Manevi Mevsimin İkinci Ayı Şaban-ı Şerif

“Allahümme bâriklenâ fî Recebe ve Şa’bane ve belliğnâ Ramazân.”

Aziz ve sevgili dostlar, Efendimiz (sas)’in tavsiyesi üzerine, içinde bulunduğumuz bu özel manevi mevsimin başından itibaren yaptığımız mübarek dualar.

“Yâ Rabbi, receb ve şa’ban ayının hayrının, bereketinin, nimetlerinin farkında olup, onlardan hissesini alıp, hissedar olup, bereketlere nail olanlardan eyle! Bizi Recep ve Şa’ban ayını güzel geçirmiş bir kul olarak Ramazana ulaştır…” Âmin…

Gelecek, geliyor, geldi derken, Rabbimizin birçok ikram ve ihsanıyla geçip giden Recep Ayı. Rabbimiz bizlere şefaatçi eylesin, kazançlı çıkanlardan olmayı nasip etsin.

Şu günlerde içinde bulunduğumuz, kaçırılmayacak nimetlerin, idrak edemeyeceğimiz güzelliklerin ihsan edileceği, kaderlerimizin takdir, tespit ve tertip olunduğu muhteşem bir ay ki Peygamber Efendimiz (sas) ‘in benim ayım diye benimsediğini beyan ettiği, duaların çok makbul olduğu, ibadetlerin değerli olduğu üç ayların ikincisi olan Şa’ban ayının ortasındayız.[1]

Ramazan yaklaşıyor. Şa’ban ayının birinci haftası gitti; ikinci haftasının sonunda, bildiğiniz üzere Şa’banın on dördünü on beşine bağlayan gece Berat Gecesidir, çok önemli bir gecedir. Kulların said mi, şaki mi olduğunun divanlara kaydedildiği, bir senelik işlerin, mukadderatın teferruatının semâ-yı dünyaya nüzul ettiği bir gecedir. [2]

Çok sevaplı, şerefli, değerli, kıymetli günlerde bulunuyoruz, önümüzdeki günlerde Berat gecesini idrak edeceğiz inşaallah.[3]

Tüm bu ikram, ihsan, af, mağfiret, iki ay önceden hazırlığına girilen bir mübarek ay olan Ramazan-ı Şerif’e hazırlık safhası. Bu hazırlığa Receb ayında Regâib kandiliyle başlıyoruz, Mi’raç kandili oluyor, Receb bitiyor, Şaban ayına geliyoruz, ortasında Berat gecesi oluyor. Gittikçe böyle ibadet ve taatin neşesi, zevki, şevki yoğunlaşıyor, artıyor, koyulaşıyor, tatlılaşıyor. Ondan sonra Ramazana geliyoruz.[4]

Mübarek “üç aylar”dan Şâbân-ı şerîf içindeyiz; Ramazan’a az kaldı. Hem on bir ayın sultanı ve mü’minlerin sebeb-i gufrânı Ramazan’ın heyecanı içimize düştü, hem de “Berat gecesi” nin telaşı gönlümüzü kapladı.

Efendimiz (sas) bu ayda; geceleri sabahlara kadar ibadet ederdi; çok oruç tutardı. Hz. Âişe validemiz (ra) sebebini sorunca buyurmuş ki: “Ya Âişe! Bu, melekü’l-mevte (Azrail) o sene içinde vefat edeceklerin isimlerinin yazdırıldığı aydır. Ben de ismimin ancak oruçlu iken kaydedilmesini seviyor ve istiyorum.”

Ashâb-ı kirâm ve geçmiş evliyaullah büyüklerimiz bu ayda çok oruç tutar, çok Kur’an-ı Kerîm okurlardı. Peygamber Efendimize çok salavat getirirler, af ve mağfiret olunmak için onu tevessül edinirlerdi; zenginler zekâtlarını bu ayda fakirlere verip, onların Ramazan orucu için kuvvetlenmelerini düşünürler, valiler durumu şer’an müsait mahkûmları hapisten azat ederler, tüccarlar borçlarını alacaklılarına öder, hesaplarını kapatırlar. [5]

Tabii Recebler geçiyor, Şa’banlar geçiyor, Regâibler, Miraçlar, Beratlar geçiyor; istifade eden ediyor, edemeyen edemiyor. [6]

Yeryüzünde insanlar iki zümredir… Allah (c.c)’a mutî olup Allah (c.c) yolunda yürüyen insanlar ki bu kişilere saîd deniliyor. Saadet ehli ama bizim anladığımız sevinme, mutluluk manasına değil; Allah (c.c)’ın istediği yolda yürüyen, sırât-ı müstakîmde yürüyen itaatli kullar demek.

Onun için, böyle doğru yolda dosdoğru gidene saîd derler. Günahlara dalıp, âsî mücrim olanlara da şaki derler. Şakinin çoğulu eşkıyâ geliyor, saîdin çoğulu süedâ geliyor. Saîd saadet mastarından, şaki şekavet mastarından türemektedir.

