Manevi Mevsim

d5llni3

Allah’u Teala hem manevi hayattan  uzaklaşmamızı önlemek, hem de hayatımıza ve yaşadığımız ana, manevi bir canlılık katmak için bazı aylara, hafta ve günlere özel bir değer atfetmiştir. Ecdadıdımız bu günlere özel önem vermiş, dini duygunun geliştirilmesi için vesile saymıştır. Bu gecelerde özellikle aile büyükleriyle  bir araya gelinir,uzakta bulunan akrabalar telefonla aranarak hal hatır sorulur, böylece sılayı rahim terk edilmemiş akrabalık bağları kuvvetlenmiş olur. Üç aylar ve kandiller muhasebe zamanı olarak önemlidir. Kandiller birer nimet’tir.
Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.( Haşr,59/18 ) Üç aylar mevsimi ve kandiller, bu ayetin gereği olarak yani yarınlarımıza hazırlık yapmak için bir fırsattır. Tabii ki kastımız ; bütün bir yaşamı üç aylar ile sınırlandırmak değil tam tersine biten enerjimizin, boşalan akümüzün ,yeniden doldurulması için bu ilahi feyiz ve bereketin zirve yaptığı zaman dilimlerinden en üst derecede istifade etmektir.

Her biri mü’minlerin şuurlanmalarına vesile olabilecek bu mübarek aylar, her sene hayatın büyük bir süratle  akıp gittiğini haber vermek üzere gelen birer ikazcı niteliğindedir. İslam ile gelen emirler yaşanmak için gelmiştir.
Hiç bir mübarek gün ve gecenin bu gün anlaşılan manada bir merasime ihtiyacı yoktur. İslam ile yeniden dirilmeye talip olmalıyız. Dünya bizi aldatmasın, huzurumuz İslam’ın yaşanmasına bağlıdır. Asli görevimizin; dünya ve ahiretimizin kurtulması için çalışmak olduğunu anlayabiliyor muyuz? Bu hayatı yaşamaya çalışırken kimin gibi yaşamalıyım? sorusuna “Peygamber Efendimiz gibi” diye cevap verebiliyor muyuz? Bütün mesele bu olsa gerek.
Ömür rüzgar gibi geçip gidiyor farkına varabiliyor muyuz? İşte üç aylar bu hızlı akışı haber vermek üzere her yıl bir daha geliyor. Mübarek üç aylar içinde öyle feyizli geceler vardır ki, Allah’ın (c.c)  sonsuz rahmeti, bereketi yağmur gibi mü’minlerin üzerine iner.
Regaib Kandili, Allah’u Teala’nın kullarına bağışta ve bol ihsanda bulunduğu bir rahmet gecesidir.
Miraç kandili, dinimizin direği namazımızın mü’minlere farz olduğu, Peygamber

Efendimizin(sav) bizzat yaratıcısını gördüğü, çok şeylere şahit olduğu mübarek bir gecedir.

Berat kandili, Allah’a şirk koşmayan bütün inançlı kulların cehennemden beratlarına ve bir senelik kader defterinin yazılmasına, inançlı kulların bir kurtuluş gecesidir. O sene içinde ölenler defterden silinir.

Kadir gecesi, ibadetle geçirilmiş bin aydan daha hayırlı mübarek bir gecedir. Sevgili, değerli, rahmetli Es’ad hocamız “ Bu aylarda çokca tevbe edin.” derdi.

Sevgili Peygamber Efendimiz( s.a.v ); Şaban benim ayım, Recep ilahi ay ve Ramazan ümmetimin ayıdır. Şaban ; günahlara keffaret, Ramazan; günahları temizler, demişlerdi. Sahabe-i Kiram  Hazretleri bu ayda çok Kur’anı Kerim okurlardı.

Şabanın harfleri ve anlamları:
Şabanın harfleri beştir. Onlar şın, ayn, ba, elif ve nun’dan ibarettir. Şın şereften, Ayn yükseklik, Ba birr (İyilik ) den Elif ülfetten, Nun  nurdan gelir. Bu lütuf ve ikramlar Şaban ayına saygılı olana birer bahşiştir. Bu ayda Rabbimiz hayır yollarını açar, Müslümanlar üzerine feyiz ve bereket saçar, geçmiş günahlar da bağışlanır. Devlet ve saadet ibadet  edenleredir.

