Kadınlarda Halsizlik Ve Yorgunluk

7180148553_dd1b319520_o copy

Kadınlarda erkeklere göre daha fazla halsizlik ve yorgunluk sıkıntısı vardır. Bunun nedeni bazı hormon hastalıklarının kadınlarda daha fazla görülmesidir.

Kadınlarda halsizlik ve yorgunluk yapan nedenlerin başlıcaları şunlardır:

1. Kansızlık (anemi)
2. Reaktif hipoglisemi (kan şekerinde yemek sonrası oluşan düşmeler)
3. Gizli Şeker
4. Tiroid hormon yetmezliği (hipotiroidi, Hasshimoto hastalığı)
5. Depresyon veya maskeli depresyon
6. Bazı hormon bozuklukları
7. Bazı mineral eksiklikleri ( demir, sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum gibi)
8. Bazı vitamin eksilikleri (B12, folik asit gibi)

KANSIZLIK (ANEMİ)

Kanda kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) bulunur. Bu kan hücrelerinin yapısında oksijenin taşınmasını ve bu hücrelerin kırmızı olmasını sağlayan hemoglobin bulunur. Nefes alırken akciğerdeki oksijen, bu hemoglobinin yapısına bağlanarak taşınır. Bu hemoglobinin kanda bulunması gereken miktarın altında olması sonucu kansızlık (anemi) ortaya çıkar. Bu olması gereken minimum değerler erkekte 13 g/dl, kadında ise 12 g/dl dir. Bunlar dünya sağlık örgütünün belirlediği değerlerdir. 6 yaşa kadarki çocuklarda 11 g/dl, 6-15 yaş arasında ise 12 g/dl’nin altında olması kansızlığın göstergesidir.

Dünyada kadınlarda görülme sıklığı yüzde 30-40, erkeklerde yaklaşık yüzde 20′ dir. Bu kansızlıklar arasında en çok görülen demir eksikliği anemisidir. Anemi hastalarının yaklaşık yüzde 90′ında görülür.

DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ

En sık görülen beslenme yetersizliği, vücuda yetersiz demir alımıdır. Demir kandaki hemoglobine bağlanır ve oksijenin taşınmasına yardımcıdır.  Dünyada en çok karşılaşılan kansızlık çeşididir. Çocukluk ve ergenlik döneminde de sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır.

NEDEN DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ OLURUZ?

Demir alımında eksiklik: Hamilelikte ve emzirme döneminde demir daha fazla gerekir. Yenidoğan çocukların ek demir alımına ihtiyacı vardır. Bu dönemde büyüme fazla olduğundan anne sütü ya da inek sütü bebeğin ihtiyacını karşılayamamaktadır. Anne sütünün yanında demir ihtiyacını karşılayacak besinler ya da demir ilaçları verilebilir. Ergenlik döneminde de bu ihtiyaç artmaktadır. Ekonomik düzeyi yeterli olmayan ailelerde, beslenme yetersizliği sonucu bu durum ortaya çıkabilir. Uygulanan yanlış rejim, et yememek, hazır gıdalarla beslenmek demir eksikliği anemisi nedenlerindendir.

Demir emiliminde yetersizlik: Bazı hastalıklar sonucu demirin bağırsaklardan vücuda emilmesi yetersiz olabilir. Kronikleşmiş bağırsak hastalıkları, mide ameliyatları, sindirim bozuklukları sonucu demir alımı yavaşlar.

Kanamalar: Bağırsak hastalıkları ya da geçirilen hastalıklar sonucu kanama olabilir. Ayrıca adet döneminde fazla miktarda kan kaybedilir. Diyetle demir alımı yetersiz kalır. Ek demir beslenmesine ihtiyaç vardır. Sindirim sistemi sorunlarında ülseri ve kronik gastriti olanlarda kanama sonucu demir eksikliği anemisi oluşabilir.

Bunlar dışında nadir de olsa kansızlığa neden olabilecek durumlar vardır. Alyuvarların idrarla atılması, sürekli aspirin kullanmak, parazitler, kurşun zehirlenmeleri gibi.

KANSIZLIK (ANEMİ) BULGULARI NELERDİR?

