Kadının Kimyası

kadınınkimyası

Atom; hayatın başlangıcının teorik yönü…

İlahi yönünün yansıması olan  “OL” emri ile anında oluveren   ” ATOM”…

Yunanca ” bölünemez” anlamına gelen atomun ,biz bugün teorik anlamıyla değil, ama bir o kadarda sırla kaplı olan ilahi yönünü merak ediyoruz.

Bilinmek isteyen O BÜYÜK HAZİNE’ nin  belki de yol haritasının başlangıcı..

Elimizi uzattığımız her şeye besmele tavsiye eden YARATICI, acaba buradan bize ne mesajlar vermek istiyor?

Eşyanın hakikatindaki hikmet nedir ?

Hep beraber düşünelim dostlar..

Besmele eşyanın hakkıdır. Besmele çekmediğin eşyanın  hakkına girersin ve ona zulmedersin. Yaratılan her şeyin  belli bir hikmet üzere yaratılmış olduğunu yüce kaynaklarımızdan biliyoruz. İşte besmele eşyanın hikmetinin devamlılığını sağlayan yüce SIR. Besmele, yaratılışın saflığını devam ettirme süreci. Bu sürecin devamına katkıda bulunmak ise biz insanların görevi değil midir dostlar?

Hadi bir adım daha gidelim. Etrafımızda gördüğümüz veya karşılaştığımız evrensel kanunların ,fiziksel kuralların eşrefi mahlukat olan insanın manevi yönüne ışık tutabilecek işaretlerin, maddeye ve cisme bürünmüş hali olduğunu düşünelim.

Neden mi bahsediyorum  ?..

Atom dediğimiz şey, ortasında çekirdek ve etrafında yörünge dediğimiz halkalardan oluşan ve bu halkalarında üzerindeki elektronlara ev sahipliğinin yaptığı,  küçücük ama bir o kadar da büyük bir şey…

Bir simyacı gözüyle ise atomun merkezindeki çekirdek , ailenin merkezindeki kadın ile örtüşürken, çekirdeğin çevresindeki birinci halkada bulunan 2 é ( elektron) ,kadının birinci halkasındaki 2 é ile, yani eş ve evlat ile örtüşmektedir.

Atom bu iki elektronu eş kuvvetlerle kendine çekmektedir. Öyle ki birini daha fazla çekse  diğerinin savrulup gitme ihtimali vardır.

Hani hikmet dedik ya…

Hikmete binaen ; kadın etrafındaki bu 2 é den   yani eş ve evlattan birini kendine doğru daha çok çekerse, zıt etki ile diğerinin uzaklaşma ihtimali olduğunu söyleyebiliriz..

Atom maddenin hatta doğanın merkezi sayılırken ,kadında ailenin yani toplumun merkezidir.

Bir ailedeki kadın ne kadar gelişmiş ve donanımlı olursa, merkezden dışa doğru bir dalga ile eş ve evlat ,dolayısıyla içinde bulunduğu toplum o kadar donanımlı olur.

Toplumsal gelişme kadının gelişimi ile doğru orantılı olarak artar.

Simyacı penceresinden, kadının kimyasının çok değişken olduğu ve aktivasyon eşiği çok düşük olduğundan hemen etkileşime geçebildiğini görülmektedir.

Daha açık bir ifade ile ocaktaki sütü taşan bir kadın, vücudundaki duygu ile çabuk etkileşime girer ve bir anda psikolojisi değişir. Öfkesini ,onu hiç hak etmeyenlerden çıkarabilir. Ardından da canı yanar ve bu sefer tam tersi bir davranış sergiler. Bunların hepsi çok kısa bir sürede gerçekleşir. Ya da kıyafetini beğenen bir arkadaşının iltifatı karşısında kendini iyi hisseder ve gözleri parlar.

Yani dostlar kısaca şunu diyebiliriz…

Bazen psikolojimiz bizi yönetir. Bazen de biz psikolojimizi…
Şimdi ve şuan yönetim kimde … Bizde mi yoksa  onda mı?

Eğer siz psikolojinizi , en derin sulardan  çekip çıkarıp kıyıya fırlatabiliyorsanız yönetim  sizdedir. Lakin diğer durumda siz yönetimi ona vermişsinizdir.

Savaşçı bir kadın vücut kimyasını değiştirebilir. Vücudu ,duyguları,aklı onun laboratuvarıdır.O izin vermedikçe hiç kimse oraya girip hiçbir işlem yapamaz.Simyacı kadının içsel tatmini yüksektir.Onun beslendiği kaynak yücedir çünkü.

Bazen yapmamız gereken sadece görmektir. Başımızı gömdüğümüz düşüncelerden çıkarıp sadece görmektir  dostlar..

~

Kimyager Zeynep Yaman