Kritik Ve Analitik Düşünme Perspektifinde Dijital Medya Okuryazarlığı

İlk insan Âdem atamızdan bu yana insanoğlu çevresinde olup biteni öğrenmek, öğrendikleri üzerine düşünmek ve düşündüklerini de başkalarına aktarmak ihtiyacı hissetmiştir. Bu ihtiyaçlar zamanla haberleşme ve iletişim eylemini başlatmış ve bugünkü bildiğimiz manada iletişim/medya ortaya çıkmıştır.

Türk Dil Kurumu, duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasını iletişim olarak tanımlamaktadır. İletişim ortamına ise kısaca medya demekteyiz.

Medyayı genel olarak bireyleri haberdar etme, bilgilendirme, eğitme, eğlendirme gibi fonksiyonları aynı çatı altında toplayan kitle iletişim araçları olarak tanımlayabiliriz.

Günümüzde medyayı konvansiyonel medya ve dijital medya olarak ikiye ayırabiliriz. Gazete, dergi, radyo ve televizyon gibi iletişim araçları konvansiyonel medyayı oluşturuyor. Sinemayı da bu alana dâhil edebiliriz.

Dijital medya ise konvansiyonel medya çeşitlerinin bazı fonksiyonlarını da kapsayacak şekilde internet tabanlı her türlü yazılı, görsel ve işitsel iletişim ortamını içermektedir.

Dijital medya çeşitlerine internet haber sitelerini, sosyal ağları, sosyal medyayı, blogları, sözlükleri, dijital platformları ve isteğe bağlı yayıncılık alanlarını örnek verebiliriz.

Tekno-medya çağında iletişim

Tekno-medya çağı da diyebileceğimiz yeni dönemde yazılı, görsel ve işitsel içerikler bize haber, fotoğraf, video, podcast, infografik, videografik vb. formatlarda sunuluyor.

Bu içeriklere biz uydu, internet, dijital platformlar, mobil platformlar, VR, bulut gibi iletim araçları ve ortamları aracılığıyla ulaşıyoruz.

İletişim araçlarını ise bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar, smart TV’ler, giyilebilir teknolojiler, chatbot’lar vb. şeklinde sıralayabiliriz.

Tekno-medya çağında farkında olmamız gereken bir de iletişimsel boyut var. Her gün medya/iletişim platformları bize her türlü içeriği izle, dinle, oku, beğen, yorum yap, yönlendir, paylaş, haberdar et, geliştir, şikâyet et, geri kalma, sakın kaçırma telkininde bulunuyor.

Ancak tüm mecraların bize yaptırmak istediği nihai olarak bir ürünü/hizmeti yahut bir fikri, bir düşünceyi, bir algıyı satın aldırtmaktır. Zira satın aldığımız, sahiplendiğimiz her şey bizi, iletişim mecralarını yönetenlere ve sistemlerine karşı daha fazla bağımlı hale getirmektedir. Temel hedef de budur.

Medyanın bireyleri ve toplumları nasıl bağımlı hale getirdiği ve algılarını nasıl yönettiği bahsi diğer bir konu olup ilerleyen dönemlerde belki bu platformda ele alabiliriz.

Dijital okuryazarlık

Ana odağımız olan dijital okuryazarlığı tanımlayarak yazımıza devam edelim.

Dijital okuryazarlık; akıllı bilgisayar, tablet, akıllı telefon, giyilebilir teknolojiler gibi internete bağlanabilen cihazlar aracılığıyla her türlü bilgiye anında ulaşma ve bu bilgileri doğrulama, anlama, algılama, anlamlandırma, analiz etme, dönüştürme ve paylaşma süreçlerini içeren yeni nesil bir iletişim becerisidir.

Dijital medya okuryazarlığı

Dijital medya okuryazarlığı ise dijital okuryazarlığı kapsamakla birlikte spesifik olarak dijital ortamdaki her türlü yazılı, işitsel ve görsel haberi/bilgiyi doğru kaynaktan temin etmek, doğru yöntemlerle analiz etmek, analitik bir bakış açısıyla kritiğini yapmak, tüm bu süreçten sonra sonuçlarını öngörerek paylaşma sürecini ifade eder.

Dijital medya okuryazarlığı internet haber siteleri, sosyal ağlar, mobil uygulamalar, bloglar, sözlükler gibi yeni medya platformlarındaki her türlü içeriği kapsar.

Bilinçli dijital medya okuryazarı olmak, genç-yaşlı herkes tarafından, yetisi kazanılması gereken çağımızın en önemli zaruretlerinden biridir. Özellikle küçük yaştaki çocuklara bu alanla ilgili bilgiler ilkokul seviyesinde verilmelidir. Zira kitle iletişim araçlarının teknoloji eksenli dijitalleşmesiyle birlikte daha savunmasız hale gelen çocuklar, bu yeni durumdan psikolojik ve fizyolojik olarak olumsuz etkileniyor.