Eğer hastalık ilerlemiş ve şiddetli ise halsizlik, solukluk, yorgunluk, iştahsızlık, kabızlık gibi durumlar oluşur. Fiziksel bir aktivite sırasında çarpıntı, nefes almada güçlük, çabuk yorulma hastalığın şiddetine göre ortaya çıkar. Hastalar pika toprak ya da kil gibi yiyecek olmayan maddeleri yemek ister.

Bunlar dışında şu belirtiler olabilir:

  • Baş dönmesi, kulak çınlaması,
  • Ağız kenarında çatlaklar,
  • Tırnakların kaşık şeklini alması, çatlaklar oluşması,
  • Dilde kızarma, çatlak ve kabarcık oluşumu,
  • Yutarken zorlanma, ağrılı yutma,

Demir eksikliği olan çocukların yürümesi, oturması, konuşması gecikir. Bu çocuklarda davranış bozukluğu ortaya çıkar ve öğrenme güçleşir. Bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalığa yakalanma ihtimali artar.

KANSIZLIK (ANEMİ) TEDAVİSİ

Demir eksikliği tedavisinde uygulanan yöntem ağızdan demir ilacı verilmesidir. İlaç alımı aç karnına ya da öğün arasında olmalıdır. Çünkü böylece demir daha iyi emilir. Ayrıca C vitaminiyle beraber ilacın verilmesi emilimini arttırır. Süt ve süt ürünleriyle beraber alınması sakıncalıdır. Demirin emilimini azaltır.

DEMİR HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?

Demir ette ve bitkilerde bulunur. Karaciğer, kırmızı et, dalak, yumurtanın sarısı, yeşil sebze, fındık, fıstık, kuru üzüm, pekmez, kuru baklagiller demir bakımından zengindir. Ayrıca ette bulunan demir daha kolay emilir. Bu yüzden etle beslenmek demir ihtiyacı bakımından önemlidir.

REAKTİF HİPOGLİSEMİ

Reaktif hipoglisemi, gün içinde kan şekerindeki düşmeler nedeniyle ortaya çıkan ve insanda şeker, çikolata veya tatlı bir şeyler yeme ve atıştırma ihtiyacı yaratan bir durumdur.

Özellikle yüksek glisemik indeksli, yani kan şekerini hızla yükselten karbonhidratlar yendikten sonra, önce kandaki şeker ve arkasından insülin hormonu hızla yükselir. İnsülin, kan şekerini düşüren bir hormondur. Kanda artan insülin, 2-3 saat sonra kan şekerini normalin de altına indirdiği için, şiddetli bir yeme isteği, titreme, terleme, mide kazınması olur. Bu duruma reaktif hipoglisemi denir. Kişi, tatlı şeyler yediğinde kan şekeri tekrar yükselir; ancak yükselen insülin seviyesi yüzünden 2-3 saat sonra kan şekeri yeniden düşer. Bu durum bir kısır döngü şeklinde devam eder ve kişi hızla kilo almaya başlar.

Dengeli beslenmeyenler, kahvaltı yapmayanlar ve düzensiz yemek yiyenlerde kan şekeri gün içinde düştüğü için sık sık atıştırma krizleri görülür. Sabah saat 9-11 arasında, öğleden sonra saat 15-16 sularında daha belirgin olacak şekilde, halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, çarpıntı ve tansiyon oynamaları gibi şikâyetler olabilir.

Bu durumu engellemek için, düşük glisemik indeksli ve posalı karbonhidratlar alınmalı ve öğünler atlanmamalıdır. Meyve ve sebze gibi posalı gıdalar kan şekerini hızla yükseltmezler.

Beyaz ekmek yerine, tam buğday ekmeği veya köy ekmeği; beyaz pirinç yerine kahverengi pirinç veya daha iyisi bulgur; beyaz makarna yerine tam buğdaydan yapılmış makarna veya kepekli, ıspanaklı, domatesli makarna yemekle başlayabiliriz.

Sigara, kahve ve kafeinli içecekler de kan şekerini düşürerek, şekerli şeylere saldırmaya neden olabilir. Bunun nedeni çaya konulan şeker değil, çayda ve kahvede bulunan kafeindir. Açlık atakları yaşayan kişilerin kahve, sigara ve kafeinli her türlü içecekten uzak durması gerekir.

Ayrıca 2.5 saatten fazla aç kalmamak gereklidir. Ara öğün olarak, salatalık, elma, 3-4 badem-ceviz, yulaf ezmesi veya yoğurt yenebilir.

