Kur’an-I Kerim İle İlgili Bilgiler (4)*

(Sebeb-i Nüzul/ Hatim Etmek)

Ayetler, bir takım olaylar, hadiseler üzerine nâzil olmuştur. Yâni ayetin tarihini bilmek bakımından, ne oldu da onun üzerine ayet indi? Bunları bilmekte büyük fayda vardır. Bu işin sebeplerine esbâb-ı nüzûl denir. Yâni ayetin iniş sebebi.

Âlimler, Kur’an-ı Kerim’in anlaşılmasında fevkalade faydalı olan bu bilgileri dikkatle toplamışlardır. İslâm tarihi içinde, Kur’an tarihinin bir bölümüdür bu esbâb-ı nüzul. Bu konuda büyük müstakil eserler yazmışlardır. Müfessirler de ayetin hangi sebeple indiğini anlatmışlardır.

Tabii ayetin özel bir sebeple, bir hadise üzerine inmiş olması hükmünün genelliğini engellemez. Yani hüküm umumidir, çünkü emir umumidir. Ama şu olay üzerine inmiştir deyince, daha iyi anlaşılır Kur’an-ı Kerim ve bazen de yanlış anlama engellenir.

Nitekim Ebû Eyyûb el-Ensârî Efendimiz’in de bulunduğu bir savaşta kahramanlardan bir tanesi düşmana saldırdı, çarpıştı çarpıştı, şehit düştü. Arkadan bakanlar da dediler ki: “Bak bu kendisini doğrudan doğruya tehlikeye attı. Kendisi şehit oldu. Hâlbuki Kur’an-ı Kerim’de (Velâ tülgû bi-eydîküm ile’t-tehlükeh)‘Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın!’ buyruluyor.” deyince Ebû Eyyub El-Ensârî, -hem vahiy kâtibi, hem hâfız, hem Peygamber Efendimiz’in mescidinde imamlık yapmış, hem Medine valiliği yapmış büyük zât olduğu için- hemen bu yanlışlığı düzeltti. Dedi ki: “Ey insanlar, ey cemaat! Biz Peygamber Efendimiz zamanında bu ayetten bu manayı çıkartmıyorduk. Bu ayet-i kerimenin baş tarafında, ‘Mallarınızı Allah yolunda sarf edin!’ buyuruluyor. Onları cimrilik yapıp, elinizi sıkıp da hayırdan, hasenattan geri bırakmayın; böylece kendinizi, malınızı Allah yoluna vermemek sûretiyle tehlikeye atmayın; çünkü o Allah yoluna sarf edilmeyen mallar, cehennemde kızdırılıp insanların yüzlerine, yanlarına, sırtlarına yapıştırılıp öyle azap görecekler.” diye izah verdi.

Demek ki iniş sebepleri hakkında bilgi sahibi olmak, ayetin kelimelerinden çıkabilecek başka anlamları engellemekte faydalıdır. Onlar önemlidir. Onun için müfessirler onları yazmışlardır.

Kur’an-ı Kerim’in sayfa çerçevesinin, yazı çerçevesinin dış tarafında, yanında bazı güzel işaretler vardır, süslü. Bunlar neyi gösterir? Cüz başlarını gösterir. Kaçıncı cüzün başlangıcı orada yazar. Veya cüzün içindeki bölümlenmeleri, rubu’ları yâni çeyrekleri gösterir. Bir de secde ayetlerini bildiren işaretler vardır. Orada (سجدة ) secde diye yazar. İçerde de secdenin sebebi olan ibareler çizgiyle belirtilmiştir. Bunlara dikkat etmek lâzım. O secde ayetlerinde secde etmek gerekiyor. Kur’an-ı Kerim’in yazısı, görünüşle ilgili bu bilgileri bilmek lâzım geliyor. Kur’an-ı Kerim’in incelikleri.

Kur’an-ı Kerim okunması lâzımdır. Kur’an-ı Kerim’in okunması çok lüzumludur. Müslümanlar için büyük bir ibadettir. Çok yüksek bir zikirdir. Kur’an-ı Kerim’i okumak zikirdir ve çok sevaplıdır. Peygamber SAS Efendimiz bu hususta pek çok teşviklerde bulunmuştur. O hadis-i şeriflerin bir kısmını okumak istiyorum. Ama önceden söyleyeyim, Kur’an-ı Kerim’in yüzüne bakmak bile sevaptır. Yani insan okuma bilmese bile, bu Allah’ın kelâmıdır diye yüzüne baksa, sevap kazanır. Biliyorsunuz, herhalde, aşiret reisiymiş ama okuma yazma bilmiyormuş Osman-ı Gazi Hazretleri. (Osman Gazi diyoruz ama gazinin sıfat olması dolayısıyla “Osman-ı Gazi” demek lazım!) Osman-ı Gazi Hazretleri, Şeyh Edebâlî’nin evine misafir gidince, duvardaki şeyi sormuş.

