Kulluğun En Güzel Nişanesi Ahde Vefa (1)

Nedir ahde vefa?

Ahd, sözlükte, fiil olarak “bir şeyi korumak, bir şeyin yerine getirilmesini emretmek, her durumda muhafaza etmek, talimat vermek, söz vermek, tavsiye etmek” anlamlarına geldiği gibi, isim olarak da, “yemin, mîsâk, emir, talimat, taahhüt, antlaşma, yükümlülük, itimat veren söz, vasiyyet, eman, zimmet, yemin” anlamlarında kullanılır. Ahid, kayıt altına alınmış sözlü veya yazılı sözleşme demektir. Dikkate alınıp uyulması gereken sözlere ve belgelere ahid denir. Akid kelimesi de aynı mânâyı taşımaktadır. “Vefâ” ve “îfâ” ise ahdin îcâbını bütünüyle yerine getirmektir.

İki taraf arasında yapılan sözleşmelere de ahd ve ahidleşme denir. Ahidleşmenin insanlar arasında inşa edilen biçimine “muâhede” denir. Yemin, ahdin dinî yönünü, söz verme ise, ahlâkî boyutunu ihtiva eder

Sözünde durmak, verdiği sözlere bağlı kalmak, özü ve sözü doğru olmak” gibi anlamları içine alan ahde vefa veya kısaca vefa, İslâm ahlâkının en önemli prensiplerinden biridir.

 

Allah ile İsrâiloğulları arasında yapılan ahdin hükümlerini muhtevi olduğundan dolayı, Yahudi ve Hıristiyan kutsal kitaplarına Ahd-i Atîk ve Ahd-i Cedîd denilmiştir.

 

Kur’ân’da Ahit Kelimesiyle Eş Anlamlı Olarak Kullanılan Terimler

 

1) Mîsâk:

Bu sözcük, Kur’an’da 25 yerde geçer. Mîsâk, güvenmek ve inanmak anlamındaki “sika” kökünden türemiş bir isimdir. Terim olarak ise, “yeminle pekiştirilerek verilen söz” anlamında olup ahitten daha kuvvetlidir. Kur’an, bu kavramla, Allah’la kulları arasındaki antlaşmayı anlatır.

2) Yemîn:

Kur’an’da çokça geçen bir kavram olup, “sağ el, âzâ, bereket, güzel mevki, güç, kuvvet, kasem, ant, mîsâk, yaralayıcı” gibi oldukça zengin anlama sahiptir. Terim olarak ise, kişinin bir haberi kuvvetlendirmek veya bir işi yapıp yapmamak hususundaki azim ve iddiaya güç vermek için Allah’a ant ya da boşama ve köle azadı gibi bir şeye bağlamak suretiyle akit etmesi anlamındadır.

3 ) Akt:

Çeşitli türevleriyle Kur’an’da 7 yerde geçen bu kavram, “bağlamak, düğümlemek, bir şeyi diğerine sağlamca tutturmak, sağlamlaştırılmış sözleşme, ipi bağlamak, alış-verişi bitirmek, taahhütte bulunmak” gibi anlamlara gelir. Bu sözlük anlamı aynı zamanda terim anlamını da içerir. Çoğul formu “ukûd”dur.

4 ) İll ve Zimmet:

Bu terimler, iki âyette birlikte kullanılmaktadır. İll ve zimmet sözcükleri “ahd, yakınlık, yemin, antlaşma, ittifak, eman, hak, hürmet” gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise, “bir sözleşmeden ya da kan bağından doğan ve her iki tarafı birbirini koruma yükümlülüğü altına sokan bir bağlanmayı” ifade etmektedirler. Sözcüklerin geçtiği âyetlerde “ant ve antlaşma” anlamına gelmektedir.

Kuran’da ahde vefa ile ilgili ayetler

Kuran-ı Kerim’de ahde vefa ile ilgili birçok ayet vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

(Ey ibadet edenler!) İyi ve erdemli olmak (yalnızca) yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir.(1) Fakat iyi ve erdemli (muttakî) kişi; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, Kitab’a (Kur’an’a) ve peygamberlere inanıp malı(nı), sevgisine rağmen (Allah rızası için) akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda/sokakta kalmışlara, dilenenlere ve boyunduruk altında bulunanlara (kurtulmaları için) veren, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, ahitleştiği zaman sözlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşın şiddetlendiği anda sabredendir. İşte (imanlarında, yaptığı iyilik ve taatta) doğru olanlar onlardır. Ve takvâya erenler de onlardır. (BAKARA: 177)

 

” Ey iman edenler! (Allah’a iman akdinizin gereğini ve insanlarla yaptığınız) sözleşmeleri yerine getirin….”

