Kibir Ve Önyargı İlişkisi

IMG_5424[1]

Kibir bele bağlanmış taşa benzer, onunla ne denizde yüzebilir, ne de havada uçabilirsin demiş büyüklerimiz. Kibir; nefsin kötü huylarından belki de en kötüsü, en zor terbiye edileni, hatta terbiye edilemeyeni belki…

Şöyle tanımlanıyor kibir; kişinin kendisini her şeyden ve herkesten üstün görmesi eğilimidir. İnsanın nereden geldiğini unutması durumudur. Kişi kendisini o kadar sever ve kendisine o kadar güvenir ki kimseleri kendisine layık göremez. Kendi egoist büyüklenmeciliğinde kaybolmuştur. Şeytani bir tavırdır. Şeytan bütün bilgisine rağmen Allah’ın emrine itaat etmedi, çünkü akıl vahiyle buluşmazsa kibir olur. İblis, kendini insanoğlundan üstün görüyor, aklını şerde kullanıyor, kibrini ortaya seriyordu. Şeytanın küfründe hem kibir hem de insana karşı açık bir önyargı gözüküyor. Ne diyordu: “Onu topraktan yarattın, beni ateşten ben daha üstünüm.” İlmi her şeyi kuşatan Allah (cc) kimin üstün, kimin değersiz olduğunu elbette en iyi bilendir.

Kuran-ı Kerim’de “Ben kendilerini ne zaman imana davet etsem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, şirke küfre sapmada ısrar ettiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.”(71/7) buyruluyor. Allah kendini beğenenleri ve böbürlenenleri sevmez. (4/36) Kendi bilgisi( buna bilgide denemez) kendi zannı yani önyargısını doğru kabul etmek, fikrini beğenmek, sonucu bu dar bakış açısını doğuruyor.

Halbuki insan düşünen bir varlık; nasıl yaratıldığını, ne kadar aciz olduğunu, ne emeklerle büyütülüp her an Yaratan Rabbinin nimetleriyle yaşadığını tefekkür etse, alnını secdelerden kaldırmaz. Yaratan O, büyüten O, yaşatan O, aklı, idraki, sevmeyi, gözü, kulağı, eli, ayağı her şeyi veren” O ” Allah (cc)… Bunları gören insanın tefekkür, tezekkür ve teşekkür etmesi lazım.

Kibir denilen huy maalesef insanı felakete sürükler, bütün feyz ve saadetlerin ruhumuzda yer tutmasını engeller.Uzaydaki kara deliklerin her şeyi yutması gibi, insandaki kara delikler de güzel ve iyi olanı yutarlar. İnsanda var olan; ümitsizlik, kibir, gurur ve önyargı birer kara delik olup insanlar arası iletişimi ve doyurucu ilişkileri yok eder.

İnsan çalışıp çabalamalı, fakat kendini hiçbir zaman büyük görmemeli, kendini bilen kibirlenmez,  büyüklenmez. Büyüklük ancak Allah’ın şanındandır.

Kibir mi insanı önyargılı yapar, yoksa önyargı mı insanı kibirli yapar? Çoğu zaman kibirden dolayı önyargı oluşuyor, önyargı da bireyi yanlışa yönlendirerek hırsa götürüyor. Önyargı; genel anlamda bir taraf tutma şekli olarak algılanabilir. Bir siyasi düşünceyi ya da bakış açısını koşulsuz desteklemek, anlamında da kullanılır.

Önyargı; bir kişinin kararlarının nesnel (objektif) olmayıp öznel (subjektif) olduğu, anlamını içermektedir. Ne var ki; önyargılı birisi, kararlarını verirken nesnel değerleri kullandığını savunur.

Önyargı; hoşnutsuzluk, korku, kin ve nefret türü olumsuz duygularla yüklü bir davranış olup adil olmayan bir tür karşı davranıştır.Gerçekler çoğu zaman oldukça nettir. Ne var ki önyargıdan kaçamadığımızdan o güzelim fırsatlar kaçar. Kişi, zannının esaretinden kurtulmadığı sürece önyargının çıkmazında tutsak kalır. Önyargılı bireylerin oluşturduğu toplum, bir bakıma kendi etrafına görünmez duvarlar örer. Sağduyulu düşünerek ve iletişim kurarak önyargı azaltılabilir. Çoğu kez duyduğumuza ve okuduklarımıza inanmayıp gördüklerimizi ve düşündüklerimizi sağduyu süzgecinden geçirerek önyargının tuzağına düşmeyebiliriz.

Hz. İsa( as): “Tohum nerde biter? “ diye sorar. Yanındakiler de: “Toprakta biter.” diye cevap verirler. Bunun üzerine İsa (as): ” Size gerçeği söylüyorum, hikmette toprak gibi olan gönülde biter” demiştir.

Bir Hadisi Şerifte Peygamber (sav) efendimiz: “Allah için tevazu göstereni Allah yükseltir, kibirli olanı da alçaltır” buyurmuştur. Kibir güzel elbise vs. istemek sevmek değildir. Kibir hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmektir.

Nezahat Külekçi

Kaynaklar:

Feyzül Furkan Kuran-ı Kerim Meali, Hasan Tahsin Feyizli

Esmaül hüsna Şerhi 2. cilt Şahver Çelikoğlu

İhyau Ulumiddin 4.cilt İmam gazzali, Ahmed Serdaroğlu

Ayet ve hadislerle İslami hayat, İzzeddin Belik