GİZLİ ŞEKER

Tıbbi olarak pre-diyabet denilen “gizli şeker”, diyabet öncesi anlamına gelir. Diyabet öncesi bu dönemdeki bu bireyler, gizli şeker hastası kabul edilir. Yani bu durumun şeker hastalığına dönüşmemesi için önlem alınabilecek dönemdir ve önemlidir, çünkü gizli şekeri olan kişiler şeker hastası olma ihtimali yüksek olan kişilerdir.
Gizli şekerin, şeker hastalığına  dönüşmemesi için bu kişilerin kilo vermesi, sağlıklı beslenmesi, egzersiz yapması ve endokrin uzmanının önereceği bazı ilaçları kullanması gerekir.
Gizli şeker hastası olan bireyler yaşam tarzlarını değiştirerek diyabetli olmayı önleyebilir ve geciktirebilirler. Bazı çalışmalara göre gizli şekeri olan birçok kişide 10 yıl sonra tip 2 diyabet geliştiği saptanıyor. Bu bireyler diyabeti önleme programına aktarılarak yaşam şeklini değiştirirlerse diyabet gelişme oranı oldukça azalabiliyor.
Kalp hastalığı riski artıyor
Gizli şekeri olan bireylerde kalp ve damar hastalığı riski kan şekeri normal olan bireylere kıyasla 1.5 kat daha fazla diye bildiriliyor, bu oran diyabetli bireylerde ise 2 -4 kat daha fazla  olabiliyor. Gizli şekeri olanlar kalp ve damar hastalıkları yönünden de tedbirli olması gerekiyor.
Kimler risk altında?
Vücut ağırlığı normalin üzerinde ise ve 45 yaşın üstünde olanlar  pre-diyabetli olup olmadığını öğrenmek için test yaptırmalıdır. 45 yaşından genç erişkinlerde ve şişman bireylerde diyabet ve pre-diyabet yönünden risk faktörleri önemlidir. Bu risk faktörleri: Yüksek tansiyon, düşük HDL – kolesterol, yüksek trigliserid düzeyi, ailede diyabet varlığı, gestasyonel diyabet, 4,5 kg üzerinde bebek doğumu öyküsüdür. Eğer gizli şeker varsa tip 2 diyabetin tespiti için her bir – iki yılda bir test yapılması önerilir.
– Açlık kan şekeri 100 ile 126 mg/dl arasında ise gizli şeker tanısı için öncelikli olarak mutlaka bir iç hastalıkları uzmanı ile görüşülmeli.
– Ancak açlık kan şekeri bazen normal yani 100 mg/dl’nin altında olduğu halde OGTT denilen şeker yükleme testi sırasında 2. saat kan şekeri 140 -200 mg/dl arasında çıkması da gizli şeker olduğuna işarettir.

Gizli şeker şüphesi uyandıran durumlar,
– Devamlı tatlı yeme isteği, açlık atakları, tatlı krizleri
– Gebelikte kan şekerinin bozulması
– Son zamanlarda aşırı kilo alma veya zayıflama
– Şeker düşmeleri olması
– Gündüzleri uyuklama olması
– Öfkelenme, birden sinirlenme
– Terlemenin artması, gece terleme, gece baş terlemesi
– Halsizlik, yorgunluk, sıkıntı olması, psikolojik değişiklik
– Anne, baba veya kardeşlerde şeker hastalığı olması ve hızlı kilo alma, ağız kuruması, çok su içme, çok idrara gitme.
Gizli şekeri olan nasıl beslenmeli?

