Kur’an-ı Kerim Okumak İle İlgili Hadis-i Şerifler*

Şimdi vaad ettiğim hadis-i şerifleri okumak istiyorum sohbetimin sonunda. Kur’an-ı Kerim’in ne kadarda bir okunması gerektiğine dair hadis-i şerifleri okuyayım önce.

Peygamber sav buyuruyor ki:

Râmuzu’l-Ehadis 78/10 (İkrail-kur’âne fî külli şehrin. Kâle: İnnî ecidü kuvveten. Kâle: Fakra’hü fî ışrîne leyleten. Kâle: İnnî ecidü kuvveten. Kâle: Fakra’hü fî aşrin. Kâle: İnnî ecidü kuvveten. Kâle: Fakra’hü fî seb’in ve lâ tezid alâ zâlik!)

Bu Abdullah ibn-i Amr ibnü’l-Âs ra tarafından rivayet edilmiş, Müslim’de, Buhârî’de, Ebû Davud’da olan sahih bir hadis-i şerif. Peygamber Efendimiz bu mübarek râviye, Abdullah ra’a demiş ki: (İkrail-kur’âne fî külli şehrin) “Her ayda bir hatim indir, Kur’an-ı Kerim’i her ayda oku.” (Kâle: İnnî ecidü kuvveten.) “Ben kendimde kuvvet hissediyorum”, daha hızlı okuyabilirim yâ Rasûlallah, kuvvetliyim, daha fazlasını yapabilirim, deyince; (Kâle: Fakra’hü fî ışrîne leyleten) “O halde yirmi günde oku.” buyurmuş Peygamber Efendimiz. (Kâle: İnnî ecidü kuvveh.) “Ben güç yetirebilirim daha hızlı okumaya” deyince, (Kâle: Fakra’hü fî aşrin.) “O zaman on günde oku.” buyurmuş, o zaman günde üç cüz ediyor. (Kâle: İnnî ecidü kuvveh. Kâle: Fakra’hü fî seb’in) “Yedi günde oku.” buyurmuş, yani haftada bir. (Ve lâ tezid alâ zâlike) “Daha da hızlı yapma”, yani yedi günde hatmetmek senin için uygundur, buyurmuş.

Diğer bir hadis-i şerif. O da yine Ahmed ibn-i Hanbel rivayeti, Abdullah ibn-i Amr ra’dan:

Râmuzu’l-Ehadis 78/11  (İkrail-kur’âne fî külli şehrin) “Kur’an’ı bir ayda bitir.” (İkra’hu fî hamsin ve işrîne) “Yirmibeş günde bitir.” (İkra’hu fî hamse aşrete) “Onbeşte bitir.” (İkra’hu fî aşrin) “Onda bitir.” (İkra’hu fî seb’in) “Yedide bitir.” (Lâ yefkahuhû men yakrauhû fî ekalle min selâs) “Üç günden daha hızlı okuyan manasını fehmedemez, derinliğini kavrayamaz.” Çünkü hızlı okuyacağım diye geçer, buyurmuş.

Demek ki üç günden daha hızlı yapanlar artık çok olağanüstü bir şey yapmış oluyorlar.

Sonra buyurmuş ki, Peygamber Efendimiz:

Râmuzu’l-Ehadis 78/13  (İkraul-kur’ane bi’l-hüzni) “Kur’an-ı Kerim’i hüzün ile okuyun, mahzun mahzun okuyun.” (Feinnehû nezele bi’l-hüzn.) “Çünkü o mahzun indi.”

Kur’an-ı Kerim nice nice acı olaylar, mücadeleler, kâfirlerin zulümleri ile karşılaşılarak indi. İmanından dolayı Müslümanlar, sahabe-i kiram ne kadar eziyet çektiler. Hüzünle okunacak yani. Şarkı değil, lâletayin bir mûsıkî parçası değil. Ciddiyetini gösterecek tarzda okumak lazım.

