Kurban / Soru-Cevap

Zilhiccenin başından Kurban Bayramı’na kadarki 10 günlük sürede tırnak kesilmez ve vücuttan tüy kesilmez/koparılmaz deniyor. Bu doğru mudur?

Hadis-i Şerif’te mealen kurban kesecek olan kişinin Zilhicce’nin başından itibaren kurbanını kesilinceye kadar saç ve tırnak kesmemesi şeklinde geçiyor. Dolayısıyla bu soru Hadis’e dayanan ve Hadis’ten kaynaklanan bir konuya işaret ediyor, doğrudur. Kurban kesmeyecek olanlar ise tırnağını veya saçını kesebilir. Ama kurban kesecek olanlar Zilhicce’nin birinden itibaren saçını ve tırnağını artık ellemeyecektir. Tabi ki bu, farz anlamında bir hüküm değildir. Âdab ve tavsiye anlamındadır.

Zengin birisi kurbanını kesmek için birisine hem vekâlet vermiş hem de kurbanı her şeyiyle birlikte kendisine bırakmıştır. Vekâleten kesen kişi kurbanın tamamını yiyebilir mi? Yoksa üçte birini kendisine ayırıp diğer kısmını dağıtması mı gerekir?

Vekâleten kurban kesen kişi aslında kurbanın hepsini kendisine ayırması konusunda yetkilidir fakat böyle yapması yakışık almaz. Hiç değilse üçte birini fakir fukaraya dağıtılmasını tavsiye ediyoruz. Hepsini kendisine ayırması ve yemesi insanı fırsatçı, menfaatçi yapabilir. Diğerlerini düşünmez hale getirir. Dolayısıyla kitaplarımızda yazılı olduğu üzere üçte birini fakir fukaraya dağıtmasını, geride kalandan üçte birini eve gelen misafirlere ikram ederek kalan üçte birini kendi halkıyla yemesini tavsiye ederiz. Başka türlü yapması her ne kadar caiz ise de hoş bir hareket değildir.

Almanya’da bulunan bir akrabam kendisine vekâleten kesilmek üzere 350 lira kurban parası gönderdi. Ben bulduğum kurbanı 300 liraya aldım. Şimdi bu kurbanın para üstü benim borcum mu oluyor. Bu kurbanı gönderen kişinin niyetinden düşüğe alındığı için kabul olmama durumu olur mu? Yine tam tersi olsaydı yani bana 300 lira gönderseydi de ve ben kurbanı 350 liraya alsaydım bu kurbanın durumu ne olurdu?

Vekâleten kurban kesecek olan kişi 300’e alıp kesti ise üste kalan 50 lirayı sahibine iade etmesi ya da onun izni ile onun adına sadaka olarak vermesi gerekir. Tersi olsaydı yani adam vekiline 300 lira gönderseydi de vekil 350’ye kurbanı alsaydı o zaman parayı gönderen kişiden 50 lira alacaklı olurdu. Bu muamelelerin hiç biri o hayvanın Kurban olmasına engel olmaz her hâlükârda kurban ibadeti yerine getirilmiş olur.

Kurban bayramı yaklaşıyor. Fakat benim durumum şu an için müsait değil. Gelirim borcumu karşılamıyor. Bu halde kurban kesmem gerekir mi?

Kurban kesmenin vacip olup olmadığını biz kurban bayramı günlerinde ancak tespit edebiliriz. Şu anda imkânı olmayabilir ama kurban bayramı günlerinde imkâna kavuşursa kesmesi gerekir. Şu andaki imkânsızlığı bayram sonuna kadar devam ederse kesmesi gerekmez.

Geçen bayram büyük baş kurban kestik. Et paylaşımı yapılırken karşı tarafın gönül rızasının olmadığını hissettik. Bundan dolayı bize bir vebal var mıdır? Bu sene yine birlikte kesmeyi düşünüyoruz. Geçen seneki yanlış anlaşılmayı bu sene düzeltebilir miyiz?