Bu aylar dua ve tevbelerimizin kabul edilme ümidini daha fazla hissettiğimiz aylardır. Yüce Rabbimiz de Kur’an-ı Kerim’de :

“Ey mü’ minler! Hepiniz Allah’a (c.c ) tevbe ediniz felah bulasınız”buyurmaktadır. Aynı şekilde, üç aylarda senede bir defa kurulan ve ahiret ticaretinin yapıldığı pazarlardır. İstifade etmesini bilenler, bu pazardan büyük kazançlar sağlarlar. Ahirete yönelik amellerini diğer vakitlere oranla arttırırlar. Daha fazla Kur’an okurlar, ilme daha fazla yönelirler. Uykularından kısarak ilim ve tefekküre, ibadet ve islami hizmetlere daha fazla vakit ayırırlar.Hayırlı işlerde birbirleri ile yarış ederler. Manevi hizmetler, insanın ebedi hayatı için yapılmış en kârlı yatırım olur.
Sevgili Peygamber Efendimiz Şaban’ın ortasında ki Beraat kandili için geceyi ibadetle ihya ediniz, gündüzünde oruç tutunuz. Allah c.c fecir doğana kadar; “yokmu benden af isteyen, onu af edeyim. Yokmu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yokmu bir musibete uğrayan, ona afiyet vereyim “ diye buyurur. ( İbni Mace, ikâme, 191 )
Bu açıdan İslam’ın izzet ve şerefinin gösterilmesi hemde İslam’ın manasından uzak yaşayan insanlara örnek olunması çok büyük hikmetli bir davranıştır. Bu bakımdan gerek kendimizin, gerekse diğer mü’minlerin dünya ve ahiret imtihanlarında başarılı olmaları için; Rabbimize niyazda bulunmak ve ondan yardım istemek suretiyle, hem sıkıntı ve musibetlere karşı sarsılmaz bir dayanak noktası bulmuş, hem de  tükenmez bir teselli kaynağına kavuşmuş oluruz. Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i şerifte yüz olur. Şaban-ı şerifte üçyüzden ziyade ve Ramazan-ı şerifte bine çıkar cuma gecelerinde binlere ve Kadir gecesinde otuz bine çıkar.

Ramazan ayının fazileti çok daha yücedir. Peygamber Efendimiz ( S.A.V ) şöyle buyurmaktadır. “Ramazan geldiğinde Cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır.” ( Müslim, kitabu,s 1 )

Seman-ı Farisi ( R.A ) dan: Rasulullah ( s.a.v ) Şabanın son gününde bize verdiği hutbesinde:” Ey insanlar! büyük bir ay yaklaştı rahmeti üzerinizi kapladı. Bu ayda bin aydan daha hayırlı bir gece, Kadir gecesi vardır Ramazan ayı oruç ayıdır. Allah(c.c))için açlık ve susuzluğun, taât ve ibadetlerin, meşakkâtlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın mükâfatı cennettir.” Hadis-i kutsi’de Allah’ü Tealâ şöyle buyurdular: “Ademoğlunun işlediği her hayır ve ibadet kendisi içindir. Yalnız oruç hariç, çünkü o, sırf benim içindir ve onun mükâfatını ben veririm.” Oruç dünyada günahlara, ahirette de cehenneme karşı bir kalkandır. muhakkak her azanın oruçta bir hissesi vardır. Bütün azaları, Allah’ın hoş görmediği amellerden sakındırmak lazımdır. Gözün orucu, onu harama bakmaktan korumaktır. Hadis-i şerifte “harama bakmak iblisin zehirli oklarından bir oktur.    Kim gözünü sakınırsa ALLAH onun kalbine lezzetini hisseteceği iman verir “ buyrulmuştur.

Dilin orucu onu faydasız sözden men etmek, tutmak, sadece faydalı yerde kullanmaktır. Kulağın orucu onu gıybet gibi Allah’ın haram kıldıklarını dinlemekten korumaktır.Zira dinleyen, günahta söyleyene ortaktır. Elin orucu haramı tutmamak, ayağın orucu harama gitmemektir. Hasılı bütün bedeni dinin hoş görmediği şeylerden uzak tutmaktır. Oruçtan  maksat ; nefsin şehvetini kırmaktır. Böyle olunca oruçlunun iftarda ve sahurda aşırı yemesi doğru olmaz. İşine ve ibadetine yetecek , kuvvet verecek kadar yemelidir. Özellikle bu aylarda bol bol istiğfar etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kur’an okumak ve dua etmek en uygun davranışlardır.

Onbir ayın sultanı Ramazan-ı şerifin son 10 günü de çok kıymetlidir. Çünkü itikaf günleridir. Rahmetli  değerli hocalarım itikaf için;  kabul olmuş bir hac ve ümre sevabı var demişlerdi. Aynı zamanda İtikaf sünnettir. Peygamber Efendimiz vefat edinceye kadar Ramazan’ın yirmisinden sonuna kadar itikafı terk etmemiştir. Kadir gecesi de bu 10 günde aranır.
Ey şehrü  Ramazan, asilere oldun zindan.
Müttekilere oldun canan
Selam senin üzerine ey yerleri ve gökleri nurlandıran.
Göklere sürûr, gönüllere feyiz ve bereket dolduran
Mescid ve camileri aydınlatan.
Ey Allah’ım; döndür günahlarımızı hasenata, dahil et rahmetine, cennetlerine, yükselt derecelerimizi, kabul buyur oruç ve namazlarımızı Ya ErhamerRahimin!  Amin

Ayşe Rabia