 

(Sözleşme, toplumda sosyal ve hukûkî bir konudur. Devletler, hükümetler ve halk birbirlerine hak ve vazifeleri bakımından bir sözleşme içindedirler. Ancak, Allah’ın emrine uygun olarak bu yerine getirilmekle toplumda sosyallik, hukûkîlik ve yükselme olur. Aynı zamanda Allah’a iman etmek de O’nunla yapılan bir sözleşme (akit)dir. Buna bağlılık da O’nun emirlerine/Kur’an’ın hükümlerine bağlılıkla olur.) (MAİDE: 1)

” Ancak antlaşma yaptığınız müşriklerden, size karşı (bu sözleşmeden) hiçbir şeyi eksik yapmayan ve aleyhinize hiç kimseye arka çıkmayanlar (bu hükümden) hariçtir, onlara müddetleri (bitinceye) kadar antlaşmalarını tamamlayın (iptal etmeyin).Çünkü Allah, (ahdi bozmaktan) sakınanları sever.” (TEVBE: 4)

” O (sözünden dönen) müşriklerin, Allah katında ve Resûlü yanında nasıl (geçerli) bir antlaşmaları olabilir?! Ancak, Mescid-i Haram yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınız hariçtir. Onlar size (karşı ahitlerinde) dürüst davrandıkça, siz de onlara dürüst davranın. Allah muttakîleri (emirlerine uyan ve hainlikten sakınanları) sever. ” (TEVBE: 7)

(İşte) onlar; Allah’ın (Rabliğini kabul ve O’na kulluk)    ahdini yerine getirenler ve antlaşmayı bozmayanlardır.” (RAD: 20)

“Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’ın (huzurunda verdiğiniz) ahdinizi yerine getirin. Yeminleri, Allah’ı kendinize kefil yaparak sağlamlaştırdıktan sonra bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.”  (NAHL: 91)

“Allah’a verdiğiniz sözü, az bir değere (yani dünyalığa) satmayın. Eğer bilirseniz, ancak Allah’ın katında olan sizin için daha hayırlıdır.” (NAHL: 95)

   “Yetim malına da ergenlik çağına erişinceye kadar, ancak (o malı geliştirmek gibi) en güzel bir durum olmadıkça yaklaşmayın. Verilen sözü de yerine getirin, çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.” (İSRA: 34)

”(Resûlüm!) Sana (samimiyetle) biat edenler (ölünceye kadar sana bağlılığa ve İslâm uğrunda savaşmaya söz verenler) ancak Allah’a biat etmiş olurlar. Allah’ın (kudret) eli onların ellerinin üstündedir. Artık kim (bu bağlılığı) bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah’a söz verdiği şeyi yerine getirirse, O da ona büyük bir mükâfat verecektir. ”  (FETİH: 10)

   Bu söz vermeye “Rıdvan biatı” denilir ki, Hicretin altıncı yılında, Hudeybiye’de 1400 sahabî ile yapılmıştır. Resûlullah (s.a.v.) hicrî altıncı yılın Zilhicce ayında Hudeybiye’den dönmüş ve Muharrem’in ilk haftasında Hudeybiye ashâbı ile birlikte Hayber’i fethetmişti.

 

AHİD ÇEŞİTLERİ

1 ) Allah ile yapılan ahid

2) Rasulullah ile olan ahid

3).Kullar arasındaki ahid

4) Kulun kendisiyle olan ahdi

 

Allah (c.c.) Hz.leri ile yapılan ahid elest bezmindeki sözleşmedir. Şu ayet-i kerime ile bildirilmiş Allah (cc) a verilmiş bir söz vardır. Kalu belada verilen sözdür bu.

 

”(Resûlüm!) Hani Rabbin, Âdemoğulları’ndan, onların (gelmiş gelecek) zürriyetlerini, sırtlarından (sulplerinden zerreler halinde) al(ıp çıkar)mış ve onları, kendilerine şâhit tutarak: “Ben sizin, Rabbiniz değil miyim?” (demişti.) Onlar da: “Evet (Rabbimizsin), şâhit olduk.” demişlerdi. (Bu da dünyada kâfirliğe sapıp da) kıyâmet gününde: “Biz bundan habersizdik.” dememeniz içindir.” (ARAF: 172)

Biz Allah’la ahdetmişiz, ‘Sana iyi kulluk edeceğiz!’ demişiz. Bu ahdimize riayet etmezsek olmaz. Ahit bozulmuş olur, sözünde durmamak olur. En büyük sözümüz Allah’adır.

“Müs­lü­man Al­lah’a tes­lim ola­cak­tır. Za­ten tes­lim ol­mak de­mek­tir Müs­lü­man­lık. Ne ya­pa­cak? ‘Ben ken­di­mi Al­lah’ın em­ri­ne tes­lim et­tim; ne der­se onu ya­pa­ca­ğım, ne bu­yur­du ise ho­şu­ma git­se de git­me­se de, ra­ha­tım kaç­sa da kaç­ma­sa da, memnun ol­sam da ol­ma­sam da… Allah’ın emirlerine boyun eğmektir. Ahdine vefa göstermektir.” ( Prof. Dr. M. Es’ad Coşan )

Allah’a verilen sözün gereği nedir? Allah cc. Hz.lerine hangi konuda ahit, söz verilmiştir. Kur’an-ı Kerim ‘deki ayetler ışığında bunu şöyle sıralayabiliriz:

1) Allah’ı Rabb olarak kabul etmek

2) Allah’ın emir ve yasaklarına uymak

3) İbadetleri yerine getirmek

4) Şeytana uymamak

 

Arife Karatekin

 

Kaynaklar:

Kuran-ı Kerim Meali (Hasan Tahsin Feyizli)

Başmakaleler ( Prof. Dr. M. Es’ad Coşan )

Avarif’ul Mearif