Kardeş Kıskançlığı

Psk. Şerife Zehra Yiğit

         İlk insan Hz. Âdemin yaradılışıyla başlayan insanlık serüveninde kardeşlik kavramının ilk temsilcileri şüphesiz Habil ve Kabildir. İnsanın yaradılışından beri var olan, ateşin odunu yediği gibi iyilikleri yiyip bitiren kıskançlık duygusunun ne gibi sonuçlar doğurabileceğinin en net örneklerinden biridir Kabil. Hz. Yusuf’un kardeşlerinin hissettikleri ve yaptıkları ise tarihî diğer bir örnektir. Her iki olayda da bir taraf sevgi ve samimiyetle olması gerekeni, diğer taraf duygularının esiri olmanın nelere sebebiyet vereceğini gösterir bizlere.

Her bireyde az veya çok kıskançlık duygusu vardır. Önemli olan bunun dozu ve ne amaçla kullanıldığıdır. Elimizdekini kaybetmek istemediğimizde yaşadığımız kıskançlık doğaldır. Ancak egonun devreye girdiği ve kendi sahip olmadığını başkasında görmek istememe hali hastalıklı bir yaklaşımdır. Bu durumdan derhal kurtulmaya çalışılmalıdır. Çünkü bu kişiler kendileri mutlu olamadıkları gibi etrafındakileri de mutsuz eder.

Kardeşler arasındaki kıskançlık belli bir oranda normal ve doğal karşılanmalıdır. Özellikle 3-4 yaşlarındaki çocuklar paylaşmayı henüz öğrenememiştir. Oyuncaklarını, eşyalarını, yiyeceklerini ve her şeyden öte ailesini paylaşmak istemezler. Kardeş kıskançlığının belirtileri şunlardır:

  • Kardeşe ısırma, vurma, itme gibi fiziksel zarar vermeye çalışma
  • Onu sevmediğini, istemediğini dile getirme
  • Anne babayla yatmak isteme
  • Sürekli ilgi çekmeye çalışma veya içine kapanma
  • Alt ıslatma, parmak emme, çeşitli konuşma bozuklukları

Yeni bir kardeşle çocuk çevresindeki tüm ilginin kendi üzerinde olamayacağı ve elindekileri paylaşması gerektiği ile yüzleşir.  Bu durum ilk başlarda acı verici ve zorlayıcı olsa da zamanla kardeş sahibi olmanın avantajları fark edilmeye başlanır. Çocuklara doğru yaklaşımda bulunulduğu takdirde paylaşma, bencillikten kurtulma ve empati kurabilme gibi olumlu duyguların gelişmesi sağlanabilir. Kardeşler arasındaki bağlılığın tesisinde ailenin tutumu çok önemlidir. Çocuğun her isteğini yerine getirmek ya da onu devamlı mahrum bırakmak, başkalarıyla kıyaslamak, sevgi ve disiplin konusunda tutarsız olmak gibi davranışlar kardeş kıskançlığının en önemli nedenleridir. Bunu engelleyebilmek için yapılması gerekenleri de belirtmeye çalışalım:

  • Çocuğa kıskandığı için kızılmamalı, baş başayken veya toplum içinde asla kardeşini kıskandığı söylenerek çocuk etiketlenmemelidir. Bu, toplumumuzda sıkça yapılan yanlışlardan biridir. Çocuğun yanında aileye “kardeşini kıskanıyor mu?” diye sorulur. Bu söylemler çocukta farkındalık yaratıp bu yönde davranmasına neden olabilir ya da kıskançlığını pekiştirebilir.
  • Kardeşi dünyaya geldiğinde çocuğun göz hizasına inerek bebekle neden daha fazla ilgilenilmesi gerektiği anlatılmalıdır. Hiçbir işini kendi başına yapamadığı için bir süre yardım edilmesi gerektiği ifade edilmelidir. Böylelikle çocuk açıklama yapıldığı için kendini değerli hissedecek ve bir süre sonra bu durumu kabullenecektir.
  • Çocuğu kardeşinden uzaklaştırmak yerine bebeğe yemek yedirirken, altını bezlerken veya banyo yaptırırken çocuktan yardım istemek, onu da bebek bakımına dâhil etmek kıskançlık duygusunun yerini sahiplenme duygusuna bırakmasına yardımcı olur.
  • 3-4 yaşına gelen çocukların anaokuluna gönderilmesi hem annenin bebekle daha rahat ilgilenebilmesi hem de çocuğun arkadaşlıklar kurma fırsatı elde etmesi için faydalı olabilir. Ayrıca okula gittiği için kendini büyümüş hisseder[1]. Ancak bu, bebek doğar doğmaz değil daha öncesinde gerçekleştirilmelidir. Zira çocukta kendisinden kurtulup bebekle yalnız vakit geçirmek istediğiniz algısı oluşabilir.
  • Bu süreçte anne-babanın uyum içinde olması gerekir. Babanın anneye destek olarak çocukla daha çok vakit geçirmesi sürecin kolay atlatılması açısından önem taşır.
  • Eşitlikten ziyade çocuklar arasında adalet gözetilmelidir. Her çocuğun ihtiyacı farklıdır. Evlatlara kişilikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda adil bir şekilde davranılmalıdır.
  • Kardeşler birbirleriyle kavga ettiklerinde aşırı bir durum olmadığı takdirde müdahale etmek ve haklıyı bulmaya çalışmak doğru değildir. Çocuklar arasındaki kavga ve sürtüşmeler içlerindeki saldırganlık duygusunu sosyalleştirmeye vesile olur. Tartışmayı bıraktıklarında tekrar birlikte vakit geçirebilmek için barışmaları gerekir ve bunu başarmak iletişim becerilerini güçlendirmelerini sağlar.

Bahsedilmesi gereken bir diğer nokta ise tek çocuklu ailelerdir. Bazı aileler tek çocuk yetiştirmenin daha rahat olduğunu düşünüp yeni bir çocuğun sorumluluğunu almak istemiyor olabilir. Eğer ikinci bir çocuk için imkân yoksa tek çocuğun her isteği yapılmamalı, dengeli ve tutarlı olunmalı, problem yaşadığında müdahaleci davranmayıp kendi sorununu çözmesine müsaade edilmeli ve en önemlisi TV ve tablet gibi teknolojik aletler asla kardeşin yerini almamalıdır. Ancak bilinmelidir ki kardeş sahibi olmanın avantajları oldukça çoktur. Kardeşi olan çocuklar ailelerin doğru yaklaşımıyla problem çözme, paylaşma ve dayanışma gibi özelliklere daha kolay sahip olurlar.

[1] Nevzat Tarhan, 2012. Sen Ben ve Çocuklarımız. Timaş Yayınları.