İstikamet Ciddiyet İstiyor

6

Herkesin bildiği gibi istikamet dosdoğru yolda gitmek ilerlemek manasındadır. Dinimizin emirlerini ciddiyetle taviz vermeden yaşamak ve yaşanmasını sağlamak cümlesi de “istikamet” gerçeğini bize tanımlamaktadır. Ve bizler son nefeste iman ve Rıza-i İlahiyi kazanmanın arzusuyla ömrümüzün sonuna kadar istikamet dileriz Rabbimizden.

Son zamanlarda herkesin kolaylıkla tespit edebileceği bir şey var. Üzülerek gözlemliyoruz bu durumu. Bu satırları yazarken ben de acaba bizim akıbetimiz ne olacak diye düşünmeden edemiyorum. Gözlem diye kastettiğim şu ki; mümin ve mütedeyyin insanlar yaşadıkları ve inandıkları dinin ciddiyetini çocuklarına kabul ettiremiyorlar. Sokaklarda yetişkin kız çocukları görüyoruz. Giyimleri kuşamları o kadar ilgi çekici ve ya değerlerimize ters düşen şekilde ki üzülmeden edemiyoruz. Fakat asıl üzüntüyü gözlerimizi yanında duran annesine çevirdiğimizde yaşıyoruz. Anne gayet örtülü sade giyimli tesettürlü iken yanında kızı annenin giyiminin tam zıddı bir halde. Bu durumun ne kınamak ne de eleştirmek için gündem edilmesine razı gelemeyiz. Hatta biliriz ki kınadığını yaşamadan ölmez insan. Topluca bir çözüm bulmalıyız gidişata. İstişare niyeti taşıyan bu yazıyı hazırlarken iki tane küçük kızım olduğu ve istikametleri için ne kadar endişelendiğimi de belirtmek ister bu vesile ile dualarınızı beklerim.  Bu halimizi ahvalimizi bizlere anlatan bir resim sadece. Bu bahsedilen resim zaten çok yakınlarımızda gördüğümüz ve ya kendi çocuklarımızla yaşadığımız bir durum da olabilir. Bu durumu dualarla çözmek gayretimiz. Tabi ki dualarımız hem kavli hem fiili olmalı. Yalnız ellerimizi açıp yalvarmak yerine ciddiyetimiz arttırmamız ve bunu evlatlarımıza da hissettirmemiz gerekmektedir.

En başta zamanın ve mekânın değiştiği söylemlerini terk etmeliyiz. Ne zaman değişti. Aynı zaman. Ne de mekân değişti. Aynı mekân. Hele ki hakikatler hiç değişmedi inci gibi aynı tazelikte aynı ciddiyette ve tüm safiyetiyle hadislerin ve ayetlerin satırları arasında ışıldamakta. Hakikatler hala bizleri aydınlatmakta ve hayatımızı düzenlemekte. Tabi kitapları açıp bakanlar hakikatin peşinden koşanlar için. Kendisine yeni hakikatler türetenler ve zamana göre şekilden şekle girenler bu ayrıntıyı kaçırıyor olabilirler.

Zaten yeni moda söylemler bizim en yumuşak karnımızı işaret ediyor. “Zaman böyle ne yapsın çocuklar? Eskisi gibi değil hiç bir şey, şimdiki zamanda biz bu kadarına razıyız” vs. Aslında bu üşengeçlik kokan ve baştan yenilgiyi kabullenen tavır hepimizin omuzlarındaki ağır yükü hafifletirmiş gibi yapıyor. Ve bizler böylelikle bu ağır ve mukaddes yükten kurtulduğumuzu sanıyoruz. Oysa yük hala sırtımızı kamburlaştırmakta. Ve bu yükü bir esenlik bir mutluluk haline dönüştürmek bizlerin elinde.

