Kritik Ve Analitik Düşünme Nedir? – 1

Kritik ve analitik düşünme zihinsel işlevlerin kullanıldığı bilişsel bir aktivite olarak tanımlanabilir. Bu bakış açısıyla bakıldığında, kritik ve analitik düşünmeyi dikkat, hafıza, muhakeme, algılama ve çıkarsama yapma gibi bir dizi zihinsel surecin eşgüdüm içinde etkileştiği bir süreçler bütünü olarak düşünebiliriz. Seçme, kategorize etme, tümevarım, tümdengelme, mecaz, benzetme, ayrıştırma ve soyutlama gibi kritik ve analitik düşünmenin diğer bileşenlerinden de söz edebiliriz.

Günlük yaşantımızda ya da pratikte, kritik ve analitik düşünmeye psikolojik olduğu kadar sosyal bir anlam da yükleyebiliriz. Bu anlamda, politika, ekonomi, basın-yayın, kültür, iletişim gibi yaşamı ilgilendiren tüm alanlarda kritik ve analitik düşünme ilgi odağı olmalıdır. Hayat tercihlerimizin belirlenmesinde, arkadaş seçimimizde, olayları yorumlamada, doğru soruları sorup bu soruların doğru cevaplarını bulabilmede, olayların neden-sonuç ilişkisini kurmada, olayları ve durumları geçmiş-bugün-gelecek ekseninde bütüncül olarak değerlendirebilmede, sağlıklı öngörülerde bulunmada vb birçok konuda kritik ve analitik düşünmeye ihtiyaç duyarız.

Sahip olduğumuz değerler ve kültürel birikimimizin bir yansıması olarak; hikmet kavramını anlamak, kritik ve analitik düşünmeyi anlama ve uygulamada oldukça yol gösterici olabilir. Kültürel ve ilkesel kimliğimizin bir parçası olması gereken hikmet kavramını doğru anlayabilirsek kritik ve analitik düşünmeyi daha doğru ve sağlıklı şekilde zihnimize yerleştirebiliriz. Hikmet, nesneyi yerli yerine koymada ve/veya olayların sebep-sonuç ilişkisini kurup hükme varmada aklı isabetli kullanarak elde edilen sonuçtur. Hikmet, doğru gören keskin bir göz gibidir.

Hikmetten yoksun olan, sarhoş bir insana benzer. Yanlış gördüğü ve yanlış değerlendirdiği için attığı adımların sonuçları beklediğinden farklı olur; düşmesi, kaybolması, dostunu düşmanını ayıramaması, yanlış yerden medet umması, iyilik yapayım derken bile felakete sebep olması kaçınılmazdır.

Hikmet sahibi birey varlığı ve hayati için doğru soruları soran kişidir. Kendini, kim/ne olduğunu, nerede olduğunu, ne için olduğunu bilir. Etrafını, etrafındakilerin ne olduğunu, nerede ve nasıl olduğunu bilir. Hayatı bilir. Çünkü ancak hayatın ne olduğunu tanımlayabilen insan tam hikmet sahibi olabilir, yani çevresini ve kendini doğru anlayabilir, içsel varlığını, toplum içindeki varlığını ve dünya üzerindeki varlığını anlamlandırabilir. Varlıkların (Yaratıcı ile yaratılmışın, âlim ile talebenin, önder ile tabiinin, insan ile doğanın vb.) birbirine nispetle durumlarını objektif olarak ölçebilir. Kimlikleri ve olayları çevrelerinden soyutlamadan görüp değerlendirebilir. Kimlikleri ve olayları, nereden geldikleri, nerede oldukları ve nereyi hedefledikleriyle bütünleştirerek, geçmiş-bugün-gelecek ekseninde devamlı çizgiler olarak görebilir. Sonuç olarak, sebep ve sonuçları doğru tespit edebilir, geleceğe dair sağlıklı öngörüler yapabilir, konuların çok yönlü haritalarını çıkarabilir.

Sosyal etkileşim içinde sağlıklı, dengeli ve uyumlu bir birey olarak yaşamak için kritik ve analitik düşünme, bize gerekli bir dizi yetenek ve tutum kazandırır. Bunların neler olduğunu anlayabilirsek kritik analitik düşünmenin ne anlama geldiğini belirleyebiliriz. Kritik analitik düşünmeyle etrafımızdaki insanların pozisyon ve argümanlarını doğru tanımlayabiliriz. Olaylar ve sonuçlarıyla ilgili alternatif bakış açılarını geliştirebiliriz. Önümüzde duran bir argümanın tutarlılığını ve sağlıklı olup olmadığını doğru değerlendirebiliriz. Olayları doğru okuyabilir; satırlar arasında verilenleri, madalyonun arka yüzünü, saptırma ve şaşırtmaları sezebiliriz. Meseleleri ele alırken sistemli, bilinçli ve bilimsel davranabiliriz.