“Dijital yerliler” olarak vasıflandırılan çocuklarımızın sağlıklı bir birey olarak yetişebilmesi bilinçli dijital medya okuryazarı olmalarından geçiyor. Bu nedenle ilköğretim çağındaki öğrencilere seçmeli olarak verilen medya okuryazarlığı dersinin müfredatı, dijital iletişim kısmı güçlendirilerek yeniden dizayn edilmelidir. Mümkünse medya okuryazarlığı dersi ilköğretimde seçmeli değil zorunlu ders haline getirilmelidir.

Hâlihazırdaki medya okuryazarlığı dersinin bilinçli bireyler yetiştirmekten çok uzak olduğu bilinen bir gerçek. Dersin zorunlu değil de seçmeli ders olması, öğretmenlerin yeterli donanıma, bilgiye ve ilgiye sahip olmamaları, müfredatın ilgi ve dikkat çekici olmaması, fiziksel ve finansal yetersizlikler, güncel gelişmelerin ve örneklerin derslerde yer almaması gibi nedenler, medya okuryazarlığı derslerinin başarıya ulaşmasını engelliyor.

Bu konuda, “Medya okuryazarlığı bir hayat becerisidir” yaklaşımıyla hareket eden Kanada örnek alınmalıdır. 1960’lı yıllardan bu yana medya okuryazarlığı konusunda ciddi çalışmalar yapan ve öncü konumda olan Kanada’da okullarda sadece medya okuryazarlığı dersi verilmemekte, multidisipliner bir yaklaşımla medya okuryazarlığı anlayışı eğitim sistemi içerisinde önemli bir yer teşkil etmektedir.

Öte yandan, eleştirel düşünme becerisini kazanmadan yetişen bireylerin dijital medya okuryazarlığı alanında yeterli yetkinliğe ulaşması pek de mümkün olmayacaktır.

İyi bir dijital medya okuryazarı olabilmenin temel kurallarından biri, kritik ve analitik düşünme becerisine sahip olmaktır. Kritik ve analitik düşünme perspektifinde dijital medya okuryazarlığını irdelediğimiz bu yazımızın bundan sonraki kısmına bu alanla ilgili bazı kavramları açıklayarak devam edelim.

Kritik düşünme

Critical thinking alanında otoriter isimlerden Dr. Paul Richard ve Dr. Elder Linda, birlikte kaleme aldıkları “Kritik Düşünce” kitabında, kritik düşünmeyi, “Herhangi bir konu, içerik ya da problem hakkında düşünürün düşünmesinin kalitesini becerikli bir şekilde analiz ederek, değerlendirerek ve yeniden düzenleyerek geliştirdiği düşünme biçimi” olarak tanımlıyor.

Kritik düşünme kendi kendine idare eden, disipline eden, denetleyen ve düzelten düşünmedir. Düşünmeyi analiz etmek için düşünmenin amacını, sorusunu, bilgisini, varsayımlarını, çıkarımlarını, ana kavramlarını ve bakış açısını tanımlamak gerekir.

Düşünmeyi değerlendirmek için ise düşünmenin açıklığını, doğruluğunu, tamlığını, ilgililiğini, derinliğini, genişliğini, önemini, mantığını ve tarafsızlığını kontrol etmek gerekir.

Kritik düşünme, kendi düşünce sürecimizin bilincinde ve farkında olarak, diğer insanların düşünce süreçlerini dikkate alarak, öğrendiklerimizi doğru uygulayarak, kendimizi ve çevremizde meydana gelen olayları anlayabilmeyi ve analiz edebilmeyi amaç edinen aktif, sistematik ve organize zihinsel bir süreçtir.

Kritik düşünme süreci, bir sorunu tespit etmek ve çözmek, belirli amaçları gerçekleştirmek, bilgi ve olayları anlamlandırmak ve karşılaşılan kişileri daha iyi tanımak için bilinçli bir şekilde tasarlanır.

Analitik düşünme

Analitik kavramı, Türk Dil Kurumu tarafından Türkçe’ye “çözümlemeli, tahlili” şeklinde çevrilmiştir. Yunanca “analytike tekhne” terimi “çözmeye yarayan sanat” anlamına gelmektedir. Aristoteles’te analitik kavramı biçimsel mantıkla eşanlamlıdır. Kant için ise analitik, anlığın biçimlerini incelemedir.