Eğer bir kimse, Cenâb-ı Hakk’a kulluk görevini güzel yapmıyorsa, o kimseye şaki diyoruz. Peygamber Efendimiz (sas), “Pek aziz olan, son derece aziz, sonsuz derecede izzet sahibi, sonsuz celâl sahibi Allah (cc) Hazretleri’nin rahmetinden bir kimse bu aylarda mahrum kalmışsa, işte o asıl şakidir. Asıl şaki, asıl eşkıya, asıl şekavet ehli, asıl bahtsız, asıl mücrim, bu aydan istifade edemeyendir”

Bu çok önemli… Bu aydan istifade etmeğe, bu ayda şaki sınıfından olmamağa gayret etmek lâzım!.. İçinde bulunduğumuz Şa’ban ayının on dördünü on beşine bağlayan gece, yani berat gecesi bir insanın said mi, şaki mi olacağı belli olacak. O zaman nasıl dua edilecek. “Aman yâ Rabbi, benim adımı şakiler defterine yazmışsan, sil oradan; saîdler defterine kaydet! Önümüzdeki Şa’ban ayına kadar, ben sana asi mücrim bir yıl geçirmeyeyim; sana itaatli, güzel bir ömür geçireyim…” diye dua etmeli. [7]

Bu günleri, bu geceleri, mübarek Ramazan ayını düşünerek zaten kendimize bir çeki düzen vermemiz gerekiyor. Üç aylar insanın gafletten uyanması, iyi Müslüman olmaya yönelme mevsimidir.

Allah (cc) Hazretleri bizi Şa’ban ayının feyzinden, bereketinden en yüksek derecede faydalananlardan eylesin… Bu ayıda güzel geçirip, Ramazana da erişip, Allah-u Teâlâ (cc) Hazretleri’nin “Bin aydan daha hayırlıdır.” diye methettiği Kadir Gecesine de isabet ederek ihyâ etmeyi nasip eylesin… Böylece bir ömür boyu çalışarak kazanılacak mânevî sevapları kazanmayı nasip eylesin…[8]

Tabii biz dualarımızın kabul olmasını isteriz. Allah (c.c) Hazretleri bizim isteklerimizi bizlere ihsan etsin diye dileriz. Ama bunu nasıl sağlayacağız?.. Hadis-i şerifte elimize bilgi verilmiş, sunulmuş oluyor sevgili Peygamberimiz tarafından…

Biliyorsunuz, “Yâ erhamer-râhimîn” sözündeki erham, merhameti en çok olan demek. Yâni ism-i tafdil sîgası; nasıl ekber en büyük demekse, erham da merhameti, rahmeti en çok olan demek. Râhimîn de merhamet edenler, acıyanlar demek. “Yâ erhamer-râhimîn” dediği zaman insan ne demiş oluyor?.. “Ey acıyanların, merhamet edenlerin, rahmeyleyenlerin en merhametlisi olan Rabbim!” demiş oluyor.

Bu çok önemli bir sözdür. Cenâb-ı Mevlânın merhametine, rahmetine teveccüh etmiş oluyoruz. Ona yönelmiş, ondan boyun büküp isteme durumunda olmuş oluyoruz. Bu sözden Allah-u Teàlâ Hazretleri hoşnud olur, çok sever. Bunun için bir melek tayin etmiş. Bir insan bunu “Yâ erhamer-râhimîn!.. Yâ erhamer-râhimîn!.. Yâ erhamer-râhimîn!..” diye üç defa söyleyince, o zaman o melek ona der ki:

“-Tamam! Erhamür-râhimîn olan Rabbin sana şimdi teveccüh buyurdu, yöneldi. İste bakalım ne isteyeceksen! Hadi bakalım muradını söyle, isteyeceğini iste!” der.

Melek ona teşvikkâr olarak böyle hitap eder, söyler. Meleğin böyle söylemesi çok güzel bir durumdur. Onun için bu mübarek günlerde niyazı olan, muradı olan, isteği olan kardeşlerimiz bu müjdeli hadis-i şeriften istifade etsinler. Bu “Yâ erhamer-râhimîn!” sözünü üç defa söyleyip, ondan sonra da isteklerini, dileklerini Cenâb-ı Mevlâ’ya arz etsinler.

İşte duanın anahtarı, işte mübarek aylar, mübarek geceler, mübarek zamanlar… İşte âlemlerin Rabbi, erhamür-râhimîn Mevlâmız duaları kabul edecek… Hatta hatamıza, kusurumuza, günahımıza bakmayacak; ne kadar güzel…[9]

Şu mübarek kılınmış vakitler, sebeb-i fevz ü felâhınız olsun, necâtınıza sebep olsun… Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine erenlerden olun, süedâdan olun!

İki cihanda da Cenâb-ı Hak aziz ve bahtiyar eylesin, yüzünüzü güldürsün, sevindirsin cümlenizi… Bizi de duadan unutmayın![10]

Derleyen: Sultan Sönmez

 

[1] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, Ölüme hazırlıklı olalım

[2] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, öyle bir zaman gelecek ki…

[3] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, Ölüme hazırlıklı olalım

[4] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, Ramazan ve Kadir gecesi

[5]Baş makaleler 1,  En mühim işimiz: Berat Kandilimizin İhyası

[6] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, Ramazana girerken

[7] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, Ramazana girerken

[8] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, öyle bir zaman gelecek ki…

[9] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, Ölüme hazırlıklı olalım

[10] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, Ramazana girerken