M Vitamini

Neyzen Tevfik dar koridorda giderken bir kabadayı ile karşılaşıyor ve yol istiyor. Kabadayı “Ben ciğeri beş para etmez insanlara yol vermem” diyor. Neyzen bakıyor, kenara çekiliyor “ben veririm” diyor.

En zor ve sıkıntılı anlarda mizahla korkuyu yenmek olayın yönünü değiştirmek mümkündür.

Yaşadığımız üzüntüler, korkular sorunlarımızın sonucu değildir. Bakış açımızın sonucudur.

Bizi üzen şey olaylar değil o olaylara verdiğimiz anlam, o olayları nasıl değerlendirdiğimizdir.

Mizah duygusu yerinde kullanıldığında üzüntüleri belaları küçültür, şekil değiştirtir.

Mizah duygusu veya M vitamini psikolojimizi besleyen özelliklerdir.

Mizah olaylara bakış açımızı değiştirir.

Olaylara verdiğimiz anlamı sorgulamamızı sağlar.

Mizah zaafları, kırgınlıkları kabul edip farkettiğimizi gösterir.

Mizah özgür olduğumuzu gösterir.

Özgüvenimizin olduğunu da işarettir.

Mizah duygusu olan insan, empatik iletişimde başarılıdır. Başka insanın acısını, kederlerini, mutsuzluğunu anladığını göstermiş olur.

Üzüntülü durumda gülünecek bir şey bulmak zekice davranıştır.

Korkular, takıntılar, üzüntüler içerisindeki insan kendisiyle dalga geçmeyi başarırsa kendini aşmış demektir.

Karşı tarafı küçümsemeyen bir mizah dostluk bağlarını güçlendirir.

Güler yüz, nükteli sözler sevdiklerine verilen çok değerli hediyelerdir.

Ölçülü şaka uzaklıkları yakınlaştırır.

Sevgi dolu bakış, bedensel mesaj her şeyin içini dışına çıkarır.

Gülmeyi başaran insan stresini kontrol altına almayı başarmada önde demektir.

GÜLME REÇETESİ

Mizahın iyileştirme etkisi asırlardır söylenir. Dr. James Walsh Kahkaha ve Sağlık (Laughter and Health) isimli kitabında gülüşün yaşam salgılarını canlandırdığı ve hastalıklara karşı vücut direncini artırdığını söylemektedir.

On dakikalık içten bir gülüşün ağrı kesici etkisi yaptığı, iki saat ağrısız ve acısız uyku sağladığı ileri sürülmektedir.

Gülebilmek, özellikle hep mütebbessim olabilmek pozitif bir duygudur. Pozitif duyguların iyileştirici etkisi insanda ümit duygusunu güçlendirdiği bilinmektedir.

Depresyondaki bir hasta çoğu zaman gülmeyi unuttuğunu söyler. Böyle insanı içten güldüremezsiniz. Bu o kişinin elinde değildir. Beyinde gülmeyi yöneten mimik ve jestleri düzenleyen başta amigdal olmak üzere duygusal hücre gruplarının işlevi bozulmuştur. Melankolik yüzü güldüremezsiniz. Fakat sevgi dolu mütebbessim, şefkatli hekim ilaçlardan daha çok o hastaya güven verecektir. Depresyondaki insanın yakınları nasihat, “takma kafana, iradeni kullan” gibi tavsiyeler yerine güler yüzlü, tatlı dilli, sevgi dolu bakışlı yaklaşımla o insanın iç dünyası ısınıp aydınlanmış olacaktır.

Doktora hastası geliyor, doktor ona ilaç verdikten sonra ilerde bir soytarı var ona git, tedavine iyi gelir diyor. Hastanın cevabı “ o soytarı benim, doktor bey”

Bu Depresyon olgusu gülme sanatçıları da depresyona girebilirler fakat daha kolay çıkacakları kesindir.

MİZAHIN DÜZEYİ

Herkesin çok farklı espri anlayışı vardır. Bunun için mizah riskli bir iştir. Bazı şakalar dostlukları yıkabilir. Etnik esprilerin bazı gruplarda tepki çekmesi doğaldır. Birini incitmek istediğinizde yapılan espriler hedef alınan kişiyi yargılar, espri yapan kişinin egosunu tatmin eder. Böyle sevgisiz espriler olumsuz duygulara sebep olur.