Analitik düşünmeyi, bir sorunu çözüme kavuşturmak gayesiyle verileri/bilgileri tümdengelim yöntemiyle ayrıştırarak ve sorunun asıl kaynağını teşkil eden temel öğeleri göz önüne alarak doğru ve mantıklı sonuca varmak için her bilgiyi/veriyi ama bağlamdan kopmadan ayrı ayrı değerlendiren sistematik bir düşünme süreci şeklinde tanımlayabiliriz.

Analitik düşünebilmek için okunan bir metin veya çözülmesi gereken bir sorun/durum için tüm bağlantıları ve ilişkileri çok boyutlu incelemek, dikkatli şekilde tetkik etmek, doğru analiz etmek gerekmektedir. Analitik düşünme yetisine sahip olanlar, karmaşık problem karşısında dahi pratik çözümler üretebilirler.

Kritik ve analitik düşünme

Batı literatüründe “kritik” ve “analitik” kavramlarını “düşünme” kavramıyla kimin bir araya getirerek ilk kez kullandığı tam olarak tespit edilememektedir.

“Critical Thinking Skills: Developing Effective Analysis and Argument” adlı eserini 2011 yılında yayınlayan Doğu Londra Üniversitesi Rektör Yardımcısı Dr. Stella Cottrell’in, üniversite öğrencilerine yönelik bir metinde “Critical and analytical thinking” ifadesini kullandığı görülmektedir.

ABD, İngiltere ve Avustralya’daki bazı üniversiteler işletme, iktisat, finans vb. alanlarda eğitim gören öğrencilere yönelik kritik ve analitik düşünmenin önemini anlatan metinler, sunular hazırlayıp yayınlamaktadır.

Türkiye’de “kritik” ve “analitik” kavramlarını “düşünme” kavramıyla birlikte ilk kez 2003 yılında ülkemizin manevi liderlerinden Muharrem Nureddin Coşan’ın kullandığı görülmektedir. M. Nureddin Coşan, 5 Nisan 2003 tarihinde katıldığı bir programda “Analitik ve kritik düşünmeyi öğreten kitaplar alın ve anlayarak okuyup, günlük hayatınızda tatbik edin” tavsiyesinde bulunmuştur.

Kritik ve analitik düşünme kavramına yönelik detaylı tanımlamayı ise 2006 yılında Prof. Dr. Mehmet Yücel Ağargün’ün “Analitik ve Kritik Düşünce Üzerine” adlı makalesinde yaptığını ifade edebiliriz: “Kritik ve analitik düşünme; yaratılıştan bağışlanmış zihinsel yeteneklerle aktif bir biçimde; gözlem, tecrübe, tefekkür, neden-sonuç ilişkisi kurma işlevleri ve/veya iletişim yoluyla toplanmış ya da edinilmiş bilgilerin entelektüel-bilimsel seviyede ve belli bir disiplin içinde tanımlanması, değerlendirilmesi, kavramsallaştırılması, analiz edilmesi, karşılaştırılması, sentezlenmesi, yorumlanması ve uygulamaya geçilme aşamasına gelinmesi sürecidir. Analitik ve kritik düşünme bir beceridir; bununla birlikte aynı zamanda bir tutumdur.

Prof. Ağargün, bir başka makalesinde kritik ve analitik düşünmeyi “zihinsel işlevlerin kullanıldığı bilişsel bir aktivite” olarak da tanımlamaktadır.

Kritik ve analitik düşünmeyi ayrıca “Bilgi, belge, delile dayanan; düşünerek ve akıl yürüterek bilme, anlama, anlamlandırma ve bu anlamlandırma doğrultusunda hayatı bilinçli yaşamayı ve gerçeği bulmayı sağlayan bir düşünce sistematiği” olarak da tanımlayabiliriz.

Kritik ve Analitik Düşünme Platformu

Türkiye’de kritik ve analitik düşünme sisteminin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gayesiyle 2007 yılında kurulan Kritik ve Analitik Düşünme (KAD) Platformu (www.kritikanalitik.global) sempozyum, seminer, çalıştay ve eğitim faaliyetleri düzenlemektedir.

“Hayatın her anının farkında olmak için düşünmek” mottosuyla hareket eden KAD Platformu, misyonunu “Aklı eren her iyi niyet sahibinin, kritik ve analitik düşünmeyi hayat tarzı haline getirmesine destek olmak”, vizyonunu ise “Hayatın gerçek anlamı ve dünya gidişatı konusunda farkındalık oluşturan, yaşama ait haklı ve üstün alternatiflerin üretilmesini teşvik eden lider bir kuruluş olmak” şeklinde belirlemiştir.

KAD perspektifinde medya okuryazarlığı

Günlük hayatta karşılaşılan olayları kritik edip analitik bir bakış açısıyla zihinde çözümleyip doğru ya da yanlış bir sonuca varmak, genel olarak bireylerin yapageldiği bir eylemdir. Burada önemli olan, kritik ve analitik düşünme becerisinin kalitesidir.