Bu sene eğer yine aynı kişiyle ortakça kurban kesiliyorsa diyelim ki yedi ortak etleri yedi yığın haline getirsinler. Bunu eşitlemek zor değil. Tartı ile eşitleyebilirler. Neticede yedi yığın haline getirilip her yığına birer numara koyarak kura çekilir. Kurada hangi yığın kime çıkarsa o kişi o yığını alır. Bu işlemden sonra da ayrıca helalleşsinler. Çünkü çok titiz davransalar bile hak geçme ihtimali vardır. Helalleştikten sonra “geçen sene de böyle yapmıştık. Hak geçebilir. Geçen sene konusunda da helalleşelim” derler ve geçen sene adına da helalleşirler. Böylece problem kalmamış olur. Helalleşmeksizin problem çıkaran insan ortak girmesin ve ortak alınmasın. Geçimsiz insan tek başına kurbanını kessin.

At kurban olur mu? Olabiliyorsa kaç kişi tarafından kurban edilebilir?

At kurban olmaz. At 10 kişi namına kurban olabilir şeklinde rivayet varsa da ümmet tarafından güvenilip amel edilmiş bir rivayet değildir. Yabani sığırlar, deve kuşu, geyik ceylan. . . da kurban olmaz. Bir hayvanın etinin helal olması başka, o hayvanın kurban olabilmesi başka şeydir. Her eti yenen hayvan kurban olabilir diye bir kaide yoktur.

Kadınlar kurban kesebilir mi?

Kadınlar kurbanı bizzat kesebilir. Kurban kesme nihayet hayvan kesmedir. Kadın, hayvan kesebildiğine ve kestiği hayvanın eti yenebildiğine göre kurban da kesebilir. Ancak şöyle bir tavsiye var: Kurban kesilirken ehl-i kitaptan olan gayri müslimi vekil edinmemek gerekir. Yani her ne kadar caizdir deniyorsa da sadece kurban için mekruh olacağı beyan edilmiştir. Ehl-i kitap olan gayri Müslim kurban dışında bir hayvanı kestiği zaman o hayvanın eti yenir.

Biz eskiden kurbanları bir sene kendimize keser, bir sene hanıma keserdik. Fakat şimdi kurbanın erkek adına kesilmesi lazımdır, diyorlar. Bu hususta bilgi verir misiniz?

Kurban kimin üzerine vacipse onun kendi namına kesmesi gerekir. Aile içinde bazen kadın üzerine vacip olur, bazen de erkek üzerine vacip olur. Kadının nisap miktarı (80 küsür veya 84 gr )altını varsa kadının kurban kesmesi gerekir. Aynı şekilde erkek zekat verebilecek bir durumda ise erkeğinde kurban kesmesi gerekir. Yani her ikiside de zengin ise her ikisinin de kurban kesmesi lazım gelir. Kadın fakir, erkek zengin ise erkek keser. kadının her halükârda ister evi, arabası olmasın 80 küsür gram altını varsa kurban kesecektir. Bunun önemli bir nokta olduğunu hatırlatmak isteriz. Kadının havaic-i asliye dediğimiz mala sahip olması şart değildir. Bu kadar mal varlığına sahip olan kişi koca ise bu kocanın havaic-i asliyeye sahip olup olmadığına yani evi, eşyası. . . var mı yok mu ona bakarız. Havaic-i asliyeye sahip değilse bu erkeğe kurban gerekmez, diyeceğiz. not:HAVÂİC-i ASLİYYE (الحوائج الأصليّة) Zekât matrahı dışında tutulan temel ihtiyaç malları anlamında fıkıh terimi.

Kurban keserken şoklama yapmak dinen caiz midir?

