Kur’an Okumayı Öğrenmenin Yaşı Yoktur

Mahmud Esad COŞAN [1]

مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ فِي شَبِيبَتِهِ اخْتَلَطَ الْقُرْآنُ بِلَحْمِهِ وَدَمِهِ، وَمَنْ تَعَلَّمَهُ فِي كِبَرِهِ وَهُوَ يَتَفَلَّتُ مِنْهُ وَهُوَ يَعُودُ فِيهِ فَلَهُ أَجْرُهُ مَرَّتَيْنِ.

“Men te’alleme’l-kur’âne fî şebîbetihî ihteleta’l-kur’ânu bi lahmihî ve demihî ve men te’allemehû fî kiberihî vehüve yetefelletü minhu ve hüve ye’ûdu fîhi felehû ecruhû merrateyn.”[2]

“Kim Kur’ân-ı Kerîm’i gençliğinde-küçükken öğrenirse, Kur’ân-ı Kerîm onun etine, kemiğine nüfuz eder, her tarafı Kur’ân-ı Kerîm olur. Kur’ân-ı Kerîm’in bereketi, fazileti vücuduna sirâyet eder, içine dışına yayılır. Kim de Kur’ân-ı Kerîm’i yaşlılığında zorluk çekerek, tökezleye tökezleye, kekeleye kekeleye, başından alıp tekrar ede ede öğrenirse o zaman ona ecri iki kat verilir.”

İlmin temeli Kur’ân-ı Kerîm’dir. Kur’ân-ı Kerîm’i öğreneceğiz. Gençsek de öğreneceğiz, yaşlıysak da öğreneceğiz, çocukken de öğreneceğiz. Çocukken öğrenmemişsek, ihtiyarladığımız zaman öğreneceğiz. Başka çare yok, başka kurtuluş yok. En sevaplı yol genç de olsak, yaşlı da olsak Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenmek.

Geçliğinde Kur’ân-ı Kerîm öğrenen kimsenin, Kur’an vücudunun her tarafına karışır. Bu çok güzel bir şey! Demek ki çocuklarımızı küçükken Kur’an ehli olarak yetiştirmeye çalışmalıyız. Ne güzel Ya Rabbi şu hadis-i şerifler, şu dinimiz! Öyleyse çocuklarımızı, daha küçücükken Kur’ân-ı Kerîm bilir şekilde yetiştireceğiz.

Ama küçükken öğrenememiş, öğretmemişler, öksüz büyümüş, dağda büyümüş, ilmin olmadığı, öğretecek kimsenin olmadığı yerde büyümüş. Adam olmuş, yetişmiş, hayatta mücadele etmiş, başarmış, ev bark sahibi, çoluk çocuk sahibi belki torun sahibi ihtiyar olmuş. Bu kişi de Kur’ân-ı Kerîm bilmiyorsa, o da öğrenecek. İşte kim böyle yaşlılığında Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenirken zorluk çeke çeke, tökezleye tökezleye, kekeleye kekeleye ve başından alıp, tekrar ede ede öğrenirse o zaman o kişiye ecri iki kat verilir.

Aferin, her ne sebeple olursa olsun, gençliğinde öğrenemedi ama şimdi yaşlılığında kekeleyerek, zorlanarak okuyor, ama azmi var bırakmıyor. Kur’ân-ı Kerîm’i tekrar tekrar, dönüp dönüp okuyarak; hani başından alıyor yanlış okuyor, bir daha kelimeyi başından alıyor, böyle geri döne döne, tekrar ede ede okuyunca ecri iki kat olur. Neden?

O kadar zorluklara rağmen Kur’ân-ı Kerîm’i seviyor, gene öğrenmek istiyor. İlmin öğrenme zamanı, çağı gençliktir ama, yaşlanmış olmasına rağmen okuyor. Hatırında kalmadığı için tekrar tekrar, dönüp dönüp okuyor. Hafıza yaşlanınca zayıflar. Ama işte Allah da onun ecrini iki kat veriyor. O halde, gençseniz Kur’ân-ı Kerîm’e sarılın, böyle kanınıza, etinize Kur’ân-ı Kerîm’in nuru, fazileti her tarafınıza işlesin.

Ben şöyle biraz tatlıdan filan bahsederek anlatıyorum bazen. Hanımlar evde hamuru alırlar, şerbeti de hazırlarlar. Tavada pişirdikleri hamuru, lokmayı, tulumba tatlısını, neyse artık, onu şerbetin içine atarlar. O hamur güzelce böyle şerbeti alır, çok güzel bir tatlı olur. Halis tereyağı ile filan yapılmışsa, aman efendim sofraya oturanlar beğenir, dua ederler, elinize sağlık, çok güzel olmuş filan derler. Ne oldu? Tatlı tam böyle içine girdi.

Evet, insan çocukken Kur’an’ı ezberledi mi, böyle şerbeti tam içine kadar almış, tatsız kalmamış güzel bir tatlı gibi olur. Kemiğine, etine, kanına Kur’ân-ı Kerîm sirâyet etmiş olur. Genç, çoluk çocuğunuza Kur’ân-ı Kerîm’i çok iyi öğretin.

Yaz ayıdır. Yaz ayında biliyorsunuz güzel bir adet var. Çocuklar yaz okuluna gidiyorlar, Kur’ân-ı Kerîm öğreniyorlar, camiye gidiyorlar. Güzel, peki yaşlandınız? Ümidi kesmeyin, işi bırakmayın, gevşemeyin. Yaşlının da öğrenmesi sevap. “Unutuyorum hocam”. Unutsanız da mükafatınız kat kat oluyor. İki kat oluyor. Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenin.

Demek ki temel ilim Kur’ân-ı Kerîm olduğundan bunu öğrenmekten başlayacak insan. Genç de olsa, yaşlı da olsa öğrenecek.

Kuranimiz.net