Kardeşime Mektup

Bismihî Subhân

Güzel Kardeşim,

Dünyanın başka bir yerinden, haberin olmayan bir Müslüman kardeşin olarak yazıyorum sana…

Ben bu dünyadaki; sayısının hesabını aklımın yapamayacağı canlılar içinde, sekiz milyarlık insan ırkının sadece bir ferdiyim.. Etrafım imtihan dolu… Doğduğumdan beri beni asla bir an bile terk etmeyen iki düşmanım: nefsim ve şeytan var. Bunlara destek olan ahir zamanın her türlü fitnesi bunlara yardım için doludizgin çalışıyor. Televizyon, radyo, gazete, görsel reklam panoları, ğayri meşru halleri ile sokakları dolduran cahil insanlarla hep bir arada olma zorunluluğu… Hepsi acziyetimi arttırıyor, imtihanımı zorlaştırıyor, cenneti benden uzaklaştırıyor…

Bütün bunları gördükçe, başka kimsenin gücünün yetmeyeceği kurtuluşun duasını ediyorum, tek ve yegâne kuvvet sahibine. Bir zaman önceki hallerimin cehaletini hatırlayıp korkuyla karışık bir sevinç duyuyorum. Korkuyorum çünkü gurur duymayacağım, Mevlâ’nın karşısında mahcup olacağım o hallerin akıbetinden, yine O’nun rahmetine sığınıyorum. Sevinç duyuyorum çünkü beni avuçları ile hidayete çağıran güzel kardeşlerimin önüme açtığı kapı ile, geçmişimin farkına varıyor, olmam gereken kişiyi hatırlıyorum. Sonra ne zaman bunları düşünsem… Beni hidayete sevk eden bu dua ordusunun bir neferi olarak üzerime düşeni yapmak istiyorum. Nasıl ki ben istemeden edilen dualar aydınlattı yolumu, muhakkak aydınlanacak bir başka yol daha var, dualarla.. Bu kez benim dilimden dökülen dualarla.. Bu, benim kardeşlerime ödemem gereken bir borç gibi.. Gönüllü ödediğim.. halimin şükrünün edası.. arkadaşlık, kardeşlik ahdime vefa…

Ahir zamanda şeytanın en büyük vesvesesi; sadakatsizlik/dua…

Üzerimde ne çok hak var.

Ümmet-i Muhammed’e hediye edilen sevaplarda,

Bütün sadaka-i cariyelerle insanlığa hibe edilen hizmetlerde,

Gölgelendiğim ağaçta,

Sağlıkla uyandığım sabahta,

Akşamın dinlengin karanlığında.

Kulluğum, Rabbim ile aramda olan ahitleşmeye vefa borcumun ödenmesidir. Zira O (c.c.) ne namazıma, ne kestiğim kurbana ne de tuttuğum oruca muhtaç. Bütün mahlûkat benim için yaratılmışken, O’nun (c.c.) bu ikramına karşı nasıl vefasızlık ederim. Yaşamım ve ölümüm kendisi için olan Halik-i Zül Celal’in vefa listesine yazılmaktır dileğim.

Ve…

Ne kadar gönlü mahzun kardeşim varsa, hepsinin üzerimdeki hakkıdır, onlara edeceğim dua. “Mü’minin, mü’min kardeşinin gıyabında edeceği dua muhakkak kabul olur!” müjdesinin tezahürüdür şu anki hallerim/hislerim.

Benim için Rabbimden mağfiret dileyen her kardeşim,

Yaşamım boyunca, sağ omzumdaki amel defterime eklenen her ne varsa, hepsini cân-ı gönülden hediye ediyorum ruhaniyetine. Mübarek ve hidayet rehberi olmasını dilerim. Amel defterine yazılan bütün bu hayırlar ahlakını kemale erdirsin. Yüzünü Cemâlullah’a çevirsin. Hamd sancağının gölgesinde gölgelendirsin.

Bu mektup ve duanın beyanı, okuyanın, aşikâr işlediğim, bildiğim ve bilmediğim her ne kusurum varsa telafisine şahit olması içindir.

Ben seni unutmadım.

Beni duasında ananların beni unutmadığı gibi.

Ancak, hatırlanmak, hatırımda olmanın pahası değildir. Bilakis; Rabbimin bana ihsanıdır. Allah-u Teâlâ’dan; sana dua etmekten alıkoymamasını, bu hayırdan mahrum bırakmamasını dilerim.

Kıyamet gününe, çıkınımdan ne ibadetlerimi, ne de dünyevi isteklerimi bekliyorum.

Sen benim, unutulan bu iki cennet anahtarlarımı birbirine bağlayan en kuvvetli kilitsin.

Seninle olan kardeşliğimin ahdine vefa ile…

Ve ardından hulus-i kalp ile yaptığım/yapabildiğim dualar ile Firdevs Cennetinde komşuluğunu dilerim.

Muhabbetle…

Kardeşin Melahat Güngör