Öte yandan kitle iletişim araçlarının geliştiği ve çeşitlendiği günümüzde yazılı, işitsel ve görsel haber ve bilgiye ulaşım kolaylaşırken, haber ve bilginin doğrulanma ve güvenilir olma sorunu giderek artmaktadır.

Modern çağda ivme kazanan bilgi kirliliği ve algıların manipüle edilmesi sorunlarının aşılabilmesi için bilgi ve haberlerin analitik bir yaklaşımla irdelenmesi, kritik düşünme yöntemiyle analiz edilmesi ve değerlendirilmesi bir zaruret haline gelmiştir.

Konvansiyonel medya olsun, dijital mecralar olsun, medya tarafından kitlelere sunulan haberler, genellikle o haberi okuyan, izleyen veya dinleyen kişilere/kitlelere, amacı önceden belirlenen bir mesajı direk veya dolaylı bir yöntemle aktarma, belirli bir fikri benimsetme, hedeflenen şekilde algılatma veya yönlendirme ve tercihlerini belirleme amacı taşır.

Bu amaç, bir başlıkla, bir spotla veya haberde kullanılan bir fotoğrafla gerçekleştirilmek istenebilir. Dolayısıyla bir haberin sadece başlığına veya spotuna yahut fotoğrafına bakılmak suretiyle acele hüküm vermek genellikle kişiyi yanlış kanıya sürükler.

KAD perspektifinde haber kritiği

Kritik ve analitik düşünme perspektifine sahip iyi bir medya takipçisinden beklenen tavırları şöyle sıralayabiliriz:

  • Haberlere ön kabul veya önyargıyla yaklaşmaz.
  • Haberin zamanlamasına ve kaynağına dikkat eder.
  • Yorum ve yönlendirme içeren haberleri diğerlerinden ayırt eder.
  • Beyaz, gri ve kara propaganda amaçlı haberleri fark eder.
  • Dezenformasyon, manipülasyon ve misenformasyona karşı dikkatli olur.
  • Direk veya dolaylı yönlendirmeleri fark eder.
  • Haberdeki karşıt görüşün fikirlerini dikkatlice okur, araştırır.
  • Kendisiyle aynı fikirde olanların mutlak iyi, aynı fikirde olmayanların mutlak kötü oldukları yanılgısına düşmez.
  • Yönlendirme ve propaganda amaçlı haberlerden yararlı bilgi elde eder.  
  • Haberlerin yapılma biçimlerini, gerçekliğini analiz eder.
  • Bilgi ve haberleri doğruluk, derinlik, genişlik ve anlamlılık açısından inceler.
  • Haberlerdeki çelişki ve tutarsızlıkları fark eder.
  • Bir haberde üzerinde durulan ile görmezden gelineni fark eder.
  • Diama olayların arka planını düşünür ve araştırır.
  • Bir haberi geçmişteki haber ve makalelerle birlikte analiz eder.
  • Haberin kime yaradığına, kimi öne çıkardığına dikkat eder.
  • Bazı haberlerin ilgi çekici, heyecan verici, abartılı tarzda ve periyodik şekilde medyada daha fazla yer aldığının farkında olur ve çıkarımlarda bulunur.
  • Köşe yazılarını analitik yaklaşımla okur, bilgi ve fikirlerin kritiğini yapar.
  • Bağımlı olmadan bilinçli medya takibi yapmayı önceler.

Dijital medya okuryazarından beklenen…

Bilinçli bir dijital medya okuryazarının ise internet ortamında kendisine sunulan veya kendisinin eriştiği her türlü bilgi ve haberi eleştirel bir bakış açısıyla sorgulaması, kaynağını detaylı şekilde araştırması, farklı açılardan kritik etmesi, analitik bir yaklaşımla konuyu irdelemesi, yayınlanma amacına dikkat kesilmesi, doğruluğundan emin olması, zihin dünyasına yönelik muhtemel riskleri analiz etmesi, gerçeklik-kurgusallık ayrımını yapması, benzer bilgilerle/haberlerle kıyaslaması, sonuçlarını düşünmeden doğru ve gerçek kabul etmemesi beklenir.

Yaşadığımız dijital çağda her birey bilinçli ve duyarlı medya takipçisi olmak zorundadır. Hem kendimizi hem de sevdiklerimizi bu çağın gerçeklerine göre bilgilendirmek, eğitmek ve yetiştirmek temel önceliğimiz olmalıdır. Kritik ve analitik düşünme sistematiği, dijital medya okuryazarlığı alanında bize ciddi manada kılavuzluk edecektir.

Naim Güleç
KAD Platformu İletişimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi