Kur'an Ve Takva Ayı -Şehr-i Ramazan (2)

DSC_3359

“O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.” (2/Bakara Ssuresi 185. Ayet)

“Bu Kitap kendisinde şek ve şüphe bulunmayan bir Kitaptır. Muttakîler (takvâ sahipleri) için hidâyet kaynağı (rehber-kılavuz) ve yol göstericidir.” (2/Bakara Suresi, 2. Ayet)

“Takvâ” kelime anlamı olarak “korunmak, kendini zararlı, acı ve eziyet veren şeylerden sakınmak’ demektir. Kavram olarak, kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, nefsi günahlardan korumak demektir. Bu da, haramı terk etmekle olur. Haramı terk etmek de en azından şüpheli şeyleri bırakmakla tam gerçekleşebilir. Nitekim Hadis-i şerifte: “Helâl belli, haram da bellidir. Fakat bu ikisi arasında şüpheli şeyler vardır. Bu nedenle şüphelerden korunan, dini ve ırzını temiz tutmuş olur.” buyrulmuştur.

Takvanın hakikati, amel eden insanın yaptığı taatlerde nefsinin kusur işlemesinden korkması, bu taatleri Allah’ın rızasını talep dışında başka bir maksatla yapmaktan ve bu taatlerde Allah’tan başkasını ortak kılmaktan son derecede sakınmasıdır.

Kur’an-ı Kerim, dünyada kazanılacak olan en iyi azığın takvâ olduğunu bildirmektedir: “Azık edinin; Kuşkusuz azığın en hayırlısı takvâdır.” (2/Bakara, 197). Dünyada insan için en güzel elbise görevi yapan şey de takvâdır: “Ey Ademoğulları, biz size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takvâ elbisesi ise daha hayırlıdır.” (7/A’râf, 26).

Resulullah(s.a.v.)in “Takva işte buradadır.” buyurarak kalbini gösterdiği üzere kalbin sıfatlarından olan takvâyı elde etmenin birinci yolu Allah’ın kitabını düşünerek, anlamaya ve uygulamaya çalışarak okumaktır: “Biz onu böylece Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri, ikazları türlü şekillerde açıkladık. Umulur ki onlar (bu sayede) ittika ederler (korkup sakınırlar) ya da Kur’an onlar için öğüt olarak düşünme (yeteneğini) oluşturur.” (20/Tâhâ, 113)

Kur’an, kalplerde takvâya engel olan problemleri giderir; gönüllere şifadır: “Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa ve mü’minler için bir hidâyet ve rahmet gelmiştir.” (10/Yûnus, 57) “Onlar Kur’an’ı gereği gibi düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi?” (47/Muhammed, 24).

Takvâyı elde etmenin yollarından biri de oruç tutmaktır. “Ey iman edenler, sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç, size de farz kılındı.Umulur ki takvâya ulaşırsınız.” (2/Bakara, 183).

Hidayet rehberi olan Kur’ân-ı Kerim’in indirildiği Mübarek Ramazan-ı Şerif ayı, bizler için takvaya ulaşma yolunda çok önemli bir fırsattır. Ramazan ikliminin manevi feyizlerinden istifade etmek ve Kuran-ı Kerim’in sırlarına ve nurlarına kalbimizi açmak için ibadetlerimizi ihlas ve samimiyetle yerine getirmeye özen göstermeliyiz.

Oruçlu geçirdiğimiz Ramazan günlerinde yapmamız için Rasûlullah (s.a.v)’ın bize bıraktığı sünnetlerin hepsi de takvâ yollarının pekişmesi için gereken önemli hususlardır. Rasûlullah, bu ay içerisinde çok çok Kur’an okumayı bize sünnet kılmıştır. Zikredildiği üzere Kuran okumak, takvâya varabilmenin yollarından biridir. Efendimiz (s.a.v.) Allah yolunda infakı sünnet kılmıştır. Aynı şekilde infak da Bakara sûresinin ilk âyetlerinde açıklandığı gibi bizi takvâya ulaştırır. Ayrıca Ramazan’ın son on gününde itikâfa girmeyi bize sünnet kılmıştır. Böylece ibâdetlerin tümüyle ilgilenebilme imkânını vermiştir. Bu da takvâya ulaştıran çok önemli bir vesiledir. Kim Ramazan mektebinin azimli bir talebesi olarak Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetlerine gayretle sarılırsa takvaya ulaşır ve gerçek bayrama erişir.

Cenab-ı Allah’tan niyazımız, bizleri bu mübarek Ramazan-ı Şerif ayında Kuran-ı Kerim’i hakkıyla okuyan, anlayan ve hayatına uygulayarak takvaya ulaşan kullarından eylemesidir.

Fahrunnisa Nur

Kaynak: Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili