Kur'an-ı Kerim Kıssalarının Gaye Ve Özellikleri

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimizin bize beyan ettiği, misal olarak verdiği kıssaların gayeleri kısaca ”Kur’an’ın indiriliş maksatlarını gerçekleştirmektir ”şeklinde özetlenebilirse de biraz daha tafsilata gidilerek şu hususlar üzerinde durulabilir:

1-Hz.Muhammed (s.a.v.)in nübüvvetini ispat etmek.

Bilindiği gibi ne Hz. Peygamber ne de kavmi, geçmiş peygamberlerin ve ümmetlerinin durumlarını bilmiyorlardı.

“(Ey Muhammed)İşte bu,(Yusuf kıssası)sana vahyettiğimiz, (senin görüp bilmediğin) gayb haberlerindendir. Onlar(Yusuf’a yaptıkları)işlerde ittifak edip hile ve düzen kurarlarken sen onların yanında değildin.”(Yusuf suresi 102)

İşte Hz. Peygamber(s.a.v.)in bu ve benzeri ayet-i kerimelerdeki kıssaları bilmediği halde Kur’an vasıtasıyla doğru bir şekilde anlatması onun, Allah’ın vahyine mazhar olduğunun en büyük delilidir.

2-Hz.Peygamber’i ve mü’minleri teselli etmek.

Hakka davet meşakkatli bir yoldur. Bütün peygamberler bu yolda çeşitli zorluklarla karşılaşmışlardır. İşte Yüce Allah önceki peygamberlerin kıssalarını inzal ederek peygamberini teselli edip azmini ve iradesini güçlendirmiştir. Tabiatıyla Resulullah(s.a.v.)’ı teselli eden bu kıssalar aynı zamanda, imanları nedeniyle yurtlarından çıkarılan, her türlü sıkıntı ve baskıya uğrayan mü’minleri de teselli etmiştir. Ve kıyamete kadarda bütün mü’minler için güç ve teselli kaynağı olmaya devam etmektedir.

3-Muhatapları düşündürmek ve ibret almalarını sağlamak.

Bu husus Yusuf s.111;Hıcr s.75;Hacc s.46.cı ayet-i kerimelerde çok açık bir şekilde ifade edilmiştir.

Görebildiğimiz kadarıyla Kur’an kıssaları, iyilik ve kötülüğün çatışmasını konu edinmektedirler. Bu çatışmada kıssalar, hem iyilerin hem de kötülerin duygu ve düşüncelerini yansıtarak, iyiliğin hak, kötülüğün batıl olduğunu gösterirler. Her fert Kur’an kıssalarında kendi konumuna ve karakterine uygun bir örnek seçebilme imkânına sahiptir. Dolayısıyla mü’min insan bu kıssaları okuduğu zaman orada anlatılan iyileri takdir edip onlara benzemek, kötülerden ve işlerinden nefret edip onlar gibi olmaktan sakınmak ister. Zira kıssalarda toplumlar çeşitli özellikleri ile sadece tarihin uzak bir köşesinde yaşamış birer kavim değil, örnekleri her zaman bulunabilecek birer tip olarak arz edilmişlerdir.

4-İnsanlık tarihi boyunca gönderilen peygamberlerin aynı davayı; Allah’ın varlığını ve birliğini tebliğ edip insanlığı şirkten uzaklaştırmaya gayret ettiklerini, kısacası İslam’ın evrenselliğini ortaya koymak.

Enbiya s.92;A’raf s.59, 65, 73, 85. ayetleri bu hususa açıkça işaret etmektedirler.

Kur’an-ı Kerim ilahi mesajı muhataplarına ulaştırmak için tarihi olayları araç olarak kullanmıştır. Bu yüzden tarihi malumatı şahıs, zaman ve mekân unsurlarından mümkün olduğunca soyutlayarak etkileyici ve çarpıcı bir şekilde sunmayı hedeflemiştir. Diğer bir özellik ise Kur’an’da Yusuf(a.s.) kıssası hariç, kıssalar bütün olarak verilmemiş, aksine parçalar halinde zikredilmiştir. Kur’an, kıssayı hangi maksatla zikretmek istiyorsa hadisenin sadece o miktarını vermektedir.Bu yüzden bazen bir kıssanın bir bölümü ile diğer bölümü arasında büyük zaman atlamaları olmuştur.Meryem s.7ve12.ayetlerde olduğu gibi; Yahya(a.s.)’nın doğumu müjdelenir hemen akabinde peygamber olduğu bildirilir. Yani Yahya(a.s.) doğmuş, büyümüş, peygamber olmuştur; bütün bu safhalar atlanmıştır. Zira Kur’an’ın amacı safhaların ayrıntılarını anlatmak değildir.

Kıssalar çok defa Kur’an-ı Kerim’de tekrar edilmiştir. Mesela Âdem, Nuh ve Musa (a.s.) ile ilgili bazı kıssalar birkaç defa tekrarlanmıştır. Aslında tekrar gibi görünen hususlar, surenin genel havası ve bağlam münasebetiyle her seferinde değişik ayrıntılar eklenerek farklı üslupla ele alınmıştır. Bir kıssa birkaç yerde değişik açılardan ele alınarak tekrar edilmiştir. Ancak her zikredilişin farklı bir münasebeti vardır.[1]

Sonuç olarak, insana yaşanmış olayların gösterdiği kadar hiçbir şey gerçeği gösteremez. Buna dayanarak, geçmiş milletlerin tevhid-şirk, ilim-cehalet, kuvvet-zaaf, şeref-zillet durumlarını ve bunların sebeplerini Kur’an-ı Kerim kıssaları ışığında, rehberliğinde iyice incelersek, bizlerde mevcut olan iyi veya kötü davranışlarımıza elbette tesir edecektir.[2]

Fahrunnisa Nur

[1] Doç.Dr.Muhsin Demirci,Tefsir Usulü

[2] Prof.Dr.İsmail Cerrahoğlu,Tefsir Usulü