İstikamete Mektup

DSC_0285 copy

Ey ufkumun körlüğüne uzanan iz!

Bilir misin ne kadar zorlandım seni bulmakta? Bu karışık dünya şehrinde dolandım durdum. Sana benzeyen bir çok iz, bir çok yol buldum. Ama seninle asla kesişmiyordu hiçbiri.

Bu bozuk gözlerle kimi dosdoğru gittim, kimi kayboldum. Gözlerimi kamaştıran şehir ışıklarına suç atmak kolayıma geliyor. Ama gözlerimi tedavi ettirecek sağlam bir doktor bulmaya gayret etmediğimdendi aslında aynı yanlış yollara sapışlarım.

O bozuk yollardan kurtulmanın çaresi dürüst bir rehberdi belki. Ama ben hep işime geleni söyleyenlere uydum. Bu sahte rehberler, beni asıl maksadım olan gül bahçesine götürmek yerine yol kenarlarındaki yabani otlarla oyaladılar.

Sonra tüm rehberleri bırakıp yalnız ilerlemeyi denedim. Topluluklar gelip geçti yanımdan. Bazıları ters yönde, bazıları benim gittiğim yöndeydiler. Ama hepsi de ilerledi kendi yolunda. Ben ise yarı masallarda oyalanarak arpa boyu yol aldım sadece. Ve hep gerilerde kaldım. Ne de olsa yalnızdım.

Oysa ne kadar çok hata yapmışım.

Yola çıkmadan önce bir doktor aramadım. Yolda da düzgün bir rehber seçmedim. Bir kervana da katılmadım. Zannettim ki, sadece seni aramak, ve sadece istikametle ilgilenmek yeter. Fakat işin aslı öyle değilmiş.

Böyle hasta, rehbersiz, kimsesiz ve kaybolmuş bir şekilde etrafta dolaşırken anladım yanlışlarımı.

En başta eksik bilgiyle niyet etmişim meğer. İstikamet nedir, bilmeden…

Ve hatamı anlayıp dönmeye niyetlendiğimde ilk seni öğrendim: Doğruluk, dürüstlük,  yönelme…

Ve hemen ardından bir rehber aramaya başladım beni sana götürecek. Aslında bir rehber bulmak zor değilmiş. “Furkân” gözlüğüyle bakınca sahteler gerçekten ayrıldı. Ve o gerçek rehberin arkasına takıldım ben de. Bir kervanın içinde hareket etmek ne kadar kolaymış meğer. Farketmeden başka tarafa yöneldiğimde, hemen beni uyaranlarla olmak ne güzelmiş. Boşuna uğraşmışım bunca zaman. Şimdi anlıyorum.

Ben kim miyim? Ben gerçekten kendini çokça beğenen, övünmeyi seven, çok nadir boyun eğen biriyim. Dostlar bana Nefs der. Sen zaten aslımı biliyorsun.

Ey istikamet! Ufkumun körlüğünü gören bir rehberim var artık.  Bu sefer bekle beni.

Selametle…

Daimi Yolcun

…oOo…

İstikametini arayan nefslere küçük bir harita:

Nefse uyup râh-ı Hakk’dan taşra çıkmak yol mudur?
Kibr ü ucb ile adun allâme takmak yol mudur?
Matlâun âlâ iken ednâya akmak yol mudur?
Yâr-ı Bâkî var iken ağyâra bakmak yol mudur?

(Aziz Mahmûd-ı Hüdâyî)

Zehra Akın