Kritik ve analitik düşünmeyle yakın benzerliği olan `septisizm` kavramı arasındaki farklılık, kritik ve analitik düşünmeyi doğru anlamamıza ışık tutabilir. Kritik ve analitik düşünme bir parça kuşkuculuğu gerektirir. Ancak burada kesin ipuçları edinmeyi sağlayacak bir kuşkuculuk söz konusudur. Paranoyada ki gibi, kesin kanıtları olmayan ve sağlıksız muhakemeden kaynaklanan bir düşünme tarzı söz konusu değildir. Kritik ve analitik düşünme doğruya ulaşmada sorgulayıcı, ancak önyargısız sağlıklı ve kapsamlı bir düşünme biçimidir. Duyduğu hiç bir şeye inanmamayı amaçlayan, yalın septik düşünmede ise doğruyu bulma amacı güdülmez ve öngörüler sıklıkla önyargıya dönüşür. Oysa kritik ve analitik düşünmede önyargı bulunmaz; bunun yerine sağlıklı öngörülerde bulunulur.

Kritik ve analitik düşünme doğru yargılamalar yapmayı gerektirir. Doğru yargılama için doğru sorular sormak kaçınılmazdır. Hayatta karşılaştığımız birçok durumda doğru soruları sormalıyız. Buna belki, soruları doğru sormak ve doğru düşünüp doğru cevaplar bulmak da diyebiliriz. Belli bir konuda bir uzman bir şey söylediğinde, buna karşılık bir başka uzman başka bir şey söylediğinde ne yapmamız gerektiğini belirlemede önümüzde iki yaklaşım seçeneği vardır: Bir seçenek, her neyle karşılaştıysak ve her kim söylediyse kabul etmektir. İkincisi ise karşılaştığımız durumun değeri ve önemi konusunda doğru sorular sormak, cevaplarını bulmak ve ondan sonra bir karar vermektir.

Kritik ve analitik yaklaşımda farkındalık artışı sağlamak esastır. Hayatımızla ilgili birçok konuda farkındalık artışı gereklidir. “Neden birileri benim bir şeyi kabul etmemi istiyor?” “Kabul etmeli miyim?” gibi sorular, farkındalığımızı geliştirmenin ilk adımıdır. Bunun için pasif konumdan aktif konuma geçmeli, daha belirleyici olmalı ve doğru cevapları bulmalıyız. Kritik ve analitik düşünme farkındalığı artırmak için tutarlı, sistemli ve doğru sorgulama çabasıdır.

Bir iddiada yer alan kavramların ve bunlara ilişkin kanıtların tutarlılığını ve açıklığını fark etmek kritik ve analitik düşünmenin önemli bir adımıdır. Bir konu, sonuç ve sonucu destekleyen kanıtlarda bazen doğrudan anlaşılabilir ifadeler kullanılabilir; ancak böyle olsa da çoğunlukla geliştirilen argümanlarda müphem kavramlar seçilir. Müphem kavramların ikna edici gücü güçlü olmasa bile kafa karıştırıcı ve yanlış yönlendirmeye açık oluşu iddia sahiplerinin işini kolaylaştırır. Özellikle eşitlik, özgürlük, adalet, bağımsızlık vb ile ilgili konularda müphemlik sıklıkla bulunur ve yönlendirmede oldukça etkilidir.

Muhakemede yanlışlıkların ya da saptırmaların var olup olmadığının araştırılması; hile, saptırma, yanılsama, yanlış ikilemlerin varlığının sorgulanması, önemli bilgilerin yeterince vurgulanıp vurgulanmadığı ve doğruların saklanıp saklanmadığının değerlendirilmesi kritik ve analitik düşünmenin gerekleri arasındadır.

Önyargıların, sübjektifliğin, tek vaka örneklerinin, yanlış genellemelerin anlaşılması kritik ve analitik düşünme için kaçınılmazdır. Önyargılar çoğunlukla yanlış yürütülen muhakemenin yol açtığı düşüncelerdir. Genel olarak, insanlar öngörülerini önyargıya kolayca dönüştürürler. Objektif davranmayı başaramazlar ve yanlış yorumlar yaparlar. Sonuç olarak, sosyal kutuplaşmalara giden sonuçlar ortaya çıkar. Yaygın hatalardan bir diğeri ise tek vaka örneklerini gereksiz genellemeler yaparak gerçekleri çarpıtmaktır. Art niyetli çoğu girişimde bu hataları sıklıkla görürüz. Kritik ve analitik düşünme bu yanlışlıkları giderir. Kritik ve analitik düşünme yetenekleri gelişmemiş bireyler bu yolla kullanılan ikna çabaları karşısında kolaylıkla yem olurlar.

Bu makale PratiKAD (Pratik Örnekler İle Kritik ve Analitik Düşünme) kitabı için Prof. Dr. Mehmet Yücel Ağargün tarafından hazırlanmıştır.