Hidayet üzerimizde büyük bir emanet aslında. Mal mülk gibi, gençlik gibi, sıhhat gibi, güzellik gibi her an elimizden gidebilir bir emanet. Siz de bilirsiniz. Bir zamanlar kalabalık guruplara hocalık etmiş kimi şahsiyetlerin ahir ömürlerinde gülünç durumlara düştüklerini üzülerek gözlemlemişsinizdir. Kantarın topuzunu kaçırıp kendisini mehdi, peygamber, haşa tanrı ilan eden örnekler vardır. Bu durum bizi son nefeste iman ve istikamet için endişelendirmelidir. Belki de o insanlar bazı istikamet hataları yaptıklarından bu hallere düşmüşlerdir. Bazen de sıradan bizim gibi insanların giderek değerlerinden uzaklaştığını Allah korusun namazlarını tesettürünü ve buna benzer mühim dini özelliklerini kaybettiklerini, faize bulaştıklarını, haram yediklerini, yalana müracaat ettiklerini, fitne içerisinde yüzdüklerini görür ya da duyarız. Bunun tam tersi de olabilmektedir. Son yıllarında imanını kurtaran ciddiyetle ibadetlerini yapan öncesinde inançsız bir hayat sürmüş örnekler de vardır.

Bir arkadaşımla sohbet ederken yaşam tarzı adına çıkarılmış dergilerden konu açılmıştı. Sadece başına şal iliştirmiş işveli kızların pozları ve ünlü markaların yeni pazar arayışları ile dolu sayfalardan müteşekkil olan dergileri almasının gerekçesinin kızını tesettüre ısındırmak maksadı taşıdığını söyledi. Ben de bunu pek doğru bulmadığımı söyleyince “E ne bekliyorsun ki şimdi ki zamanda çocuklarımız İslam ya da Kadın ve Aile dergisi mi okuyacaklar” dedi. Bu saydığı dergilerin sayfalarında gezinirken geçirdiğim çocukluğumdan ve gençliğimden cesaret alarak ve baş makalelerinde muhterem hocamız rahmetli Esad Coşan’ın ciddi uyarılarını da anımsayarak onunla güzel bir sohbet gerçekleştirdim. İkimizde sonunda zamanın ve hakikatlerin değişmediğine kanaat ettik ve Allah’tan bu konuda yardım diledik. Belki de mesele zaten İslam, Kadın ve Aile ve diğer ciddiyetteki mecmuaların ve yayınların yerini giderek insanların teveccühlerini kazanan televizyon kanallarının ve onlara geçici mutluluk ve nefs vadeden diğer görsellerin aldığını bilmemiz ve buna direnmemiz gerektiği idi. Işıltılı geçişken ve değişken ekranların karşısında istikametimizde ciddiyetimizde zarar görüyor. Her sabah birçok kanalda kaçan kızlar, aldatan eşler, başına buyruk hayatlar, yapılan çirkin yanlışlar ibret olsun gerekçesiyle sürekli konuşuluyor. Ve bu marjinal konular konuşula konuşula eskiyor. Sıradanlaşıyor. İnsanlar bu olayları duydukça hafif arızalı eylemlere ve davranışlara razı gelmeye başlıyorlar. Mesela kızların kaçtığı haberlerini dinledikçe kızının (çıktığı) erkek arkadaşını onaylayanlar var. Sözüm ona kontrolde tutmak amaçlı büyüğünden koruyan küçük bir taviz. Hâlbuki ne büyük bir yanlışlık ne büyük bir hata yaptığımız. Bu erkenden pes etmek erkenden yenilgiyi kabul etmek oluyor. Çocuklar buna dünden hazırlar. Hele ailelerin zaafını bir bilsinler sonuna kadar bunu lehlerine (aslında aleyhlerine) kullanıyorlar. Allah cümlemize uyanıklık nasip etsin.

Hayatımız giderek ufaklı büyüklü robotlar sayesinde kolaylaşırken, zamanımız her şeye yetecekken bizler evlatlarımıza zaman ayıramıyoruz. Gerekli konularda eğitim veremiyoruz. Oysa ailelerimiz onca işin arasında eziyetli bir hayatın ortasında bizlere gerçekleri, haramları günahları, sevapları çok güzel şekilde öğretmişlerdi. Bizler konfor tuzakları içinde zevkperest bir dünya kuruyoruz kendimize her geçen gün. Ve çocuklarımızın ahiret hayatını kurtaracak önemli öğütleri pedogojik korkularla geciktiriyor ve ya geçiştiriyoruz. Bir de çocuklarımızla arkadaş olma modası var o başka bir konudur. Aman ters teperse! Çocuk inkârcı olursa deyip akışına bırakmak aslında büyük yanılgımızdır maalesef. Ya da başını örtsün de şimdi zaten gençler etek giymiyor ki deyip daracık pantolonlara göz yummak ne kadar üzücüdür. Ya da ağır makyaj yapmasına izin vermek hatta kozmetik ürünleri kızlarına alan anneler biliyoruz gayet dindar olup da…