Kurban keserken şoklama yapmak şuna göre değişir: Eğer şoktan sonra hayvan ayılmayacak olursa yani şokla birlikte ölecek olursa bu şekilde şoklama ile o hayvanın eti helal olmaz. Şoklama geçici bir baygınlık yapıyor da hayvanı öldürmüyorsa caiz olur. Ancak gerek veterinerlerimiz olsun gerekse makul şekilde değerlendirenler olsun hayvanın şoklama yapılmadan boğazının kesilmesini tavsiye ediyorlar. Çünkü şoklama yapıldığında hayvan hareketsiz kaldığında yeteri kadar kan dışarı çıkmamakta, kalan etler arasında kalmakta, kalan kan da pıhtılaştığı için et hem kalitesiz hem de çirkin bir vaziyet almaktadır. Dolayısıyla hayvanın kanı daha iyi şekilde boşaltması için şoklama yapılmadan hayvanı kesmek tavsiye edilmektedir. Ayrıca şoklama yapıldığı takdirde hayvanın daha çok eziyet hissettiğini söyleyen hatta ispatlayan bilim adamlarımızda vardır. Bu kişiler şoklama yerine hayvan daha az eziyet çeksin diye doğrudan kesmeyi tavsiye etmektedirler.

Kurbanlık satın alan kimse kurbanların söylendiği gibi semiz olmadığını görünce aldanmış sayılır mı? İade edebilir mi?

Kurbanlığın söylendiği gibi semiz çıkmaması müşteri için alışverişten dönme hakkı verir. Hatta dedikleri gibi çıksa bile yine daha önce hayvanı görmediyse gördüğü ve bilgi sahibi olduğu andan itibaren ister kabul eder, ister reddeder. Dolayısıyla çok semiz bir hayvan denildiği halde semiz çıkmamışsa adam aldanmış sayılır. Bu durumda şöyle yapılır: İsterse paradan indirim yapmaksızın o koyunu olduğu gibi alır kabullenir. İsterse de koyunu olduğu gibi iade eder. Parasını verdiyse parasını iade alır. Bu sorunun cevabı aldanmamın söz konusu olduğu bütün ticari muameleler için geçerlidir.

Bir işin olması için Allah’a kurban adamak, Allah ile haşa pazarlık olmuyor mu?

Adak pazarlık olmaz. Adağın pazarlık olarak değerlendirilmesi son derece yanlış ve yanlı bir değerlendirmedir. Aynı şekilde peygamberimiz as’ın miraçta 50 vakit yerine beş vakit namaza indirmesi için Allah Teâlâ’ya istirhamda bulunmasını, dua etmesini, yalvarmasını da pazarlık olarak değerlendirenler var. Bu değerlendirmeler olayın inceliğini kavramamak sonucu oluşmaktadır. Hâlbuki hiç ilgisi yoktur. Bu, pazarlık değildir, bu ricadır, istirhamdır, Hak Teâlâ’nın merhametini celb etmek için tazarrudur. Nezirlerinizi/adaklarınızı yerine getirin diye Kur’an’da ayet var(Hac:29)

Bir yaşını doldurmasına bir ay kalan koyun kurban edilir mi?

Bir yaşını doldurmamış olan kuzu vücutça büyük koyunlardan fark edilmeyecek derecede iri ise altıncı ayı doldurmuşsa, kurban kesecek başka hayvan bulunamıyorsa o hayvanı kurban kesebilir. Bu hüküm adı geçen üç şartla sadece kuzu/koyuna mahsustur. Oğlaklar ya da diğer kurbanlık hayvanlar hakkında geçerli değildir.

Kurban kesildikten sonra derisini kendisi kullanabilir mi? Bağış mı yapmalıdır? Satabilir mi? Kurban derisi camiye verilir mi?