* Sağlıklı beslenmeyi öğrenmeli ve bir beslenme uzmanına başvurmalı.
* Karbonhidrat  kaynaklarını öğrenmeli ve karbonhidrat alımını dengelemeli.
* Yediğimiz tüm karbonhidratlar şekere dönüşür, ancak kompleks karbonhidratların şekere parçalanma hızı yavaş olduğundan kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükseltirler.
Basit karbonhidratlar: Çay şekeri, reçel, bal, marmelat, pekmez, hazır meyve suları, pasta, kek, tatlı, şekerli bisküvi, çikolata, helva gibi yiyeceklerdir.
Kompleks karbonhidratlar: Sebze, meyve (mümkünse kabuklu yenmeli) tam tahıllı ekmek, kabuklu pirinç, bulgur pilavı, makarna, çorba, kuru baklagiller gibi yiyeceklerdir
*Proteinli besinler de karbonhidratın şekere dönüşüp bağırsaktan kana hızlı geçerek kan şekerini yükseltmesini yavaşlatır.  Bu yüzden meyve ile birlikte proteinli besin yemek daha iyidir. Özellikle ara öğünlerde aç karnına meyve yenmemelidir. Meyve ile süt veya ayran veya fındık veya peynir ekmek yenebilir.
* Ana ve ara öğünlerle desteklenmiş bir program olmalı
* Karbonhidrat alımı ile birlikte yağ alımı da kısıtlanmalı
* Dengeli beslenme ve egzersizle fazla kiloları vermeli
* Düzenli egzersiz yapılmalı
* Alkol azaltılmalı
* Light ve diyabetik ürünler kontrolsüz yenmemeli, çünkü light yoğurdun içindeki yağ miktarı azdır, ancak kalorisi vardır. Diyabetik üründe şeker olmayabilir, ancak içinde bulunan un, yağ veya meyve şekeri kan yağlarının kontrol altına alınması için uygun olmayabilir.

YORGUNLUK YAPAN TİROİD YETMEZLİĞİ VE HASHİMOTO NEDİR?

Tiroid bezinin az çalışmasına ve bu nedenle tiroid hormonlarını az üretmesine ve sonuçta kanımızda tiroid hormonlarının (T3 ve T4) düşük olması durumuna tiroid yetmezliği veya tıp dilinde hipotiroidi denir. Tiroid hormon yetersizliği sonucu vücudumuzun tüm metabolik olaylarında yaygın yavaşlama vardır ve bu nedenle vücudun dengesi alt üst olur. Vücuttaki bu bozuklukların yanı sıra ruhsal çöküntü, unutkanlık, hareketlerde yavaşlama ve uykusuzluk görülür. Hamilelik döneminde tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği bebeklerde zeka geriliğine neden olabilmektedir.

Tiroid bezi yetmezliğinin en sık nedeni Hashimoto Hastalığı geçirmektir. Hashimoto hastalarının hemen tamamında hipotiroidi kalıcı olarak yerleşir. Bu hastalıkta tiroid bezi, nedeni bilinmeyen bir şekilde küçülür ve hormon yapacak hücreler azalır; sonuçta tiroid hormonu az yapıldığından tiroid yetmezliği ortaya çıkar.

Hipotiroidi hastalığı kan testleriyle kolaylıkla teşhis edilir. Test olarak T3, T4, TSH, anti-TPO antikoru ölçülür ve tiroid ultrasonu yapılır. Kanda serbest T4 hormonu düşük ve TSH yüksek ise hipotiroidi tanısı konur. Tiroid bezi yetmezliği teşhis edilen hastalarda tam kan sayımı, karaciğer testleri ve kolesterol, trigliserit ve LDK kolesterol tetkikleri ile kalp grafisi (EKG) tetkiki yapılır. Aşikar yani belirgin (tam) tiroid yetmezliğinde TSH hormonu kanda artar ve genellikle 10 IU/L’den daha yüksek çıkar; kandaki T4 ve T3 hormonları da düşmüştür.

Başlangıç halindeki tiroid yetmezliğinde ise TSH hormonu 4 ile 10 IU/L arasındadır. Bu durumda T3 ve T4 hormonları normal sınırlar içindedir.

Bu hastalarda ölçülen anti-TPO ve anti- Tiroglobulin antikorları kanda yüksek çıkarsa tiroid yetmezliğini Hashimoto hastalığının yaptığına karar verilir.

YORGUNLUĞUN DİĞER NEDENLERİ

Şeker hastalığı ve bazı enfeksiyonlar da önemli yorgunluk nedenidir. Yorgunluk ayrıca kalp, böbrek, bağırsak ve diğer organ hastalıklarında da görülebilir.

Aşırı çalışma, stresli bir yaşam uykusuzluk ve depresyon yorgunluğun önemli nedenlerindendir.

Aşırı kilo alma ve gece kısa süreli nefes durması (apne) sabahları sersemlemiş bir şekilde ve yorgun kalkmaya neden olur.

Hareketsizlik, spor yapmamak ve beslenmenin bozuk olması da önemli yorgunluk nedenleridir.

Sağlıklı bir hayat dileklerimizle…