüğüne bak! Yani herkes bilir, hanım çocuğu doğuncaya kadar sıkıntı çekiyor, midesi bulanıyor, başı dönüyor, vücudu şişiyor, doktora gidiyor… vs. filan ama sevabı böyle… Tabi bütün bunlar nikâh yoluyla evlilik içindir, onu beyan ediyorum.[3]

Sözümüzün binlerce delilinden bir-iki tanesini, teberrüken, Sevgili Peygamberimiz’in hadîs-i şerîflerinden seçerek veriyoruz. Herkes İslâm’ın sonsuz güzelliklerinden ve emsalsiz üstünlüklerinden numuneler görsün ve müslüman anneler ve Batı’daki köpek beslemeyi tercih edip evlat yetiştirmekten kaçan sorumsuz bayanları mukayese ederek İslâm kültürü ile Batı’nın farkını iyice anlasın diye…

1. Abdullah b. Ömer’den (r.anhümâ) naklen Taberânî’nin kaydettiğine göre Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki:

“Kadın, hamileliğinde, doğum yapıncaya, bebeği memeden kesinceye kadar, Allah yolunda hudutlarda nöbet bekleyen mücahit gibidir (Daima öylece sevap alır durur). Eğer bunlar arasında ölüverirse ona şehit mükâfatı ve ecri vardır.”

2. Abdurrahman b. Avf(ra.) ise Efendimiz’in (sas.) şöyle buyurduğu rivayet olunmuş:

“Kadın hamile kaldığında, bu onun için gündüz oruçlu, gece namazlı, Rabbine gönülden teslim olmuş, mücahit bir kimsenin ecir ve mükâfatı gibi mânen kazanç sağlayan bir durum hâsıl eder.

“Doğum ağrısı tuttuğunda, hiçbir mahlûk onun ne kadar çok ecir ve mükâfat kazandığını hakkıyla idrak edemez.

“Çocuk doğurunca bebeğin memeyi her soruşunda (emişinde) veya her süt vermede anasına, bir can ihya etmişçesine sevap gelir.

“Çocuk büyüyüp memeden kesilme zamanı gelince vazifeli melek her iki omzuna vurarak der ki:

“(Hiç günahın kalmadı, pak oldun) Haydi işe (hayata) günahsız olarak yeniden başla…”[4]

Selam olsun, meleklerin bu müjdesine nail olanlara…


[1] İskenderpasa.com, Tefsir Sohbetleri, 23.02.1999, Avustralya, Allah’ı nasıl inkâr edersiniz?

[2] İskenderpasa.com, Tefsir sohbetleri, 30.01.2001, Kadınlar ve hayız hali

[3] İmanın ve İslam’ın Korunması 1, Sevgi ve Kardeşlik, s.28-29

[4] Baş Makaleler 2, İslam İle Batı’nın Arasındaki Derin Farklar, Kasım 1985