-Nedir bu duvardaki asılı duran?

Demişler ki:

-Bu Allah’ın kelâmı, Kur’an-ı Kerim.

Onun üzerine, gece sabaha kadar el pençe divan durup uyumamış. Ama onun sebebiyle, bu edebi Allah’ın hoşuna gittiği için bir rüya görmüş: Göbeğinden bir ağaç çıkıyor, dalları gökyüzünü tutuyor; kocaman bir şey. Efendim böyle bir rüya gördüm, deyince; senin neslinden çok büyük bir devlet meydana gelecek ve cihana hâkim olacak, diye rüyayı tabir eylemiş Şeyh Edebâli. Yani Kur’an-ı Kerim’e saygının çok faydası var.

Yerde bir kâğıtta “Allah” adı yazılıymış, yerde onu görmüş eşkıya, yol kesen harami. Bu Allah’ın kelâmı, basılmasın üzerine diye almış o kâğıdı yerden, yıkamış, bir uygun yere, bir duvar deliğine, kovuğuna koymuş. O gece, “Sen bizim ismimize hürmet eyledin. Ben de senin cismini mübarek eyledim. Sana iman nasip eyledim!” diye Allah-u Teâlâ Hazretleri’nden böyle bir hitaba mazhar olmuş. Rüyada böyle bir iltifat görünmüş kendisine. Ondan sonra da büyük bir evliya olmuş.

Yani Kur’an-ı Kerim’i sevmek, Allah’ın ismini sevmek, hürmet etmek dahi insana çok sevap kazandırır. Kur’an-ı Kerim’in yüzüne bakmak çok sevaplıdır. Sırf yüzüne baksa bile sevap kazanır insan. (Babasının yüzüne, anasının yüzüne baksa sevap kazanır. Kur’an-ı Kerim’e baksa sevap kazanır. Kâbe-i Müşerrefe’ye baksa sevap kazanır. Saygıyla, sevgiyle, muhabbetle, bu bana dinimi öğretiyor diye, hocasının yüzüne baksa sevap kazanır. Deryaya baksa, denizin enginliğini düşünüp “Sübhânallah, tebârekâllah” diye Allah’ın birliğini düşünse, sevap kazanır.)

Kur’an-ı Kerim’in değil okunması, bakılması bile sevaptır. Ama okunduğu zaman, sevap çok daha fazla olur. Hatta Allah-u Teâlâ Hazretleri her harfine on hasene verir. Peygamber Efendimiz diyor ki: “On sevap almak kelime için değildir. Elif lâm mim denildiği zaman; elif’e on, lâm’a on, mim’e on…” Yâni her harfine onar hasene veriliyor. Hasene de büyük sevap. Allah, insanın bir hasenesini lütfuyla, keremiyle kabul ederse, o sebeb-i duhûl-u cennet olur. O bakımdan Kur’an-ı Kerim tilâvet ve kıraatine (Tilâvet-i Kur’an, Kur’an-ı Kerim okumak; kıraat, o da okumak. İkisi de kullanılıyor) çok önem vermemiz lâzım ve okumaya müdâvim olmamız lâzım. Harflerini öğrenip okumamız lâzım.

Kur’an-ı Kerim okunurken tertîl ile okunur. Tertîl ile okumak Kur’an-ı Kerim’in kendine mahsus bir güzel edâ ile okumaktır. Sahabe-i kiram öyle okumuşlardır. Peygamber Efendimiz öyle okumuştur. Yani Kur’an-ı Kerim düz bir konuşma gibi, bir nutuk gibi okunmaz. Bir güzel edâ ve sedâ ile okunur.

Lahn-i Arab üzere okunması, yani Arap’ın üslûbuna, şîvesine göre okunması, hüzünle okunması; ehl-i kitâbın kendi kitaplarını okudukları gibi değil de, daha böyle bir ciddi, vakarlı, dokunaklı şekilde okunulması, hatta okunurken ağlanması tavsiye buyrulmuştur.

