Kıssa-i Cânân

“Basmasa mübarek kademin rûy-i zemîne

Pâk etmez idi kimseyi hâk ile teyemmüm”

Lâedrî

“Eğer Hazreti Muhammed’in mübarek ayağı yeryüzüne basmamış olsaydı, toprak ile alınan teyemmüm kimseyi temiz hâle getirmezdi”

Yukarıdaki berceste beyit Sezai Karakoç’un “İnsanın ufku peygamber, şiirin ufku na’ttir.” sözünü hatırlattı yeniden, içinde bulunduğumuz günlerde.

Malum, içinde bulunduğumuz zaman dilimi üç aylar. Receb-i Şerîf’in başladığı ilk günden itibaren tüm insanlığın ufku, “Vemâ erselnâke illâ rahmeten lil’âlemîn; (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”[1] ayet-i kerîmesinin sırrı, muhatabı Hz. Peygamberin “Allah’ım! Recep ve Şa’ban aylarını bize mübarek kıl ve bizleri Ramazan’a ulaştır.”[2] niyazıyla dua ettiği mübarek günlerdeyiz. İçinde Berat gecesini de bulundurması sebebiyle Şaban ayı, Müslümanın Kur’an-ı Azîmüşşân’a her zamankinden daha çok vakit ayırdığı bir zaman dilimi (Ramazan-ı Şerîf’e hazırlık) olarak hayatımıza yerleşmiştir.

Şaban ayı, Hicrî yılın sekizinci ayıdır. Sözlükte “dağılmak, gruplara ayrılmak” anlamındaki şa’b kökünden türediği bilinmektedir. Bir yoruma göre, savaşmanın yasak olduğu haram aylardan biri olan Recep’ten sonra silahlı baskınlar için kabilelerin gruplar halinde dağılması sebebiyle bu isimle anılmıştır. Arapların bu ayda su temin etmek amacıyla gruplara ayrılmalarından dolayı bu ismin verildiği ya da Ramazan ve Recep aylarını birbirinden ayırdığı için böyle adlandırıldığı yolunda açıklamalar da mevcuttur. Şâban ayının on beşinci gecesinde Müslümanların Allah’ın affı ve bağışlaması ile günah yükünden kurtulacağı umularak bu geceye Berat gecesi denmiştir. Berat gecesi için Arapça eserlerde “şâbanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” ve “sak (الصك = belge) gecesi” mânalarına gelen terkipler kullanılmaktadır. Duhân sûresinde [3] Kur’an’ın “mübarek bir gecede” nâzil olduğu ifade edilmektedir. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre burada işaret edilen gece Kadir gecesidir. Çünkü diğer âyetlerde Kur’an’ın ramazan ayında [4] ve Kadir gecesinde [5] indirildiği belirtilmektedir. Tâbiîn âlimlerinden İkrime’nin de dâhil olduğu bir grup âlim ise Duhân sûresindeki âyetle Berat gecesine işaret edildiği kanaatindedirler. Bu takdirde Kur’an’ın tamamının Berat gecesi levh-i mahfûzdan dünya semasına indiği, Kadir gecesinde de âyetlerin peyderpey inmeye başladığı şeklinde bir yorum ortaya çıkmaktadır. Nitekim bazı müfessirler bu görüşü benimsemişlerdir.[6]

Bir psikiyatristin, “Zaman hayatın ta kendisidir ve her saniyesi aslında kendi hayatımızın bir parçasıdır” mealindeki sözleri de tam burada anlamı çok güzel tamamlıyor. Zaman bizim hayatımızdır, bununla birlikte zamanın içinde bize bildirilen ‘özel zamanlar’ var. Einstein’ın ‘zamanın göreceliği’ kuramı özellikle son günlerde uzayda fotoğrafı çekildiği iddia edilen “Kara Delik”  konusu etrafında da yeniden gündeme taşındı. Zamanın doğrusal olmadığı, katman katman olduğu yani aslında ‘zamanın bizim hayatımız olduğu gerçeği’ firasetimiz oranında farkında olabildiğimiz bir gerçek. Her daim ihtiyacımız olan mümin firaseti içinde bulunduğumuz karanlıklarda yolumuzu aydınlatacak Allah’ın izniyle… Nasıl olacağının rehberi ise Hz. Peygamber…

Taşlıcalı Yahya Bey’in “Olsa” redifli gazeli peygamber sevgisinin en güzel ifade edildiği metinlerdendir. Berceste beyiti olan;

Kaşki sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihân

Sözümüz cümle heman kıssa-i cânân olsa

“Keşke bütün cihan halkı benim sevgilimi sevse de sevgiliden başka konuşulacak bir konu kalmasa, her söz sevgilinin bir başka halini, bir farklı tavrını anlatsa…”

Duamız olsun…

 

Ayşe Saraç

 

Kaynakça

[1] Enbiyâ Suresi 107. Ayet

[2]Müsned  (Ahmed b. Hanbel, 1/259)

[3] Duhan 44/3

[4] el-Bakara 2/185

[5] el-Kadr 97/1

[6] Elmalılı, V, 4293-4295

TDV İslam Ansiklopedisi