Küresel Isınma

lıuh

“Gökyüzünü de korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise hâlâ bundaki delilleri görmeyip inkâr ederler.” (Enbiya 32)

Ayette belirtilen tavan bilim adamlarının isimlendirdiği Atmosfer tabakasıdır. Atmosfer tıpkı bir evin çatısı gibi dünyayı dış etkenlere karşı korur. Canlı yaşam için gerekli gazları ihtiva eder .Güneş’ten gelen zararlı ışınları tutar,dünyanın aşırı ısınmasını ve soğumasını engeller.Uzaydan gelen meteorların parçalanmasını sağlar.Daha bir çok işlevselliği olan atmosferin ısıyı tutma ve yansıtma etkisinin önemini çok iyi idrak etmemiz lazım.Bilindiği üzere dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor.Dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor, atmosferdeki bazı gazlar  (su buharı, karbondioksit,metan,ozon) bu ısının bir kısmını tutar ve yeryüzündeki ısı kaybına engel olur. Atmosferin ısıyı tutma yeteneği sayesinde suların sıcaklığı dengede kalır. Böylece nehirlerin ve okyanusların donması engellenmiş olur. . Bu şekilde oluşan, atmosferin ısıtma ve yalıtma etkisine “Sera etkisi” denir

Dünya’da başlıca sera etkisine neden olan gazlar %36-70 Su buharı, %9-26 Karbon dioksit, (CO2, havada en çok ısı tutma özelliği olan gazdır.) ,%4-9 Metan ve %3-7 ile Ozon’dur. Sera gazlarının bir kısmı kendi kendine oluşurken, bir kısmı da insanlar tarafından üretilir.

Son dönemlerde fosil yakıtların(kömür,petrol,doğalgaz) yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle karbondioksitmetan gibi  gazların atmosferdeki yığılması artış gösterdi.Bu gazların ısıyı tutma etkisi olduğundan miktarlarındaki artış  sıcaklık artışlarına sebep oluyor. İşte bu artış KÜRESEL ISINMA olarak adlandırılıyor.1860’tan günümüze kadar tutulan kayıtlar, ortalama küresel sıcaklığın 0.5 ila 0.8 derece kadar artığını gösteriyor.

Bilim adamları son 50 yıldaki sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkileri olduğu görüşünde. Üstelik artık geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşılıyor. Hiçbir önlem alınmazsa bu yüzyıl sonunda küresel sıcaklığın ortalama 2 derece artacağı tahmin ediliyor. Bu durumun, buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi ciddi sonuçlar doğuracak iklim değişmelerine yol açmasından endişe edilmektedir.

Dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissediliyor.

Kutuplardaki buzullar eriyor, deniz suyu seviyesi yükseliyor ve kıyı kesimlerde toprak kayıpları artıyor. Örneğin 1960’ların sonlarından bu yana Kuzey Yarımküre’de kar örtüsünde yüzde 10’luk bir azalma oldu. 20’inci yüzyıl boyunca deniz seviyelerinde de 10-25 cm arasında bir artış olduğu saptandı.

Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artarken bazı bölgelerde uzun süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme etkili oluyor.

Kışın sıcaklıklar artıyor, ilkbahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, hayvanların göç dönemleri değişiyor. Yani iklimler değişiyor.

İşte bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türleri de ya azalıyor ya da tamamen yok oluyor.

Allah her şeyi ölçülü ve dengeli yaratmıştır. “Şüphesiz biz her şeyi bir kader(hikmetli bir ölçü)ile yarattık.”(Kamer-54/49).O halde bize düşen görev yeryüzündeki bu dengeyi muhafaza etmektir. Dinimize göre insanın yararına sunulan her şey, Allah’ın bize verdiği her nimet, bir emanettir. Onları verenin isteği doğrultusunda kullanmamız gerekmektedir.Aksi takdirde emanete hıyanet etmiş oluruz ve bundan hesaba çekiliriz.

….. Çevremizdeki doğaya, havaya, suya, toprağa, ağaca, çiçeğe, yapıya, anıta, kıra, köye, kente, tarlaya, bahçeye, yola, dağa, denize karşı da nice borçlarımız, ödevlerimiz, sorumluluklarımız bulunuyor; çünkü bunlardan istifade ediyoruz, bunlar sayesinde sağlıkla yaşıyoruz, bunlara karşı vefalı olmalıyız, müteşekkir olmalıyız, aldığımız kadar vermeli, yararlandığımız kadar onlara yarar sağlamalıyız. Onları ecdadımızdan aldığımız kadar güzel korumalı, torunlarımıza daha da gelişmiş ve güzelleşmiş bir şekilde devretmeliyiz.(Panzehir-Haziran/1997)

Peki küresel ısınmaya karşı ne gibi tedbirler almalıyız;

Enerji dostu ampuller kullanılmalı.

Televizyonlar bekleme konumunda bırakılmamalı.

Doğru ışıklandırma kullanılmalı.

Klima yerine vantilatör kullanılmalı.

Evler ısı kaybına karşı yalıtılmalı.

Eşyalar, radyatörleri kapatmayacak şekilde yerleştirilmeli.

Diş fırçalama, bulaşık yıkama, traş esnasında musluk açık bırakılmamalı.

Daha az su tüketen yeni teknoloji klozetler kullanılmalı.

Klozetlere asılan temizleme maddeleri kullanılmamalı.

Çamaşır suyu tüketimi en aza indirilmeli.

Akan tesisatlar onarılmalı.

Hortumla sulama ve yıkama yapılmamalı.

Suyu, kireç ve bakterilerden arındıran filtreler kullanılmalı.

Evde kullandığımız yağları dökmek yerine biriktirmeliyiz. Ülkemizdeki çoğu kişi bu bilgiyi bilmese de biriktirdiğimiz kullanılmış ve çevre düşmanı yağı çoğu belediye gelip kapımızdan almaktadır.

Toplu taşıma araçları tercih edilmeli.

Kısa mesafelere arabayla gitmek yerine, yürümeli.

Kurşunsuz benzin tüketen araçlar tercih edilmeli.

Aracın taşıma kapasitesi aşılmamalı.

Uzun duraklamalarda aracın kontağı kapatılmalı.

Geri dönüştürülemeyen ambalajlarda satılan ürünler alınmamalı.

Başta PVC olmak üzere, plastik ambalajlardan kaçınmalı..Cam ürünler tercih edilmeli.

Plastik poşet ve yiyecek kapları gibi ürünler yeniden kullanılmalı.

Alışverişlerde plastik poşet kullanılmamalı.

Cam malzemeler, organik çöplerle birlikte atılmamalı.

Her yıl en azından bir ağaç dikmeli.( Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emmektedir)

Gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelen bilgisayarların yarattığı kirlilik de azımsanacak gibi değil.

Elektrik tüketimi daha düşük modeller alınmalı.

Yazıcıdan kağıt çıktısı alınması asgariye indirilmeli.

Bilgisayarlar bekleme konumunda bırakılmamalı.

 

Şenay Kaçar