Kadın

DSC_0647

Bir ufuk ki ne Mecnun varabildi ne Ferhat
Bir ufuk ki ilahi sırrı bekleyen serhad!

Necip Fazıl merhum’un kadın şahsiyeti, anlamı ve konumunu içeren bu beyti her okuyana başka manalar ilham etse de esasında çok da zor olmayan bir durumun ne derece çetrefilli bir mahiyet kazandığının izahı gibidir.

Günümüzün değişen şartları çerçevesinde yeniden izaha muhtaç bu konu yani kadın şahsiyeti tarihin bütün evreleri boyunca ancak asr-ı saadette hakiki tanımını bulmuştur. O da zamanın hazmedici ve dönüştürücü etkisi sayesinde mecrasından şaşmış, geleneklerin, örf ve adetlerin, hatta başka başka dinlerin tesiri altında başkalaşmış, İslam’ın sınırları içinde izahı zor bir hale dönüşmüştür.

İslam asırları aşıp gelmiş yaşayan ve her unsuru ile hayatın içinde var olabilir-yaşanabilir bir dindir. Onun kullar arasında bir cins ayrımı yapılırsa ki kulluk söz konusu olduğunda cinsiyet ayrımının bir manası yoktur, herhangi bir fark gözetmediği ayet-i kerimlerle izah edilmiş bir durumdur. Özellikle Ahzab suresi 35. Ayet-i kerime başka herhangi bir delile hacet bırakmaksızın kadın ve erkek ayrımı yapma ihtiyacı hisseden kullarına Allah Teâlâ tarafından verilmiş ilahi bir cevaptır. İdealist bir bakış açısı sunsa da bu durum asr-ı saadette yaşanılmış, İslam kadını kendisini diğer kullardan ayırmayan bir muamele ile hakiki yerini edinmiştir. Bugün yönünü şaşırmış, ne yapacağını bilemez hale gelmiş olan İslam kadınlarının ihtiyacı olan tek şey kendilerine eşsiz birer misal olarak yetecek olan asr-ı saadet kadınlarına bakmaktır. Orada İlahi emrin ilk muhatabı Hz. Hatice’nin nail olduğu o ilk şerefi görecekler. Hz. Aişe validemizde İslam’ın kadın cinsine verdiği en mühim özgürlük olan ilim öğrenme özgürlüğünün bütün anlamları ve zirve neticeleriyle nasıl hayata geçirildiğine şahid olacaklar. Hz. Hind b. Utbe ile uçurumun kıyısından dönüş yaptıran muazzam tevbenin semeresini, onun tedkik edici bakışını sonra da teslimiyetini takip edecekler. Ümmü Hiram’ın şehadeti arzulayıp bizzat Resulullah’In dilinden bu arzusuna nail olabilmek için dua kapışını öğrenecekler. Topunun cihaddan el çektirildikleri inancına rağmen Hz. Ümmü Ümare’nin döne döne Allah Resulünü koruyuşunu övgülerle dolu bir anlatımla bizzat Resulullah’ın dilinden dinleyecekler. Ümmü Şüreyk’İn herkesin hicret çabasına girdiği vakit ateşe atılır gibi Mekke’ye koşuşunu, sonra da Mekkeli kadınlara İslam’ı ne büyük fedakârlıklara tebliğ ettiğini okuyacaklar. Ve daha nicelerini….

Bundan hemen önce ise kadın erkek bütün Müslümanlara misal olarak verilmiş olan Hz. Asiye, Hz. Meryem, Hz. Hacer validelerimize ve numune-i imtisal bir hanım olarak Belkıs’a bakmaları yerinde olacaktır. İslam daha insanoğlunu ilk yarattığı andan itibaren kadına yüklediği anlamı Hz. Havva ile belirlemiştir. O, hayatın kaynağı, huzurun membaıdır. Sonra Kur’an, Hz. Hacer’le şehirler inşa edecek bir dirayet timsalini, Hz. Meryem’le sosyal hayatın içine dahil ettiği bir abide şahsiyeti, Melike Belkıs’la aklının ardına taktığı vezirleri ile muktedir bir idareciyi, elbette önce kadın Müslümanların idrakine ve anlayışına göstermiştir. Asr-ı saadette Müslüman kadınlar bunu anlamış, yaşamış ve hayatlarından kalan manzaraları, zamanımıza yetişsin-erişsin diye bırakmışlardır. Onları hayran olunacak birer tablo gibi dokunulmaz ve yorumlanamaz bir tahta yerleştirmek, İslam’ın kadınlara verdiği bütün hürriyetleri terk etmek demektir. Onların hayatlarını doğru anlamak için ise kültürün ve geleneğin oluşturduğu önyargılardan sıyrılmak, Kur’an-ı Kerimi ve kadınları alakadar eden ayetleri yeniden okumak, kavramları yeniden tanımlamak elzemdir. Aksi halde günümüze kadar yapılan yanlışları tekrar etmekten başka bir semere elde edilemeyecektir. Elbette bu gayret önce, kendilerini hep başkalarının dilinden dinleyen kadınların üstleneceği bir fiildir. Allah’ın kendilerine olan hususi hitabını işitmeli, hadlere riayet ederek kadrlerini bilmenin bir yolunu bulmalıdırlar. Aksi halde dünya nihayet bulacak ve kadınlar en mühim sorumluluklarının farkına varamadan bir şahsiyet bunalımının içinde kulluk bilincinden uzak bir hayatı hitama erdireceklerdir.

Serpil Özcan