Râmuzu’l-Ehadis 78/15 (İkrau’l-kur’ane bi-lühûni’l-arab ve esvâtihâ) “Kur’an-ı Kerim’i Araplar’ın edâsıyla, sesleriyle okuyun.” (Ve iyyâküm ve luhûne ehle’l-fısk) “Ehl-i fıskın, yani şarkıcıların, defçilerin, çalgıcıların mûsikîsi şeklinde okumayın!” (Ve ehli kitâbeyn) “Ehl-i kitabın kendi kitaplarını okuyuş tarzları var, öyle okumayın!” diye de tavsiye buyurmuş. (Ve seye’cû kavmin min ba’dî) “Benden sonra, asırlar geçtikten sonra, ümmetimin içinden bazı insanlar çıkacak”, (yürecciûne’l-kur’âne tercia’l-ğınâ ve’r-rahbâniyye ve’n-nahv) “Kur’an-ı Kerim’i şarkı okur gibi okuyacaklar; ruhbanların kendi kitaplarını okudukları gibi monoton, yani yeknesak, tatsız bir tarzda okuyacaklar ve bir de ölü ağlayıcılarının feryâd u figânları gibi okuyacaklar.” (Lâ yücâvizü hanâcerahüm meftûnetün kulûbühüm) “Kur’an-ı Kerim onların gırtlaklarından tâ aşağı, gönüllerine, kalplerine geçmez.” Yani sırf ağızdan okuyor, içten okumuyorlar. “Kalpleri fitnelidir.” (Ve kulûbü’llezîne yûcibühüm şe’nehüm) “Ve onların bu okuyuşlarını beğenenlerin de kalpleri, onların da kalpleri fitnelidir.” Fitneye uğramış olacaklardır.

Sonra buyuruyor ki Efendimiz:

Râmuzu’l-Ehadis 78/16  (İkrau’l-kur’âne vebkû) “Kur’an-ı Kerim’i okuyun ve ağlayın!” (Ve in lem tebkû fetebâkev) “Ağlamak gelmiyorsa bile içinizden, ağlıyormuş gibi kendinizi ağlamağa zorlayın!” (Leyse minnâ men lem yeteğanne bi’l-kur’ân) “Kur’an-ı Kerim’i dümdüz okuyan da bizden değildir.”

Kur’an-ı Kerim’i biraz şöyle kendisine mahsus, güzel Kur’an-ı Kerim okuyuşuyla okumak lazım.

Sonra Peygamber sav Efendimiz buyuruyor ki:

Râmuzu’l-Ehadis 253/9  (Teallemü’l-kur’âne vekraûhü verkudû, feinne mesele’l-kur’âni limen teallemehû fekaraahû ve kâme bihî kemeseli cerâbin mahşuvvün misken, tefûhu rîhuhû fî külli mekânin; ve meselü men teallemehû feyerkudu ve hüve fî cevfihî, kemeseli cerâbin ûkiye alâ miskin)

Buyuruyor ki Efendimiz bu hadis-i şerifinde: “Kur’an-ı Kerim’i öğreniniz, okuyunuz ve ondan sonra uyuyunuz.” Yâni Kur’an-ı Kerim’in bir okunması tatlı olacak, yatmadan önce okunacak, ondan sonra uyunacak. “Çünkü Kur’an-ı Kerim’i öğrenen, okuyan ve onun ahkâmına uyan, içi misk kokusu dolu bir dağarcığa benzer, kokusu her tarafa yayılır.” Herkes mest olur, memnun olur. “Ama Kur’an-ı Kerim’i bildiği halde, okumadan uyuyan kimse de, içinde Kur’an-ı Kerim var ama o ağzı bağlı bir misk torbasına benzer.” Yani misk var ama kokusu yok, çünkü ağzı bağlı.

Diğer bir hadis-i şerif, Abdullah ibn-i Mes’ud ra’dan:

Râmuzu’l-Ehadis 253/11 (Teallemü’l-Kur’ane vetlûhü) “Kur’an-ı Kerim’i öğreniniz ve okuyunuz.” (Feinnallâhe câzîküm alâ tilâvetihî) “Çünkü Allah Kur’an okuduğunuz için sizi mükâfatlandıracaktır.” (Bi-külli harfin aşre hasenâtin) “Her harf için on hasene vererek mükâfatlandıracaktır.” (Emmâ ennî lâ ekûlü elif, lâm, mîm harfun) “’Elif, lâm, mîm’ bir harftir demiyorum.” Çünkü harf Arapça’da edat manasına da geliyor. Yani bizim gibi dilde bir a, b, c gibi bir harf manasına da gelmiyor. “Ben, ‘elif, lâm, mîm’ bir harftir demiyorum. Elif bir, lâm bir, mîm bir demek istiyorum.” diye, tek tek her harfine on hasene verileceğini bildirmiş oluyor.

