Kıymetin İlmin Kadardır

1

İbn-i Abbas’ın rivayet ettiği şu hadis-i şerif ilmin kıymetini ne kadar güzel bir şekilde izah etmektedir.

“Âlim ile abid sıratta birleştikleri vakit, abide şöyle denir: “Cennete gir, ibadetin sayesinde nimetlerden istifade et.” Âlime ise: “Sen burada dur, bekle ve sevdiklerine şefaat eyle. Muhakkak sen kime şefaat edersen şefaatin kabul olunur” ve böylece âlim, nebiler makamına çıkarılmış olur”.

Bundan anlaşılıyor ki, ibadet insanın kendi şahsına münhasırdır ve yaptığı ibadetlerin mükâfatını da görecek ve doğruca cennete girip nimetlerinden tenâum edecek, yiyip, içip zevk-ü sefasına bakacaktır. Bu ise haddi zatında pek düşük bir emeldir, kıymeti, yemek, içmek zevk-ü sefa ile ölçülür, bunun da ehl-i hak yanında kıymeti pek azdır. Zira insanın insanlığı hemcinsine olan faidesi ile ölçülür, bu zavallının ise kimseye faydası olmadan hemen cennete girip yaşamak oldu.  Dünyada bile etrafına faydası dokunmayan kimselere pinti derler. Kimsenin yanında kadri kıymeti olmaz, ahiretteki hali de bu dünyadaki haline benzer. Hâl budur ki bir âlim, hem dünyada insanlara çok, hem de pek çok faydası dokunan, onları en büyük tehlikelerden, dinsizlikten, ahlaksızlıktan, itaatsizlikten daha doğrusu cehennem yollarından kurtarıp, cennet yollarını gösteren birisi. Hem de yarınki ahiret gününde de yine böyle dostlarını, sevdiklerini, kardeşlerini, ahbaplarını cehennemden kurtarmak için Cenâb-ı Feyyaz-ı mutlak Allah Teâlâ Hazretleri tarafından cennet yolu olan sırat köprüsünün üzerinde bekletilip: “Haydi istediklerine, sevdiklerine şefaat eyle” diye peygamberlere verilen şefaat makamı da âlime ihsan olunacak. Bu ne büyük devlet ve ne büyük saadettir.

Zira ilmin lüzumu hakkında âyet-i kerîme ve hâdis-i şerif pek çoktur. Hz. Aişe (ra) validemizden nakledilen şu hadis-i şerif de pek dikkate şayandır:“Bana bir gün gelir de o gün beni Allah Teâlâ’ya yaklaştıran ilim ziyade olmazsa, o gün güneşin doğuşu bana mübarek olmasın.”

Bu çok kıymetli ve çok değerli bir hadistir. Bazıları buna za’f isnat etmişlerse de buna mukabil bunu tasdik eden birçok ayeti kerîme ve hadis-i nebeviyye vardır. Bahusus: (Tâhâ/124).

Cenâb-ı Hak, ilmi daima artırmayı tavsiye ederken Hz.Âişe (ra) validemizin nakil buyurdukları hadis-i şerif, bu âyet-i kerimeye tam bir mutabakat halinde iken, artık şu şöyle demiş, bu böyle demiş laflarına hiç de lüzum yoktur. Fakat muhaddislerin vazifesi hadisi nakledenlere çok dikkat ve ihtimam verdiklerinden, sözlerinde hata olan, unutkan olan veya başka sebeplerle ta’n edilenlerin hadislerini kabul etmemişlerdir. Tabii ki bu husustaki titizliği şayan-ı takdirdir. Fakat bu zayıf addedilen hadisler diğer sahih hadislerle te’kid edildiği vakit onlar da zaiflikten kurtulmuş olurlar ve kesb-i kuvvet ederler.

Şimdi şu tekemmül dünyasında her gün gözleri kamaştıran yeni ve çok da faydalı dünyanın fâni ilimleri revaçta, kıymette bunlar övülüp medh olunurken hak bilgisi, din bilgisi, Allah bilgisi olduğu yerde kalsın olur mu? Elbette Allah Teâlâ’ya her kulun, her gün ve hatta her saat ilerleyip, tekarrub-i ilahiyeye nail olması için çalışması hepimizin üzerine en büyük bir borçtur. Çünkü ilmin, sahili olmayan bir deniz olduğunu söylemek bile zaittir. Binaen aleyh, ucu bucağı bulunmayan bu ilimden herkes her an nasibini almak için elden gelen gayreti sarf etmesi vacip değil midir? İşte bu ilimden mahrum zavallılar, fâni dünyanın fâni bilgileri ile uğraşmayı bir vazife sayarlarken, ebedi hayata inanan ve İslam dinini seçen bahtiyar, mümtaz kimselerin, dini bilgilerini artırmak için okumaları, gönlünü Allah’a verip yeni yeni bilgiler istemeleri, bununla beraber Peygamberimiz (sas) in ve kitabımızın yolundan da zerre kadar kaymamak şartı ile Hakk’a vuslat yollarını arayıp bulmağa çalışmaları, üzerlerine borç olduğu gibi, aynı hususlar hepimizin üzerine de borç değil midir?

… Binaenaleyh ilme çalış. Amma her ilim değil bunu yanlış anlama, dünya ilimleri dünya için lazım, asıl seni Hakk’a yaklaştıracak olan ilme bak. Dünya bilgin ne kadar çok olursa olsun, onun faidesi ancak dünyada gözünü yumuncaya kadardır. Bir kere ölüm geldi mi o senin bilgilerinin hiçbir faydası olmayacağını çok iyi anlarsın amma artık iş işten geçmiştir. Onun için bahusus gençliğinin kıymetini iyi bil de ömrünü boş yere harcama, son pişmanlık faide vermeyeceği malumdur.

Kıymetin ilmin kadardır ilmin artır ey aziz,

Gel dilersen halk içinde arta kadr-ü kıymetin

Âdemiyetin ziyneti ilmi hünerdir doğru bil

Muhterem olmak dilersen ilme sarf et himmetin.

İslam Dergisi Nisan 1993, Sohbet, Mehmed Zahid Kotku