Tesirli bir ilaç almadan önce nasıl kullanılacağı, etkisi, riskleri, faydaları bilinmelidir. Mizahta etkili bir ilaçtır. Düşünerek alınmalıdır. Bu ilaca herkesin az çok ihtiyacı vardır.

FIKRALAR

İnsanlar aşağılamayan, kızdırmayan, etnik ayrımcılık yapmayan fıkraları anlatmak beceri ister.

Mizahın ana kaynağı olarak bilinene fıkralar toplumun kültürünü yansıtır.

Fıkra anlatmadan önce dinleyicileri tanımak gerekir. Uygun zamanlama, yetenek ve bol pratik gerektir. Herkes fıkra anlatmayı beceremez, fakat öğretici fıkraların verdiği mesajlar çok değerlidir.

Fıkra anlatmanın riskini azaltmak için çok sayıda kişiye anlatmak gerekir.

AĞLAMA REÇETESİ

Minesotalı biyokimyacı Dr. W. Frey… üzüntü gözyaşları ile mutluluk gözyaşları birbirleriyle ilişkilerini ayırt etti. “Crying: The Mystery of Tears (Ağlamak: Gözyaşlarının Sırrı)” isimli kitabında ilginç örnekler veriyor. Soğan soyarken oluşan gözyaşı ile duygusal gözyaşlarının protein yapılarının farklı olduğunu açıkladı. Duygusal gözyaşları yüksek protein içeriyor stres sonucu oluşan zararlı maddeler gözyaşı ile dışarı atılıyor.

Gözyaşları bastırıldığında veya ağlamaya karşı negatif bir tutum varsa asıl sorun ordadır. Böylece kişilerde mide, bağırsak hastalıları daha yüksek oranda bulunmaktadır.

İRONİYE GÜLEBİLMEK

Hayatta insanlar her zaman beklediklerini elde edemezler. Düşüncelerinin tamamen tersi olabilir. Bu ironik bir durumdur.

İnanılmaz terslikler insana güler misin, ağlar mısın ? dedirtir. İnsan yaşlandıkça ironik durumlarda daha çok mizah çıkarabilir.

Nasrettin Hoca silah taşımanın yasak olduğu bir dönemde büyük bir bıçakla zaptiyelerce yakalanır. Saldırması cübbesinin altında zaptiyeler sorguya başlarlar. Hocanın cevabı ilginçtir. “Ben bununla kitaplardaki yanlışları kazıyorum” der. Zaptiyeler güler. “Ama hoca bu koca saldırma ile mi?” Hoca “Vallahi öyle yanlışlar oluyor ki bu bile az geliyor” der.

Bu örnek gibi kültürümüz ironiye gülebilen Hoca, temel fıkraları ile doludur. Her halde imparatorluk stresini böyle kaldırabilmişiz.

KENDİ KENDİNE KONUŞMAK

Özellikle batı toplumunda insanların çoğu stresli sorunlarla başa çıkmak ve kaygıyı azaltmak için kendi kendine konuşmaya çok başvururlar.

İç diyaloglar yürütme yeteneği çocuklukta başlar. Çocuklar oyunlarda kelime ve kafiyeleri tekrarlar, odada birisi var gibi konuşurlar, işaretler yaparak durumlarını anlatırlar. Çocuklar düşünürken sesaltı dil hareketlerini sıklıkla yaparlar.

Kendi kendine konuşma çocuklukta yeni davranışları öğrenmenin bir yoludur. Fakat büyüklerde sesli düşünme kaygıyı azaltma yoludur.

Hayatın ve olayların acımasızlığına karşı insanlar duvarla konuşarak beyin fizyolojilerini düzeltebilirler. Çünkü tekrarlanan düşünceler beynin yüksek merkezleri Kortekste etkinlik başlatır. Beyin yüksek merkezleri olumlu mesajlar aldığında duygusal beyin bölgeleri olan limbik sistem abartılı kimyasal salgılar ve hormonlar daha az salgılar ve otonom sinir sisteminin çalışma ahengi normalleşir.

Kendi kendine konuşmayı otomatikleştirmek stres azaltıcı bir teknik olarak işe yarar. Sorunlarla dalga geçmeyi başarabilenler kendi kendilerine yapmış olurlar.

Prof.Dr.Nevzat TARHAN