Ve buyuruyor ki:

Râmuzu’l-Ehadis 253/13  (Teallemü’l-kur’âne veselû bihi’l-cennete kable en yeteallemehû, kavmün yes’elûne bihî ed-dünyâ feinne’l-kur’âne yeteallemhû selâsetü neferin racülün yübâhi bihî ve racülün yeste’kilü bihî ve racülün yakrauhû lillâh)

Ebû Saîd el-Hudrî Hazretlerin’den rivayet edildiğine göre, Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: “Kur’an-ı Kerim’i öğreniniz ve onunla Allah’tan cenneti isteyiniz.” Okuyup, yâ Rabbi bana cenneti nasib et, Kur’anını okuyorum, diye. Ne zamandan önce? (Kable en yeteallemehû kavmun yeselûne bihî ed-dünyâ) “Bu Kur’an’ı okuyup da, onunla dünyalık elde etmeye çalışan kavimler ortaya çıkmadan önce”, siz Kur’an’ı okuyun ve cenneti isteyin. -Demek bazıları, Kur’an-ı Kerim’i dünyalık kazanmaya alet edecekler. O olmadan, siz sırf Allah rızası için okuyup, cenneti kazanmayı isteyiniz, buyruluyor.- (Feinne’l-kur’âne yeteallemuhû selâsetü neferin) “Çünkü Kur’an-ı Kerim’i üç kişi öğrenir”, üç tip insan, üç cins insan öğrenir: (Racülün yübâhi bihî) Birincisi, “Onunla iftihar edip, böbürlenmek için öğrenen insan.” Yani, ben Kur’an biliyorum diye tavır koyup, fiyaka satan, ilmiyle böbürlenen; bu makbul değil. (Ve racülün yeste’kilü bihî) İkincisi “Kur’an-ı Kerim’le yiyen, geçimini sağlayan.” Yani dünyalığını sağlayan kimse; bu da makbul değil. Yaptığı iş günah. (Ve racülün yakrauhû lillâh) Üçüncüsü “Sırf Allah rızası için okuyan.” Rabbim bana ne öğretmiş, ne emir buyurmuş, ben onu tutayım diye ihlâsla okuyan… İşte öyle ihlâsla okuyan kimselerden olmaya gayret etmemiz lazım!

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki:

Râmuzu’l-Ehadis 253/8  (Teallemü’l-Kur’ane ve allimûhü’n-nâs.) “Kur’an-ı Kerim’i hem kendiniz öğrenin, hem de insanlara öğretin.”

Demek ki sizler ve bizler, sevgili izleyiciler, hem kendimiz öğreneceğiz; hem de çoluk çocuğumuza, hükmümüz altında olan insanlara Kur’an-ı Kerim’in okunuşunu öğreteceğiz. Bir de anlamını, ahkâmını, tefsirini öğreneceğiz ki, mûcebince amel edelim. Allah-u Teâlâ Hazretleri ne buyurmuşsa, buyruğunu tutalım. Neden yasaklamışsa, yasakladığından kaçınalım. Böylece rızasını alalım, cennetine girelim, rıdvân-ı ekberine vâsıl olalım.

Böyle bir niyetle tefsir derslerine, Kur’an-ı Kerim’in izahı sohbetlerine başlamış olduk. Allahu Teâlâ Hazretleri itmâmını nasib eylesin. Çok ciddi bir işe başladık, yardımcımız olsun. Aczimize, kusurumuza rağmen sevabını umarak bu işe giriştik. Siz de sevabını umarak dinleyin ve öğrendiklerinizi uygulayın. İnşallah önümüzdeki derslerde eûzü-besmele’den başlayarak, Fâtihâ’dan başlayarak sırasıyla Kur’an-ı Kerim’in izahını yapalım.

Siz de kaydedin. Hem bantlarınıza, şeritlerinize kaydedin. Ses olarak bulunsun. Çünkü koyduğunuz zaman seyahatte, iş yerinizde bir taraftan iş yapar, bir taraftan seyahat eder, bir taraftan dinlersiniz. Hem de önemli, can alıcı noktalarını, sizin için mühim olan, mühim gördüğünüz kısımlarını not alırsanız; ben şunu yazayım da, hatırımda kalsın da, uygulayayım diye, onlardan da büyük sevaplar alırsınız.

Böylece inşallah bütün izleyiciler sayısınca, Türkiye sayısınca, Türkçe bilenler sayısınca Kur’an ehli insanlar çoğalır. Dinimiz kuvvetlenir, yayılır. Allah’ın dini cihana hâkim olur. Allah’ın dini hâkim olunca, ilim, irfan, ahlak, merhamet, insanlık hâkim olur. İnsanlar, âlem-i İslâm, hatta bütün cihan, bütün insanlar böylece saadete ererler.

* Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan, AKRA FM, Tefsir Sobeti,  6 Ekim 1998 (Bir bölümü)