Mahçup Kelimeler

Okumayı ve yazmayı bildim bileli bütün kelimeler vefa dolu bir heyecanla seni anlatıyorlar bana. Yan yana dizilerek güzelliğini, yalnızlığını, adaletini, sonsuz sevgini, çektiğin çileleri ve ahir zamanda yaşayan kardeşlerine duyduğun özlemi anlatıyorlar. Ve bazen de kelimeler yan yana dizilerek seni çağırıyor bulunduğumuz çağlara. Sonunu düşünmeden sakar ve büyük bir özlemle. Gelirsen teşrif edersen ne olacağını düşündüğüm anlardan birinde mahcup bakışların belirdi gözlerimin önünde. Acaba giyimlerimizin, davranışlarımızın karşısında mübarek bakışlarını kaldırabilir miydin? Dikkatini verebilir miydin hallerimizi gördüğünde.
Sıralanmış kelimeler bize en çok da edebinden ve mahcubiyetinden bahsediyordu oysa. Bu bizim için büyük bir vicdan muhasebesi aslında. Bakışların yine takılıyor zihnime. Dikkatle bakamayacağın hallerdeyken nasıl seni çağırıyor seni kelimelerimiz. Biz Allah için örtünen ümmetinin hanımlarına acaba tepkin ne olurdu. Gördüğünde, Hz Fatıma’nın bol ve sade, süssüz ama tertemiz kıyafetini gördüğümüzde bizim utandığımız gibi sende bize nazar etmekten utanırdın diye üzülüyorum. Seninle ilgili bildiklerimi yan yana koyduğumda seni görmeden sana inanan ahir zaman kardeşlerin bizler değil miydik yoksa diye şüpheye düşüyorum. Öyle ya bizler kıyametin evlatlarıydık. İsrafilin işaretini bekleyen ihtiyar dünyanın başına buyruk çocukları. Zulümlere aldırış etmeyen, kendisine dokunmayan yılanlarla dost, kardeşlerini kutsal yerlerde perişan unutan, gününü gün eden zevkperest, safa avcısı zavallılardık.
Aslında susmalı kelimelerimiz, sessiz kalmak için dünya çok adaletsiz bir yer!
Allah’a inanmakla kendisini O’nun yerine koymak arasında debelenen modern dünyanın insanları olduğumuzu hoş görebilecek misin? Endişe ediyorum.
Kendimizi tüketmek, yanlış kişileri sevmek, kalplerimizi ezmek için bulunduğumuz bu dünyaya Süreyya ışığının bir huzmesi yetecektir oysa.
Yıldızları göremediğimiz binaların arasında yağmurun sesini içeriye almayan kalın pencerelerimizin olduğu odalarımızın içinde o kadar yalnızız ki.
Acaba hatırını yıkmış bir ümmet miyiz? Seni kelimelerimiz değil gönüllerimiz çağırdığında biliyorum geleceksin.
Salât ve selam üzerine olsun.


ravza