Kurban derisini, kurbanın sahibi olan kişi isterse kendi evinde kılar bu namaz müstahaktır ve belli bir vakti yoktur Bayram günleri çıkmak üzere iken veya kurbanın kesildiğini öğrendi dakikalarda sahibinin bu şükür namazını kılmasını tavsiye ederiz kullanabilir. Mesela namaz postu yapar, seccade gibi kullanır veya başka bir amaçla kullanabilir. İsterse de herhangi bir hayır kurumu veya bir fakire verebilir. Yani kurban derisi bir şahsa verilebileceği gibi camiye, hayır kurumlarına da verilebilir bunda bir sakınca yoktur. Ancak kurban sahibi, kurbanın derisini veya etini satarsa bu satış neticesinde aldığı parayı fakirlere sadaka olarak vermesi gerekir yani kurbanın derisi, eti, vs ya sahibinin kendi ailesi içerisinde yenecek, kullanılacak, ya da başkalarını verilebilecektir. Bunları para ile satması caiz değildir. Satacak olursa parasını tasadduk etmesi lazım gelir.

Kurban kestikten sonra kılınan şükür namazını kurbanın sahibi mi yoksa vekâlet verdiği kişi mi kılmalı?

Kurban kestikten sonra kılınan şükür namazını kurbanın sahibinin kılması gerekmektedir. Çünkü bu adı üzerinde bir şükür namazıdır. Şükretmesi gereken kişi vekil ya da kasap değil bizzat kurban ibadeti yerine getiren kurban sahibi kişidir. O kişinin namaz kılması gerekmektedir. Aynı şekilde kurbanlarımızı başka ülkelere başka beldelere göndererek vekâlet yoluyla kestirdiysek de böyle yaparız. Bu şükür namazı için, kılınması müstehaptır diyebiliriz.

Kurbanını hayır kurumuna hediye etmek isteyen kimse nasıl vekâlet verir? Hayır, kurumlarına verilen kurban vekâletlerinde namazını ne zaman kılmak uygundur? Kurban kesmek yerine parasını sadaka olarak vermek kurban sorumluluğunu kaldırır mı?

Hayır kurumlarına kurbanın parasını vermek kurban kesmek anlamına gelmez. O para sıradan bir sadaka olur. Dolayısıyla kurban kesmek isteyenler parasını doğrudan fakire sadaka olarak veremezler. Paralarını verdikleri zaman tembih edecekler ve “bununla benim adıma mutlaka kurban keseceksiniz” diye belirtmelidir. Bu şekilde bir hayır kurumuna kurban parasını veren insan ‘benim adıma kurban kesin’ diye parayı verdiği an onlara vekâletini vermiş olur. O kurum ya da o kişiler de bu parayı veren kişi adına kurbanını mutlaka kesmek zorundadırlar. Hayır kurumu kurbanını kestikten sonra kurban sahibi namazını kılar. Bu namaz, müstehaptır ve belli bir vakti yoktur. Bayram günleri çıkmak üzereyken veya kurbanının kesildiğini öğrendiği dakikalarda sahibinin bu şükür namazını kılmasını tavsiye ederiz.

Kurbanlık için sığır alındığında, Kurban Bayram kurbanıyla akika, nezir kurbanları birleştirilebilir mi?

Kurban Bayramında kurban, akika, adak ve av cezası (Hacda) gibi çeşitli sebepler için yedi kişi birleşip bir sığır kesebilir, bunda bir sakınca yoktur. Bunların ciheti ayrı ayrı da olsa hepsinde Allah’a yaklaşmak gayesinde birleşirler.

Bir kimse şu işim olursa Allah için bir deve kesip fakirlere tasadduk edeceğim dese, sonra da o işi olup deve bulamazsa ne yapması gerekir?

Bir kimse şu işim olursa Allah için bir deve kesip tasadduk edeceğim dese ve sonra o işi olursa Hanefî mezhebine göre deve bulabilsin veya bulamasın yerine yedi koyun veya keçi kesip fakirlere tasadduk edebilir. Çünkü yedi koyun ve keçi kurbanda bir deve yerine kaim olurlar. Bir kimse yedi koyun adak ederse onun yerine bir deve veya sığır keserse caiz olması da gerekir. Çünkü aynı illet onda da mevcuttur. Yalnız Hanefi fukahası gördüğüm kadarıyla bundan söz etmemişlerdir. Şafiî mezhebine göre ise; bir deve kesip tasadduk etmek için nezrederse onu kesmek zorundadır. Şayet bulamazsa yerine bir sığır kesecektir. Bunu da bulamazsa o zaman yedi koyun veya keçi kesip tasadduk edebilir. Yani tertibe riâyet etmek lâzımdır.