Her insan bir disiplin üzerine yaratıldığının farkındadır. Biz daha denemeden korku senaryoları üretirsek sonuç alamayabiliriz. Küçükten işi ciddi tutmamız lazım. Sonradan hiçbir şey olmuyor. Olsa da tutmuyor. Şimdi yapsın da sonra yapamayacak zaten. Şimdi giysin de sonra giyemeyecek zaten diyerek çocuğunu serbest yetiştiren aileler sanki kendi küçüklüklerinin ya da gençliklerinin kazasını yapıyorlar çocukları üzerinden. Yapamadıkları işleri yaptırıyor giyemediklerini giydiriyor olabilirler mi? Oysa Peygember’imizin tatlı sert uygulama önerilerini hepimiz biliyoruz. Tavizsiz bir hayat yaşamamız gerektiğini de. Efendimiz sav in hayatında nice örnekler var bu günkü Müslümanların davranışlarıyla çelişen. Büyük zatlar, âlimler, salihler nice güzel modeller var oysa önümüzde. Ve hala günümüzde yaşayıp zamanın değiştiği gerçeğini yalanlayan ve kararlılıkla ailece gidişata başkaldıran örnekler de var üstelik. Çocuklarını küçükten hanım hanımcık sevimli bir tarzla örtünmeye alıştıran kendileri de aynı ciddiyetle duruş ve tavır gösteren insanlar da yok değil.

Ama çoğu dindar aileler evlatlarını her şeyin tadına baksın her ortama girsin sonra aklı kalmasın diyerek dünyevi lezzetlerle bizzat kendileri tanıştırmaktadır. Farkında bile olmadan konser, gösteri, sosyal ortamlar gibi birçok yere kendi elleriyle yollamaktadırlar. Bunun sonucunda çocuk hep daha fazlasını istemektedir ailesinden ve ardı arkası gelmeyen bir problem yumağına dönüştüğü üzüntüyle tecrübe edilmiştir yıllar sonra.

Aileler erkek evlatlarına da aynı davranmalıdır bu konuda. Kızlar için iffetin önemi ne ise erkek çocuklarına da bu bilinç verilmelidir. Efendimizin utangaçlığı ve edebi ile taçlandırmak gerekiyor oğlan çocuklarımızı da. Hz Osman’ın hayâsı onlara iyice öğretilmelidir. Erkek çocuk deyip gevşememelidir. Çünkü hesap kadına da erkeğe de sorulacaktır. (Uygulandığını bildiğim;)Oğluna fazladan harçlık verip kız arkadaşlarına hediye almasını teşvik etmek, içtiğini bildikleri sigaranın dahi parasını cebine iliştirmek ne kadar yanlış bir davranış olacaktır.

Kadın erkek bütün müminler için geçerli olan gerçekleri tavizsiz uygulamanın yollarını bulmalıyız. Belki de hiçbir konuda ciddi olmadığımız kadar ciddiyetli olmalıyız bu konuda ki çocuklarımız da önemsesin. Allah’ı sevmeyi O’na kendini sevdirmeyi ön plana alabilsinler. Tembihlerimiz hiç azalmasın ama en çok da hal ile onlara doğru yolu gösterecek olan bizleriz. Ne dini içerikli okullar, ne suni abla abi dayatmaları, ne hafta sonu kursları ne de yaz okulları tek başına yetmeyecektir. İstikametli bir hayat için önce ebeveyne ciddiyet ve kararlılık lazımdır. Ve hal lazımdır kal den önce. Allah hepimizin yardımcısı olsun.

Betül Şatır