Kur’an-ı Kerim ile İlgili Bilgiler (1)*

Kur’an-ı Kerim, yeri göğü yaratan, insi cinni var eden, âlemlerin rabbi Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin kelâm-ı kadîmidir. Bu bakımdan son derece önemlidir, konu son derecede ciddidir.

Allah-u Teâlâ Hazretleri lütfuyla, keremiyle, rahmetiyle, insanoğlunu yarattığı zamandan beri rehbersiz, irşadsız bırakmamıştır. İlk insan Âdem as, aynı zamanda ilk peygamberdir. Asırlar boyunca insanoğulları var oldukça, yaşadıkça, onlar doğru yolu görsünler, bulsunlar, iyi kulluk yapsınlar, birbirleriyle insani münasebetleri güzel olsun, hem dünyaları hem ahiretleri mamur olsun diye; Allah-u Teâlâ Hazretleri nice mübarek kullarını, seçkin kullarını, yüksek kullarını, pür-nur kullarını peygamber göndermiştir.

Bu peygamberlerin evveli Hz. Âdem atamız as’dır. İbrahim as, o peygamberlerin tanıdıklarımızdan, Kur’an-ı Kerim’de hakkında bilgiler verilen mübareklerinden birisidir. Nuh as, sevdiğimiz peygamberlerimizden bir tanesidir. Musa as, Harun as sevdiğimiz peygamberlerdendir. İsa as, sevdiğimiz peygamberlerdendir. Bu peygamberlerin sonuncusu ahir zaman peygamberi, efendimiz, serverimiz, önderimiz Muhammed-i Mustafa sav’dir.

İslam o kadar güzel ki, bütün insanlığı kucaklıyor. Bütün insanların büyük çoğunluğunun inandığı mübarek kimselerin mübarek olduğunu, kutsal olduğunu, iyi olduğunu bildiriyor ve biz onları seviyoruz. Ne kadar güzel! Musa as’ı seviyoruz, İsa as’ı seviyoruz; Musa as’a indirilen vahiylere, İsa as’a indirilen vahiylere iman etmişiz. Ne kadar güzel!…

Ama başka dinlerin mensupları hem birbirleriyle çekişme içindeler, hem de bizim peygamberimize inanmadıkları için çok büyük bir hata işlemiş oluyorlar. Çünkü Âdem as’ı yaratan ve asırlar boyu nice peygamberler gönderen Allah-u Teâlâ Hazretleri, en son peygamber olarak, ahir zaman peygamberi olarak Peygamber-i zî-şanımızı göndermiş ve bundan önceki peygamberlere inen melek O’na da inerek, vahiy yoluyla Allah’ın emirlerini, yasaklarını getirmiştir.

İşte bu çeşitli vahiy şekilleriyle, Cebrail as vasıtasıyla, peygamberimiz ahir zaman nebisi Muhammed-i Mustafa sav Efendimiz’e de Kur’an-ı Kerim’i cedde cedde, Arapça tabiriyle nücûmen, yani zümre zümre, küme küme, 23 yılda, Allah-u Teala Hazretleri indirmiştir. Bugün bizim kullandığımız miladi tarihe vuracak olursak, 610 tarihinden Efendimiz’in vefat ettiği 632 tarihine kadar, Kur’an-ı Kerim’in inmesi devam etmiştir. Böylece vahyin şiddetine dayanılması, Efendimiz’in gönlünün kuvvetlenmesi, hükümlerinin, konularının iyi anlaşılması, ayetlerinin ezberlenmesi ve hayata geçirilip uygulanması da kolay olmuştur. 23 yılda indirilmesi büyük bir hikmettir.

Tabii hemen hatırlatalım, 610’la 632 arası 22 eder ama miladi sene ile hicri sene arasında fark olduğundan, birisi 365 gün diğeri 354 gün olduğundan, 11 günlük fark böyle senelerce birikince, ikisi arasında yıl farkı meydana getiriyor. Hicri 23 yılda indirilmiş, yani Peygamber Efendimiz’e 40 yaşında peygamberlik gelmiş, 63 yaşında irtihâl-ı dâr-ı beka eyleyinceye kadar vahiy devam etmiştir.

Biliyorsunuz vahiy denilen olay, başkalarının da görebildiği, hissedebildiği, insanın duyularını zorlayan şiddetli bir olaydır. Bir kere, vahiy geldiği zaman Peygamber sav Efendimiz’e, arı vızıltısına benzeyen bir ses duyulurdu. -Bunları bilmek önemli, zamanımızın insanları bunları daha iyi anlarlar.- Peygamber Efendimiz’e değişik bir hal gelirdi. Terlerdi, mübarek terleri anlında boncuk boncuk görünürdü. Meselâ devenin üzerinde iken vahiy gelse, deve bu vahye dayanamaz ve çökmek zorunda kalırdı. O dayanıklı, kuvvetli çöl hayvanı deve yere çökerdi.

Bir başka olay benim dikkatimi çekmiştir. Peygamber Efendimiz ashabı ile topluca sıkışık bir vaziyette otururken vahiy geldi. O zaman Peygamber Efendimiz’in dizinin değdiği bir kişi çok ızdırab çekti ve sanki dizi ezilecek, dağılacak, parçalanacak gibi oldu. Yani bu vahiy denilen, Allah-u Teâlâ Hazretleri’nin Cebrail as ile Peygamber Efendimiz’e gönderdiği ahkâmın gelişi, böyle çevreyi de etkileyebilen bir şekilde olurdu, görülebilen bir şekilde olurdu.

* Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan, AKRA FM, Tefsir Sohbeti, 6 Ekim 1998 (Bir bölümü)