Kur'an-ı Kerim'de İrade Terbiyesi

DSC_0443

İrade istemek, dilemek, niyet etmek ve çaba harcamaktır. Allah-ü Teala mahlukatın en şereflisi olarak yarattığı insana, irade kabiliyet ve hürriyetini nimet olarak bahşetmiş ve onu nasıl kullanması gerektiğini de peygamberi ve kitabı vasıtası ile öğretmiştir.

“Doğrusu biz, insanı(kudretimizi gösterelim ve teklifimizle)imtihan edelim diye bir karışım olan nutfeden yarattık da onu(insanı) işiten ve gören bir varlık yaptık. Şüphesiz biz ona,doğru yolu gösterdik. İster şükredici olur(kulluğunun gereğini yapar),isterse nankör.(İnsan suresi 2-3)[1]

“Her kim çabucak geçen bu dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını hemen verir, sonrada onu, kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme koyarız.”(İsra suresi 18)

Her kim himmetinin düşük olması yüzünden amelleriyle sadece dünya hayatını, dünyadaki güzellikleri murad ederse-ki bunu isteyenler kâfirler, fasıklar, riya ehli, münafıklar, dünyalık için hicret edenler ve sadece ganimet elde etmek ve meşhur olmak için cihad edenlerdir-onlara istediklerinden dilediğimizi acilen veririz. Çünkü hikmet herkesin istediği şeyi elde etmesini gerektirmez.

“Kim de ahireti diler ve bir mü’min olarak kendine yaraşır bir çaba ile ahiret için çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.”(İsra suresi 19)

“Kim de ahireti  diler ve bir mü’min olarak ”yani beraberinde şirk ve yalanlama bulunmayan sahih bir iman ile iman ettiği halde-ki aslolan odur-“kendine yaraşır bir çaba ile ahiret için çalışırsa”, her kim de himmetinin yüksekliği sebebiyle ahiret amelleriyle ahiret yurdunu ve oradaki ebedi nimetleri isterse ve bunun için ahiret yurduna layık çaba sarf ederse, işte bunların çalışmaları makbuldür. [2]

Uhud savaşında Müslümanların yaşadığı imtihanlar üzerine inen ayet-i kerimelerden Al-i İmran suresi 145.ayette de Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: ”Allah’ın izni olmadan hiç kimseye ölmek yoktur.(Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır.”Yaşayan bir kimsenin ne vakit ve ne şekilde öleceğini de Allah’tan başka kimse bilmez. İlahi kanunda ölümün sebepleri olarak tanınmış birçok şeyler de vardır. İnsan ecelinin ne olduğunu bilmediği için bunlardan sakınmalıdır. Fakat muhakkak şu bilinmelidir ki bu sakınma ne ilahi iradeyi değiştirir, ne de Allah katında bilinen ve takdir edilmiş olan eceli değiştirir. Şu halde ölüm endişesi, hayatla ilgili kayıtlanmalar, Allah’a karşı olan mühim vazifeleri unutturmamalıdır. Çünkü hayat ve ölümün bizzat dayanağı sırf Allah’ın dilemesidir. Ve bunda kimsenin tesiri yoktur. Fakat hayattan istifade ve hayatın meyvelerini toplayabilme,devşirebilme hususu böyle değildir.Bu husus insan iradesiyle ilgilidir.Bunun için buyruluyor ki,”Ve her kim dünya sevabını isterse(irade ederse),ona dünya sevabından veririz; her kim de ahiret sevabı isterse, ona da ahiret sevabından veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.”[3]

Cenab-ı Hak, Mülk suresi1- 2.ayet- i kerimede de şöyle buyuruyor: ”Mülk(hükümranlık)elinde olan( Allah)yücedir ve O, her şeye kadirdir. O, ölümü ve hayatı, amel ve davranış bakımından hanginizin daha güzel olacağını imtihan etmek için yarattı. O mutlak galip, çok bağışlayandır. ”Dünyaya imtihan için geldiğini bilen Müslüman, daima hesap gününden korkar. Buluğ çağı ile ölüm arası hayatında iğneden ipliğe her şeyin hesabını vereceğini bilir; böylece günlük hayatını, kendi arzu ve heveslerine göre değil, Rasûlullah’ın(sav)’ın önderliğinde, Allah’ın emir ve yasaklarına göre düzenler, amellerin en güzelini yapmaya çalışır.[4]

İnsana verilmiş bulunan irade hürriyeti(aynı zamanda nimeti)ni nereye sarf edip nasıl sonuç alacağını bize öğreten bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber(sav.)şöyle buyuruyor: ”Kim ahireti elde etmeye niyet ederse, Allah ona gönül zenginliği verir.İki yakasını bir getirir.Dünya onun ayaklarının altına serilir.Kim de dünyayı elde etmeye niyet ederse,Allah onu aç gözlü yapar,iki yakasını bir araya getirmez.Dünyalık olarak da sadece kısmetinde ne varsa ona o ulaşır.[5]

Vel-akıbetü lilmüttekıyn (en güzel sonuç günahlardan sakınıp, iradesini Allah ve Resulüne itaat yönünde sarf edenler içindir.)

Fahrunnisa Nur

[1] -Feyzül-Furkan Kur’an-ı Kerim Meali

[2] Ruhu-l Beyan Tefsiri  İsmail Hakkı Bursevi

[3] Hak Dini Kur’an Dili  Elmalılı M.HamdiYazır

[4]Feyzu-l Furkan Kur’an-ı Kerim Meali

[5] Ebu Davud,Zekat 34; Tirmizi,Kıyamet,30


Warning: A non-numeric value encountered in /home/kadinveailex/kadinveaile.com/v2/wp-content/plugins/ultimate-social-media-icons/libs/controllers/sfsi_frontpopUp.php on line 63