Kur’an-ı Kerim’in başından okunup sonunda bitirilmesine, (yani 114 tane sûre vardır, 114 sûreyi okuyup, Fâtiha’dan başlayıp Kul eûzü birabbin-nâs’de bitirmeye) hatim denilir. Hatim mühür demek. Yani bir şeyi seriyi, diziyi tamamlayıp, sonra onu bağlamak, mühürlemek manasına geliyor. Kur’an-ı Kerim’in hatmi çok sevaptır.

Peygamber (sav) (İnde külli hatmetin da’vetin müstecâbeh) buyurmuştur. “Hatim indirildiği zaman yapılan dualar makbul olur.”(1) diye bir müjdedir bu. Onun için, o zaman el açıp hatim duası yapıyoruz. Çünkü o zaman dualar makbul.

Kur’an-ı Kerim’in hatmini tavsiye etmiştir Peygamber Efendimiz. Bu hususta tavsiyeleri, mesela her ayda bir hatim indirilmesi tavsiyesi vardır. Kur’an-ı Kerim bizim bölümlememizde otuz cüz olduğuna göre, her gün bir cüz okumak demektir. Arabî aylara göre 30 gün çeken aylarda otuz günde, 29 gün çeken aylarda da en sonuncuda iki cüz okuyarak otuz günde bitirmek olabilir. 25 günde bitirilsin tavsiyesi vardır. Adamına göre, 20 günde bitirilsin, 15 günde bitirilsin, 10 günde bitirilsin, diye tavsiyesi vardır. Yedi günde bitirme hızlı okuyabilen bazı hafızlar için güzel bir usuldür. İşte o zaman, bir günde okunan miktara menzil deniliyor. Hint baskıları, Pakistan baskıları bu yedi günlük yerleri işaret etmişlerdir. Çünkü onlarda buna riayet eden âlim çok. Sonra üç günde okuma vardır. Yani bir günde on cüz okuyarak. Ondan daha hızlı okumayı Peygamber Efendimiz manası anlaşılmaz diye, yani takip edilemez diye tavsiye buyurmamıştır.

Ama menakıptan biliyoruz, Bayezid-i Bistâmî Hazretleri (ks) otuz yıl yaya haccetmiş, her gün de bir hatim yapmış. Günde bir hatim yapacak kadar hızlı okuyabiliyor. Bizim Şeyh Ömer Ziyâeddin Efendimiz Hazretleri de… -Gümüşhânevî tekkesinden- (Rahmetli Yusuf Ziyâ Binatlı, profesör, onun oğluydu. Hepsi nur içinde yatsın, makamları âlâ olsun. Yusuf Ziya Binatlı, açık öğretimde hukuk dersleri veren bir profesör. Hafızdı rahmetli.) Ömer Ziyâeddin Efendi altı saatte hatmedermiş. Yani altı saat, çok hızlı bir şekilde okuyarak hatmedermiş. Yusuf Ziya Bey de sağlığında anlatmış idi. Böyle gözünü kapattığı zaman, Kur’an-ı Kerim’in sayfası gözünün önüne gelirmiş. Kur’an-ı Kerim’i ayet ayet, aşağıdan alıp yukarıya doğru geri geri bile okuyabilecek kadar kuvvetli hafızdı.

Biz şimdi ne yapalım? Sayın dinleyicilerim, izleyicilerimiz, seyircilerimiz ne yapsın, denilecek olursa; ben diyorum ki, bunlardan ibret alalım, utanalım, kendi halimize bakalım. Hiç olmazsa Kur’an-ı Kerim’in günde bir sayfasını okuyalım. Bu bir sayfasını okurken de manasını, mealini meal kitaplarından, tefsir kitaplarından takip edelim. Böylece hiç olmazsa bir senede bir hatim tamamlayalım diye tavsiye ediyorum.

Allah-u Tealâ Hazretleri içimize aşkını, şevkini versin. Kur’an-ı Kerim’e saygı ve sevgi versin. Kur’an-ı Kerim’e sımsıkı sarılarak güzelce okumayı, ahkâmını anlamayı, ahkâmına uymayı nasip eylesin.

 

* Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan, AKRA FM, Tefsir Sobeti,  6 Ekim 1998 (Bir bölümü)

(1) Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi, Ramuzu’l-Ehadis, s.320/6