Eti helal olan hayvanlar nasıl boğazlanır ve ne yapmak îcâb eder?

Boğazlamanın dört rüknü vardır:

  1. Boğazlayan,
  2. Boğazlanan hayvan,
  3. Boğazlama aleti.
  4. Boğazlamaktır.

Şimdi bunları teker teker kısaca izah edelim. Boğazlayan kimsede üç şart aranır:

  • Müslüman veya kitabî -Yahudi ve Hıristiyan- olması, erkek ile kadın, dilli, dilsiz baliğ ile baliğ olmayan arasında fark yoktur.
  • Avda ihramda olmaması. İhramda olan kimse boğazlayamaz. Boğazladığı hayvanın eti haramdır.
  • Akıllı olması.

Boğazlanan hayvanın da üç şartı vardır:

  1. Eti yenen hayvan olması.
  2. Kesilmeden ölüsü mubah olmayan hayvan olması. Balık ve çekirge için boğazlama yoktur.
  3. Hayat-ı müstekirre sahibi olması.

Yani bir müddet yaşayabilecek bir hayata sahip olması. Yalnız hasta olan hayvan için böyle bir şart yoktur. Boğazlama aleti. Bunun bir şartı vardır. O da kesici olmasıdır. Şafiî mezhebine göre diş ve tırnak ile kesim yapmak caiz olmazsa da Hanefi mezhebine göre caizdir. Boğazlamanın muteber olabilmesi için aşağıdaki şartların bulunması lazımdır:

  • Boğazlamayı kastetmek. Bir hayvan kendisi gelip bir bıçağa çarparak kesilirse boğazlama sayılmaz.
  • Kesmek. Kuşun başım koparmak caiz değildir.
  • Nefes ve yemek borularını şah damarlarıyla kesmek. Şafiî mezhebine göre şah damarlarını kesmek vacib değildir.
  • Yardımcısı olmamak. Birisi nefes ve yemek borularını keserken, öbürü de karnını yararsa caiz değildir.
  • Nükaye, Mevahib ve Islah adlı kitaplar ile Şafiî mezhebine göre boğazdaki düğümün hepsi veya çoğunun başta kalması. Yalnız Hanefi ulemâsının çoğu “düğümün başta kalması şart değildir” der.

Ölü için kurban kesmenin hükmü nedir?

Ölü için kurban kesmek isteyen kimsenin bunu Kurban Bayramı günlerinde kesmesi lazımdır. Böyle bir kurbanın etinden, kesenin kendisi yiyebilir, başkalarına da verebilir. Eğer kurban kesilmesini ölü vasiyet etmişse bu kurbanın etinden kesen kimse yiyemez, tamamını fakirlere dağıtması gerekir.

Bir kimse “Mekke fakirlerine şu kadar para adak ettim” diye söylese bunu başka fakirlere tasadduk edebilir mi?

Hanefi mezhebine göre adakta yer ile menzuru leh tayin edilse de bu tayin muteber değildir. Meselâ bir kimse şu kadar para Mekke fakirleri için adak ettik veya şu elimdeki parayı fakirlere adak ettim dese: Birinci meselede; Medine ve İstanbul fakirlerine tasadduk edebileceği gibi, ikinci meselede de o muayyen parayı vermek zorunda değildir. Başka bir para onun yerine verebilir. Şafiî mezhebine göre: Muayyen bir yerde bir şey tasadduk edeceğim diye adak etse o yer muayyen olur. Mutlaka orada tasadduk etmek zorundadır.

 

Kaynaklar:
* Prof. Dr. Orhan ÇEKER / Fetvalarım 1
*Seyfettin YAZICI / Temel Dini Bilgiler / DİB Yayınları
* iskenderpasa. com