Tebuk Seferi

DSC_2155

KUTLU ÂŞIKLAR

Gönüllerindeki gerçek sevgiye dokunup, Peygamberin(sav) izinde, emre itaat edip yola çıkan, o kutlu âşıklar. Aşk meydanıdır Tebuk seferi. Meşakkatli, sabır dolu! Âşık-ı sadıkların koşup geleceği, yola revan olacağı.

Hicretin 9.yılında Hıristiyan Araplar, Rum hükümdarı Heraklius’a,

-Peygamberlik iddiasında bulunan adam öldü. Müslümanlarda yokluk yıllarını yaşıyor. Eğer onları senin dinine katmak istiyorsan, tam sırası, diye mektup yazdılar. Bunun üzerine 40.000 kişilik bir ordu Bizans tarafından silahlandırılarak yola çıktı. Ordunun yola çıktığı haberi Hz. Peygamber’e ulaşmıştı.

Tebuk, Vadilkura ile Şam arasında Hicr ile Şam’ın başlangıcı arasındadır. Tebuk Seferi’ne Recep ayının ilk Perşembesinde yola çıkılmıştır. Bu sefer son derece sıcak bir aya denk geldiği için buna ‘Güçlük Zamanı’ (9/117) denmiştir.

İlk kez Peygamber Efendimiz çıkacağı seferi ilan edip, şartların zorluğunu bildirmiştir. Bu esnada kıtlık hâkimdi. Hz Peygamber seferberlik çağrısında bulunup, Müslümanları savaş hazırlığı için teşvik ediyor, gayretlendiriyordu. Yarışların en güzeli olan takva yarışı başlamıştı.

Bütün mücahitler ellerinde ne var ise bi’sa hurma dahi olsa Hz. Peygamber’e teslim ediyordu. Hz. Ebubekir bütün varlığını gelip teslim ettiğinde, “Evdekilere ne bıraktın Ya Ebubekir!” diye sordu Efendimiz.

“Onlara Allah’ı ve Rasul’ünü bıraktım” diye cevap verdi sadık dostu.

Müslüman kadınlar da ziynet eşyaları ile bu sefere destek vermişlerdir. Bir de gönüllerindeki hüznün damlaları gözlerinden akan mübarekler vardı ‘Bekkaun’ Ağlayanlar.  Sefere iştirak etmek isteyip binekleri, yiyecekleri olmayan 7 kutlu âşık! Hallerini Hz Peygamber’e arz edip imkânlar el vermediği için ağlaya ağlaya geriye döndüler. Haklarında ayet nazil olmuştur(9/93)

Sonrasında zengin sahabilerin desteği ile seferden geri kalmadılar. Gönüllerindeki iman aşkını sermaye yapıp hazır olan âşıkların yanı sıra, sıcaklığı kıtlığı bahane edip geri duran münafıklarda vardı.

Gönlündeki imana dokunamayan nasıl yola koyulurdu ki?

“Bu sıcakta harbe mi çıkılır” dediler.

Deki:” Cehennem ateşi daha sıcaktır; fakat gidecekleri yeri bilseler” (9/81)

İslam ordusu Medine’den hareket ettiğinde kavurucu bir sıcak vardı, yolculukları boyunca susuzluk ve kıtlık hâkimdi. Yol şartları böylesine zorken. Gönüllerindeki aşk kavurucu güneşe karşı bir gölge olmuştu mücahitlere. Onlar emir geldiğinde yola revan oldular, peki ya bizler?

Bizim Tebuk seferimiz nereye? Peki ya bizim susuzluğumuz, kıtlığımız neler? Çağrı geldiği vakit, ev halkını Allah(c.c) ve Hz Peygamber’e bırakabilir miyiz? Soralım kendimize!

Kutlu mücahitler Tebuk’e vardığında Rumlar ve Hıristiyanlaşmış Araplardan oluşan ordular korkup dağılmıştı. Savaşmak mümkün olmadı. Hz. Peygamber Müslümanları topladı ve Şam üzerine gidip gitmemek hususunda görüşüldü, görüşme sonucunda Tebuk’ten geriye dönüş kararı alındı, ileriye gidilmedi. Tebuk’te 20 gece kaldılar. Dönüş emri verildiğinde yiyecekler tükenmişti.

Tebuk Seferi’nin şartları zordu. Tek sermaye gönüllerindeki iman aşkıydı ve o aşk bütün zorlukları aşmalarını nasip eyledi o mücahitlere.

Gönüllerimize gerçek sevginin tadının tattırılması duası ile!

Halenur Kırıkbaş